Posts tagged Yok

Bursa Kaldığı Yerden

Geçtiğimiz yıl ki şampiyonluğun ardından bu seneki performansı merak edilen Bursaspor, yeni sezona da rekorlarla başladı. Ligin ilk 3 maçını da kazanan yeşil-beyazlı takım, 9 puanla liderleğe yükseldi.

Attığı 5 gole karşın kalesinde gol görmeyen Bursaspor, gelecek adına da ümit veriyor. Bursaspor yöneticileri ise, başarılarının en önemli nedeni olarak, şampiyon kadroyu korumalarını gösteriyor.

İLKLERİ YAŞATMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Bursaspor Yönetim Kurulu Üyesi İrfan Koç, ligin başında 3 maçı da kazanmalarının kendileri için çok önemli olduğunu söyledi. Şampiyon bir takım olarak 3 maç üst üste kazanmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Koç, Bursaspor taraftarlarına ilkleri yaşatmaya devam edeceklerini kaydetti.

İki zor deplasmandan 6 puan çıkarttıklarını hatırlatan Koç, şöyle konuştu: “Galatasaray ve Sivas maçlarını kazanmayı bildik. Bu hafta maç yok ve bir sonraki hafta da Eskişehir’i Bursa’da ağırlayacağız. O da güçlü bir rakip. İnşallah onu da yenip 4′de 4 yapmak istiyoruz. Seyircimiz karşısında galip geleceğimize inanıyorum.”

EN BÜYÜK AVANTAJIMIZ ŞAMPİYON KADROMUZ

Bursaspor’un bu seneki hedefini belirlediğine dikkat çeken Koç, “Herkes Bursaspor’un şampiyonluktan sonra ne olacağını merak ediyordu. Bu performansının bu sene ne olacağının göstergesi.” diyerek şöyle konuştu;

”Biz şuna inanıyorduk; takımı bozmadığımız için inancımızı hiç yitirmedik. Şampiyon olan takım yerinde duruyordu. Bu maçları kazanacağımıza inanıyorduk. En büyük avantajımız kadromuzun yerinde oluşuydu. Allah utandırmasın. Seyircimizin deseteği de çok iyi. Sivas’a kadar geldiler. Bizi desteklemeye devam etsinler.”

Yeni transferlerin de birbirinden kaliteli olduğuna dikkat çeken Koç, onlarında takıma tam katkı sağlaması ile Bursaspor’un yolunun iyice açılacağını sözlerine ekledi.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Bebeklerini Öldüren Sevgililer, Birbirlerini Suçladı..!

Konya’da tarlasında çalıştığı patronuyla yaşadığı ilişki sonucu doğan bebeğini boğarak öldürdükten sonra toprağa gömdüğü iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile tutuklu olarak yargılanan 24 yaşındaki Hacer Karaca ve sevgilisi 40 yaşındaki Zekeriya Korkmaz, duruşmada birbirlerini suçladı.

Meram İlçesi Kaşınhanı Mahalllesi’nde oturan Hacer Karaca, tarlasında çalıştığı, evli ve 4 çocuk babası Zekeriya Korkmaz ile girdiği ilişkiden hamile kaldı. Durumu sadece annesine anlatan Hacer Karaca, 13 Ekim 2009 tarihinde, Dr. Faruk Sükan Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde doğum yaptı. İki sevgili, doğumdan bir gün sonra, erkek bebekleriyle birlikte otomobille Pireli Deresi’ne gitti. İddiya göre, iki sevgili 1 günlük bebeği öldürdükten sonra toprağa gömerek olay yerinden ayrıldı.

Hastane personeli, 2010 Şubat ayı içinde Hacer Karaca’nın kan uyuşmazlığı olan bebeğini, verilen tarihte sağlık kontrolüne getirmediğini belirledi. Sağlık görevlileri bunun üzerine Hacer Karaca’nın oturduğu Kaşınhanı Mahallesi’ne gitti. Hacer Karaca’nın yakınları, sağlık görevlilerine, Hacer Karaca’nın bekar ve çocuksuz olduğunu söyledi. Bunun üzerine sağlık görevlileri durumu Sağlık Müdürlüğü’ne bildirdi. Sağlık Müdürlüğü de, Cumhuriyet Savcılığı’na ihbarda bulundu.

Ardından Konya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. İlk olarak 17 Şubat 2010 tarihinde Hacer Karaca, gözaltına alındı. Hacer Karaca, sorgusu sırasında dünyaya getirdiği bebeğin Zekeriya Korkmaz’dan olduğunu ve onun bebeği boğarak öldürdükten sonra toprağa gömdüğünü söyledi. Ardından Zekeriya Korkmaz da gözaltına alındı. İki sevgili, tutuklandı.

1′inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘yakın akrabayı kasten öldürmek ve delilleri yok etmek’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla tutuklu olarak yargılanan Zekeriya Kormaz ve Hacer Karaca ile ‘olayı gizlemek’ suçundan tutuksuz olarak yargılanan Hacer Karaca’nın annesi Hayriye Karaca, bugün ikinci kez hakim karşısına çıktı.

Mahkemeye tutuklu sanıkların yanı sıra avukatları ve yakınları da katıldı. Hacer Karaca, duruşmada Zekeriya Korkmaz’ın kendisiyle zorla ilişkiye girdiğini ileri sürerek, “Bu ilişkinin ardından ben hamile kaldım. Bebeğimi hastanede dünyaya getirdim. Zekeriya beni hastaneden çıkardı. Ben bu sırada kendimde değildim. Zekeriya beni ve çocuğumu bir dağın arasına götürdü. Ben bir anneyim. Zekeriya bebeğimi elimden alarak kum yığınlarının arasına koydu” dedi.

Bunun üzerine mahkeme başkanı Kenan Hasdemir, “Annelik duygunu o zaman gösterseydin” dedi. Hacer Karaca da, “Zekeriya, beni ölümle tehdit ediyordu” diye cevap verdi.

Zekeriya Korkmaz da savunmasında Hacer Karaca ile 4 yıldır ilişki yaşadığını ve sevgilisiyle kendi rızasıyla ilişkiye girdiğini belirterek, “Hacer’i hasteneye doğum yapmak için ben götürdüm. Doğumdan sonrada Hacer ve çocuğumu Antalya’ya götürmek istedim. Antalya yolunda bebeğin sesi kesildi. Hacer, çocuğu benim kucağıma attı. Çocuğu elime aldığımda sesi kesilmiş burnundan da kan geliyordu. Ben de bunun üzerine çocuğu toprağın üzerine koyarak Hacer ile birlikte oradan ayrıldık” dedi.

Sanıklar dinlendikten sonra mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Galatasaray Teknik Direktörü Rıjkaard: “Karpaty Maçını Mutlaka Kazanmalıyız”..!

Florya Metin Oktay  Tesisleri’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Rijkaard, Karpaty maçının kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek, “Sivasspor maçının yenilgisini unutturmak için yarınki maçı almamız gerekiyor. Galatasaray  camiası olarak buna çok ihtiyacımız var. Rakibimizi yenmek için bütün mücadelemizi ortaya koyacağız. Kazanırsak, UEFA’da yolumuza devam etmek için önemli bir adım atmış olacağız. Taraftarlarımıza da bir armağan vermek istiyoruz” şeklinde konuştu.

Hollandalı çalıştırıcı, rakipleriyle ilgili olarak ise, “Çok defansif ve zor bir rakip olduğunu biliyoruz. Oyun anlayışı birbirine uygun futbolculardan kurulu ve çok çabuk kontratağa çıkan bir takım” diye konuştu.

Bir basın mensubunun, yapılacak transferlerle ilgili bir sorusuna ise Rijkaard, kendileri için transferi konuşmanın şu an yeri olmadığını ifade etti.

Rijkaard, şu anda kadroda bulunan futbolcularla oynayacakları yarınki maçın önemli olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Tabii ki yöneticilerimizle konuştum. İhtiyacımız olan ne varsa, şu anda çalışmalar yapılıyor. Henüz net bir şey söyleyemem, çünkü çalışma aşamasındayız. Transferi şu anda konuşmanın yeri yok, önemli olan yarınki maç.”

Sakatlığı bulunan oyuncuların çokluğundan yakınan Hollandalı çalıştırıcı, şu anda kadroda bulunan tüm oyunculara ihtiyaçlarının olduğunu söyledi.

Milli futbolcuların çarşamba günü maç oynayıp iki gün sonra lig maçına çıktığını vurgulayan Rijkaard, şöyle konuştu:

“Onun için bütün futbolculara ihtiyacımız var. Çağlar’ın sakatlığı olmayıp sağlam olmuş olsaydı, şu anda çok işimize yarayacaktı. Tabii ki bütün

sezon 11 futbolcuyla oynamıyorsun, kadrodaki bütün futbolcularla oynamak zorundasın. Yeni yapmış olduğumuz transferler Pino, Cana, Çağlar ile Elano sakat olmasaydı, bugün bizim daha çok işimize yarayacaktılar.”

Bu arada, bir basın mensubunun, Sivasspor maçındaki sinirli hareketlerini hatırlatması üzerine, “Sinirli değilim aslında ama maçın gidişatında galip gelmek istiyorsun. Bunu kaçırdığında da ister istemez sinirleniyorsun” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Mesut Özil’in Real Madrid’e transferi hakkında da Hollandalı teknik adam, “O kulüplerde oynayacak Mesut gibi nice Türk futbolcular var. Mesut kendini dünya kupasında ispatladı. Real Madrid’de de başarılı olacağına inanıyorum” diye konuştu.

CANA KADRODA YOK

Frank Rijkaard, Arnavut oyuncu Lorik Cana’nın sakatlığı nedeniyle yarınki mücadelede oynayamayacağını açıkladı.

Rijkaard, Cana’nın dizinden bir sakatlığının bulunduğunu dile getirerek, “Ağır bir sakatlık olmayacağını ve en kısa sürede aramıza döneceğini düşünüyorum” diye konuştu.

Hollondalı çalıştırıcı ayrıca, Cana’nın yanı sıra Sabri, Aydın, Pino, Elano

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Aykut Kocaman’dan Müjde..!

Yeni sezon hazırlıklarını Belçika’da sürdüren Fenerbahçe’de, sportif direktör ve teknik direktör Aykut Kocaman basın mensuplarının sorularını yanıtladı.İstanbul’da ağır antrenmanlar yaptıklarını kaydeden Kocaman, “İzin kullandıktan sonra şimdiki kamp yerimize geldik. Buradaki amacımız maçlar oynamaktı. Young Boys karşılaşmasına hazırlanmak için 3 tane karşılaşma oynadık. Yarın da Galatasaray ile bir hazırlık karşılaşması daha oynayıp, hazırlıklarımızı bitirip, Young Boys karşılaşmasına yoğunlaşmaya çalışacağız. Çok önemli bir karşılaşma. Öncelikle onları eleyip yeni rakibimizi beklemek en büyük amacımız olacak” dedi. Transfer çalışmalarına değinen Kocaman şöyle konuştu:”Birincisi taraftarlar ve basın mensupları bu dönemi tamamen transferle özdeşleştiriyor. Bir tarafı tabi ki haklı ama tamamen transfer değil. Şu an Gökhan Gönül, Özer, Mehmet Topuz ve Emre’den hemen hemen hiç faydalanamadık. Lugano aramızda değil. Stoch geldi, 3-4 günlük antrenmandan sonra yeni toparlanıyor.

Benim futbola ve takıma bakışım var olan futbolcularımızın performanslarının yükselmesi. Eğer hala yeterli görmüyorsak transferlerle takımı geliştirmeye çalışmak. Bu söylediğim oyunculardan eksik kalanlar da olmuş olabilir. Bir kere transferde endişeli bir ortam yaratılıyor. Şampiyonlar Ligi için oynadığımız için bunu anlıyorum da. Önce takımı bir araya getirebilsek bu takımın performansını yükselteceğimizden şüphemiz yok. Başkana ve yöneticilere söylediğim şu: Fenerbahçe son 10 yılda isim olarak çok önemli transferler yaptı. Bu hem marka değeri hem de dünya futbolundaki tanıtımı için anlaşılabilir bir durum. Ancak geçen seneden beri başlayan şu dönüşümü yapmak zorundayız. Artık miyadını doldurmuş oyunculara, Fenerbahçe’den almak değil, Fenerbahçe’ye vermek isteyen oyunculara ihtiyacımız var. Bunda ısrarlıyım. Eğer endişeler oluştuysa bu durumdan kaynaklandı. Markete gidip de bir şeyler almaya benzemiyor transfer yapmak.

İnsanlarla muhatap oluyorsunuz çünkü. Eğer nitelikli bir oyuncuyla ilgileniyorsunuz bu daha da zor. İnsan alıyorsunuz çünkü. Bazen oyuncunun seçeneği olmuyorsunuz. İlgilendiğimiz oyuncular değerli oyuncular çünkü. Bazen de oyuncuyla anlaşıp kulüple anlaşamıyorsunuz. Eğer niyetimiz sadece transfer yapmak olsaydı Türkiye’deki takımlar arasından çok kolay transferler yapabilirdi. Bilinen isimler zor transferler. Bu hafta içinde transferlerden birinin ve hatta ikisinin sonuçlanma ihtimali çok fazla. Geçen sezon daha fazla transferlerle ilgilendim. Ancak bu sezon teknik sorumluluk da işin içine girince esas yoğunluğu buraya verdim. Taraftarlarımız merak etmesin. Olmasa bile biz mevcut kadromuzla geçen sezonlardan bir adım yukarda olacağız, olmak zorundayız. Fenerbahçe kulübünün kasasından çok Fenerbahçe’ye değer katabilecek oyuncuları düşünüyorum. Transfer adına yapılacak çok kolay işler olabilirdi. Fenerbahçe bunu yapabileceğini son 10 yılda gösterdi bana göre. Buraya geldiği zaman kulübe ait hissetmesi önemli futbolcunun. Buradan neler alacağını değil, neler verebileceği önemli. Tabiri caizse aç oyuncular istiyoruz.”

“HER OLAYI KÖTÜ TARAFINDAN ELE ALIYORUZ”

Transferde öncelikle yaşı uygun oyuncuları kadroya katmak istediklerini kaydeden genç teknik adam, “Bakıldığı zaman Fenerbahçe çapındaki tüm kulüplerin ortak problemi bu. İmza töreninde de söylemiştim bunu. Ben ‘asla olmamalı’ demiyorum. Hatta Hagi örneğini vermiştim. Buradaki en önemli kriter geldiği kulübe değer katabilmesi. Uyum sorununu nispeten kolay atlatacak olması. Yaşı burada çok önemli değil. Fenerbahçe’ye gelirken yaşı da uygun olursa, giderken de kazandıracak bir oyuncu olursa tabi ki daha iyi. Bizim kulüplerimizin yapısı değersizleştirmeye yönelik. Bunda medyanın da payı var. Biz de dahiliz buna tabi. Her olayı tamamen kötü tarafından alıyoruz ele. Genel olarak futbol dünyamız böyle. Oyuncuları bir anda tepeye çıkarıp bir anda aşağı indiriyoruz. Kulüp aidiyetinin dışına itiyoruz oyuncuları. Futbolcular da hem kulüpten hem de ülkeden gitmek için daha fazla uğraşıyorlar” şeklinde konuştu.

GÜIZA KONUSU

Takımın sorunlu futbocu Daniel Güiza’ya da değinen Aykut Kocaman, “Güiza konusunda ufak toleranslar oldu ama demin de dediğim gibi takımda antrenman yapmayı seven, kendini geliştirmeyi seven ve kulüp aidiyetine sahip oyuncularla sonuna kadar devam etme amacındayım. Bunun içinde Güiza ne kadar yer alıyor veya yer almıyor bu başka bir taraf. Bu sıcakta antrenman yapıyor insanlar, bu insanlara saygı göstermek lazım. Kulüp de yükümlülüklerini yerine getiriyor hem Güiza’ya karşı hem diğer oyunculara karşı. Bu oyunculara öncelikle antrenman yapmaları için para ödeniyor zaten.Esas markanın Fenerbahçe olduğunun altını çizen Fenerbahçe teknik direktörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraftarın esas görevi Fenerbahçe markasına sadakat ve hizmettir. Kombinelerin yıldız transferiyle alakası olmamalı bence. Yıldızlar, Fenerbahçe’yi de parlatacak yıldızlar olmalı. Fenerbahçe taraftarının önce o stadyumda bulunan arma ve marka için oraya gelmeleri gerekiyor. Fenerbahçe’nin gücünü bir adım daha yukarıya çıkaracağız, ondan sonra taraftarın tepkisini ölçeceğiz. Bunlar olsa da, olmasa da taraftarımızın yapacağı şey orada olmak olmalı. Bu sadece forma için olmalı, demek istediğim bu.”

“BEKLEDİĞİMİN ÜZERİNDE DESTEK GELDİ”

Takımın başına gelmesiyle camiadan büyük destek gördüğünü ifade eden Kocaman, “Son 10�5 günlük periyotta ne oldu, ne bitti hiç bilmiyorum. Gazete ve televizyonları takip edemedim. Ondan evvelki dönem için konuşursak eğer beklediğimin çok üzerinde, gurur verici, onur verici bir destek geldi bana. Bugüne kadar yapılanların heba olmadığını görmek adına önemliydi bu tabi ki” dedi.Kazım’ın geçen sezon kiralık olarak gönderilme kararını yönetimle beraber aldıklarını vurgulayan Aykut Kocaman, “Takımın bütünlüğünü korumak adına Roberto Carlos ve Kazım hamleleri yapıldı geçen sene. Biraz sıkıntılı bir dönemimiz vardı o zaman. Arka arkaya kötü sonuçlar alınmıştı. Biraz toparlanmamız gerekiyordu ve bu amaçla bir tasarrufta bulunuldu geçen sene. Kazım sözleşmeli oyuncularımızdan bir tanesi. Ona bir şans verildi, ne kadar kullanacağına bakılacak. Bu Güiza için de, bütün oyuncular için de aynı. Durumu oyundan oyuna değerlendiriyoruz ama böyle yapmamak lazım. Dünkü Kazım gibi hareketli, koşan, istekli bir oyuncuya kapı her zaman açık. Göndermeyi düşündüğümüz oyuncu ihtimalleri var. Çok değişken bir durum bu. Mesela Köln maçındaki Kazım’la Genk maçındaki Kazım’ın arasındaki fark ne kadar fazla değil mi? Bu kararı bir günde vermemek gerek yani. Çok zor bir soru bu. Bir şey söylediğim an bağlayıcı bir açıklama yapmış olurum. Bunu yapmak istemiyorum. Bazı düşüncelerim var ama bırakın bu içimizde kalsın. Fenerbahçe’nin ve benim kriterlerime uymayan oyuncularla yollarımızı ayıracağız. Yabancı-yerli diye ayırmak yanlış olur. Benim için sadece futbolcu vardır” ifadelerini kullandı.Sarı lacivertli takımın eski teknik direktörü Daum’un yaptığı açıklamalarla ilgili bir soruya ise genç teknik adam, “Daum’un açıklamalarından dolayı hiçbir rahatsızlık duymuyorum. Gerçeğin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu var. Bir gün gerçek ortaya çıkıyor. Şu an için gerçekten ilgilenmiyorum. Bu tip bir polemiğe girmek istemiyorum. Ben 25 tane oyuncuyla beraberim, bunlara yabancı-yerli, tecrübeli-genç diye ayırmadan bakacağım. Semih de performans gösterdiği sürece takımda olacak. Tersini düşünmeyeceğim” yanıtını verdi.Aykut Kocaman, takımda çok uzun zamandan beri oturmuş bir tek forvet yapısı olduğunu belirterek, “Bunu bir anda değiştirmek doğru değil ama bu değişimi yapacağım. Bu biraz da gözlemlerime dayanarak olacak. Süreç içerisinde bu dönüşüm olacak. Futbolcular da bana alışacaklar zamanla. Ben burada olduğum sürece bana alışmak zorundalar zaten. Ben böyleyim ve değişemem. Etraftan gelen sözlerle, yanlış sözlerle bir yere kadar gidebilirsiniz. Ben düşüncelerimi aktarmayı seven bir insanım. Açık olduğunuz sürece baştan acıtıcı olabiliyor ama sonra daha rahat konuşabiliyorsunuz. Değişmeyi de doğru bulmuyorum. Açık olmayı her zaman daha doğru buluyorum ben” diye konuştu.

Köln maçından sonra kendi düşüncelerini oyuncularına illettiğini ifade eden Fenerbahçe teknik direktörü, “Oyuncularımın düşüncelerine de önem veren bir insanım. Onların mesleklerine de değer veriyorum. O maçtan sonra kendi düşüncelerimi aktardım onlara. O an benim düşüncelerim daha önemliydi. Köln maçındaki durum normal ve kabul edilebilir bir durum değildi. İlk yarı özellikle. Fenerbahçe’nin dinamiklerini biliyorum. Ben sonuçlara karşı hazırlıklı bir insanım. Başarısız sonuçlara da hazırlıklıyım ben. Sporda böyle şeyler oluyor, önemli olan ne kadar çaba harcadığınız. Özellikle ilk yarıdaki oyun kabul edilebilir değildi. Bazen istediklerinizi yapamayabilirsiniz ama bu kadar aciz bir oyun bize yakışan görüntü değildi. Çok maç kazanıp, kaybedeceğiz ama o görüntü normal değildi. Takımla da bunu paylaştım” dedi.Emre Belözoğlu’nun öfkeli bir oyuncu olduğunun altını çizen Kocaman, “Zaman zaman öfke kontrolünü yitirebiliyor. Öfke önemli bir performans aracıdır kontrol edilebildiği sürece. Konsantrasyon ve adale gücünü arttırır. Oyunculardan en çok istediğim şeylerden biri budur. Oyunculara, “şunu yap, bunu yapö dersen yapamayabilirler ama önemli olan gayret göstermektir. Emre de bu gayreti gösteren bir oyuncu.

Emre böyle olduğu sürece ben ona destek olacağım. Öfkesini kontrol etmesinde de yardımcı olacağım ona. Bu öfke hem kendisine hem de takıma zarar vermeye başlarsa o zaman farklı bir şekilde konuşabiliriz kendisiyle, farklı uygulamalara da gidebiliriz. Öncelikli olarak gayret göstermesi önemli Emre’nin. Emre’nin davranışı hoş değildi açıkçası. Bunu kendisi de biliyor. Emre’yle konuşmam da bunu gösteriyor. Emre’nin zaten başka bir tarzı olduğunu düşünürsem en başında söylediğim futbolcu biçimi konusuna dönerim. Benim yaşam tarzım bu değiştirmeyi de düşünmüyorum. Emre tarzındaki oyuncuların daha dikkatli olması lazım. Emre’nin tanılarının burada konulması için 4� günlük bir zaman gerekirdi. Batıda insanlar bir takım sıralamalara göre kontrolden geçiyorlar. Emre 2 haftadır bu sıkıntılarla yaşıyordu. Bu sıkıntılar büyümüştü son günlerde. Emre tedavisinin hızlanması için İstanbul’a gitti. Yazıldığı gibi bir durum yok. Tekrar söylüyorum gerçek bir gün ortaya çıkar. Tersi bir durum olursa ilerde bana söylersiniz doğrusunu” şeklinde konuştu.Volkan Demirel’in Türkiye’nin en iyi kalecisi olduğunun altını çizen Kocaman, “Bütünüyle en iyi kalecisi. Arkasındaki oyuncularda değiştirmemiz gereken isimler değil, zihniyetler. Onların kaleye yakın olduklarını hissettirmemiz lazım. Dün Mert bu konuda bir alternatif olmaya yaklaştığını gösterdi. Eğer olmayacağını düşünürsek kaleci transferi tasarrufu olabilir, planlarda da var. Ama Mert gibi kalede olduğunu gösteren bir oyuncu var. Bunu göstermesi çok önemli. Transferde yerli opsiyonlarımız da var yabancı opsiyonlarımız da var” ifadelerini kullandı.Kesin olarak bir yabancı daha alacaklarını söylediğini hatırlatan Aykut Kocaman, “Şu anda forvetin merkezi için son derece yoğun çabalarımız sürüyor.. Özellikle ofansif anlamda derinlik katacak isimler arıyoruz. Stoch önemli şeyler gösteriyor bu konuda bize. Topla beraber öne doğru koşmasını seven bir oyuncuya karşı talebimiz var. Fenerbahçe artık takım içi yıldızların olduğu bir takım haline gelmek zorunda. Önümüzdeki 10 yıl içinde benimle veya bensiz bu yola gidecek Fenerbahçe. Son 10 yılda bu tip transferler anlaşılabilirdi ama bundan sonra dönüşüm olması gerekiyor. Öteki türlü olduğu zaman 2 adım ileri gidip, 1 adım geri gidiyorsunuz. Artık 2 adım ileri gittikten sonra soluklanıp, yine ileri gitmemiz gerekiyor. Fenerbahçe’nin bu potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Ben de umarım bu dönüşümün içinde olurum” dedi.

“BASİT TOP KAYBI AZALMALI”

Dünya futbolunda artık topu çok kolay kaybeden takımlara yer olmadığını belirten Fenerbahçe teknik direktörü Kocaman şu ifadeleri kullandı:”En önemli kriter bu. Basit top kaybının azalması gerekiyor. Oyuncuların kullandıkları alanın biraz daha genişlemesi gerekiyor. Ana hatlarıyla söylüyorum ben tabi ki. Artık oyuncular sahanın bütün metrekarelerini kullanmalı. Bununla beraber süratin artması lazım. Fizik kalite çok arttı çünkü artık. Hızlı karar vermek ve hızlı hareket etmek çok önemli. Bunlar olmadığı zaman 2 ileri 1 geri hale gidiyorsunuz�Bu geçiş başka türlü olmaz. Biz hem Avrupa’da hem de Türkiye’de son ana kadar başarılı olmak için yarışacağız ve aynı anda bu dönüşümü yapacağız. Hem yarışacağız hem de dönüşüm yapacağız. Bu sözlerden zaman istediğim falan anlaşılmasın sakın.”

“KRASIC GELMEK İSTEMİYORSA VAZGEÇİLİR”

Son dönemlerde basında transfer için yer alan isimlerin doğruya yakın olduğunu kaydeden Aykut Kocaman, ” Bazı detaylar var. Ne oyuncular ne de futbolcularla ilgili sorunlar yok. İşin mali yönleri konuşuluyor şu an. Krasic’in, “Türkiye’ye gelmek istemiyorumö sözü kesinlikle deminki tarifimin içinde kalıyor. Fenerbahçe 10-15 yıl sonra dünyada 1. sınıf kulüplerden olma yolunda gidiyor. İlk 10 kulüp arasına gidiyor. Bazı oyuncuların buraya gelme durumlarını yaratmamız gerekiyor. İsmi geçen oyuncu gelmek istemiyorsa, birkaç kez daha söylenir, hala istemiyorsa da vazgeçilir. Çünkü o şekilde getirilen bir oyuncuya karşı sonrasında tavizkar olmak gerekiyor. Öyle olunca da oyuncular çok kolay kararlar veriyor. Oyuncular bu kadar yüksek paralar alıyorken bu kadar kolay kararlar verilmemeli. Güiza için de bu durum geçerli, Krasic için de. Güiza konusunu hem sayın başkan hem de yönetim kurulu değerlendirecektir” şeklinde konuştu.Şu an kulüpteki görevlerinden teknik direktörlük görevine daha fazla yoğunlaştığını vurgulayan genç çalıştırıcı, “Şu an idari taraftan uzaklaşarak teknik tarafa yoğunlaşmak zorundayım. Öteki tarafa biraz daha rahatlayınca gideceğim yine. Ancak başarı veya başarısızlık futbol takımının durumuna göre yapılıyor. O yüzden önce burayı toparlamam gerekiyor. Ondan sonra idari kısımla da daha çok ilgileneceğim” ifadelerini kullandı.”

“LUGANO’NUN BAŞKA TAKIMA GİTME GİBİ BİR İSTEĞİ YOK”

Şampiyonlar Ligi 3. ön elemedeki rakipleri Young Boys’un kağıt üzerindeki halinden daha dişli olduğunun altını çizen Kocaman, “Diri ve disiplinli bir takım olarak görünüyorlar. Eleyeceğimiz konusunda şüphelenmiyorum tabi ki ama kolay olmayacak. Şu an var olan oyuncularımız bizim için en değerli oyuncularımız. Lugano ilk maç yok ama rövanşa yetişecek. Oynar, oynamaz ayrı konu ama rövanşa yetişecek. Lugano’nun başka takıma gitme gibi bir isteği yok. Sözleşmesini biliyorsunuz ama tekrar söylemeye gerek yok. Yarın bu sözleşmeyi kullanmaya karar verirse ayrı konu. Ama bugün için böyle bir durum asla yok” dedi.Aykut Kocaman son olarak ise Galatasara ile oynayacakları hazırlık maçıyla ilgili olarak ise “Galatasaray maçı her iki takım için de riskli bir maç açıkçası. Böyle bir maç iki takım için de önemli. Yurt dışındaki vatandaşlarımız için önemli bir fırsat bu takımları izlemek için. Hem Galatasaray hem de bizim için önemli bir prova olacak Avrupa kupası maçlarından önce. En büyük dileğim maçın dostluk havası içinde geçmesi” şeklinde konuştu.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Bursa’da..!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, halk oylamasına sunulacak Anayasa değişikliğinin emeklinin, işçinin, çiftçinin sorununa çözüm olmayan, dokunulmazlıkları kaldırmayan bir anayasa olduğunu savunarak, ‘Biz size söz veriyoruz, daha özgürlükçü, demokrat bir anayasayı, YÖK’ün, dokunulmazlıkların kaldırıldığı, üniversitelerin özerk olduğu bir anayasayı biz getireceğiz’ dedi. Kılıçdaroğlu, Bursa’nın Fomara Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, vatandaşlara ‘bir değil, bin değil, milyonlarla gideceğiz. Ta ki bu ülkeye temiz siyaseti getirinceye, yetim hakkı yiyenlerden hesap soruncaya, demokratik bir Türkiye’yi yeniden kuruncaya kadar’ diye seslendi.

Bursaspor’un futbolda şampiyonluğu kazanarak bir Anadolu devrimi yaptığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Bursalılardan yeni bir Anadolu devrimi yapmalarını ve halkın iktidarını kurmak için CHP’ye destek vermelerini istedi.

Vatandaşların ‘halkçı Kemal’ diye slogan atmaları üzerine Kılıçdaroğlu, ‘Unutmayın bu Kemal, halktan, sizden biri, sizin için çalışacaktır. Halkın çıkarları dışında hiçbir çıkar düşünmeyeceğiz’ karşılığını verdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002 yılında Bursa’da bir mitingde ‘Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeyen bir hükümet olacağız’ şeklinde vaatleri bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ‘Siz bunlara inanıyor musunuz?’ diye sordu. Alandaki bazı vatandaşların ‘hayır’ yanıtını vermeleri üzerine Kılıçdaroğlu, ‘(Yetim hakkı yedirmeyeceğiz) dediler, garip gureba edebiyatı yaptılar, ceplerini doldurdular. Şimdi seçim geliyor, onlara diyeceksiniz ki ‘en büyük güç halktır, halktan büyük güç olamaz’. Seçimlerde Oyunuzu temiz, düzgün siyasetten yana kullanırsanız bu kardeşiniz kesinlikle Başbakan olur’ dedi.

- ‘KRİZ RECEP BEY’İ TEĞET GEÇTİ, ÇOLUK ÇOCUĞU KÖŞEYİ DÖNDÜ’-

Başbakan Erdoğan’ın ekonomik krizin Türkiye’yi teğet geçtiğine ilişkin sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, ‘Sevgili Recep Bey ne dedi, ‘kriz teğet geçti, ben söyledim inanmadılar’, ben Recep Bey’e inanıyorum, kriz Recep Bey’i teğet geçti, çoluk çocuğu köşeyi döndü ama kriz vatandaşın böğrünü deldi de geçti’ diye konuştu.

AK Parti iktidarının vatandaşın gerçek gündemini değiştirmeye çalıştığını ileri süren Kılıçdaroğlu, Anayasa değişikliğinin de bunun bir parçası olduğunu iddia etti. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

‘Emeklinin sorununun çözmeyen, işçinin, çiftçinin sorununa çözüm olmayan, hırsızlardan hesap sorulması için dokunulmazlıkları kaldırmayan bu Anayasayı milletin önüne hangi yüzle çıkaracaklar. Biz size söz veriyoruz, daha özgürlükçü, demokrat bir anayasayı, YÖK’ün, dokunulmazlıkların kaldırıldığı, üniversitelerin özerk olduğu bir anayasayı biz getireceğiz. Bu meydana gelip konuşursa, siz benim sorduğumu söyleyin. Sayın Başbakan sen dokunulmazlıkları neden kaldırmıyorsun, senin korktuğun nedir? Temiz siyaseti iktidara getirmek sizin ellerinizde.’ İktidarın, vatandaşın inançlarıyla etnik kimliğiyle oynadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, ‘Recep Bey’e ve onun yandaşlarına hep beraber ders vereceğiz. Biz, insanı en değerli varlık olarak gören ve onun sorunlarını çözmeye çalışan bir anlayıştan geliyoruz. O anlayışı sandıkta gösterin, sizden istediğim budur. Biz dokunulmazlıkların arkasına sığınıp, millete gelip palavra atmayacağız’ dedi.

- ‘BU HÜKÜMET, TELEKULAK HÜKÜMETİDİR’-

Toplumun artık dinleniyorum endişesiyle telefonla konuşmaktan bile korkar hale geldiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ‘Bu hükümet telekulak hükümetidir. Bunların defterinde demokrasi yoktur, hak yoktur’ diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘Bunlar ‘demokrasi’ diyorlarsa bilin ki demokrasiyi rafa kaldıracaklar, ‘hak’ diyorlarsa hakkı rafa kaldıracaklar. Şimdi ‘Anayasa’ dediler, 12 Eylül paşalarının anayasasından daha ağır bir anayasa getiriyorlar. Karamsar ve gelecek kaygısı yaşayan bir Türkiye’deyiz. Biz karamsarlık, umutsuzluk yaratan bir iktidar olmak istemiyoruz. Sevgiyi, hoşgörüyü egemen kılmak istiyoruz. Açılım diye toplumu ayrıştırmayacağız. Öyle bir hükümet var ki gündemi değiştirmek için her şeyi yapıyor. Önümüzde 12 Eylül var, 12 Eylülde bu iktidara ilk dersi vereceğiz. Bunlar tüyü bitmemiş yetimin hakkından çok söz ederler, bırakın tüyü bitmemiş yetimin, anne karnındaki çocuğun bile haklarını yedi bunlar. Bunlar doğru söylemiyorlar milleti kandırıyorlar. Onun için size geldim. Oylarınıza talibim, diyorum ki ’sizin için çalışacağım’ ve size diyorum ki ‘artık yalandan, talandan bu millet bıktı’ ve size diyorum ki ‘güç verin, haramilerin iktidarını yıkmak için yola çıktık, oylarınıza talibim’. Siyaset artık adam gibi adamların, gençlerin, kadınların siyaseti olmalıdır. 7′den 70′e güzel bir Türkiye, onurlu bir Türkiye. Birilerinin önünde diz çöken değil, onurlu bir Türkiye’yi birlikte kuracağız.’

Bu arada Kılıçdaroğlu’nun bulunduğu parti otobüsü miting meydanından kalabalık nedeniyle güçlükle ayrıldı. Otobüs alandan ayrılırken, cezaevinden yeni çıktığını ve aç olduğunu söyleyen Bayram Kesici adlı vatandaş, Kılıçdaroğlu ile görüşmek istediğini belirterek otobüsün önünde yere yattı. Bayram Kesici, CHP il yöneticilerinin kendisiyle ilgileneceklerini söylemesi üzerine eylemine son verdi.

- ÇELTİKÇİ BELDESİNDEKİ MİTİNG-

Kılıçdaroğlu, Bursa’ya gelmeden önce Çeltikçi beldesinde de vatandaşlara hitap etti. Kılıçdaroğlu, burada ‘Kul hakkı yiyeni Allah affetmez, yolsuzluk yapan Başbakan da olsa, bakan da olsa, milletvekili de olsa kim olursa olsun, Allah’ın affetmediği günahı, bu millet de affetmeyecek. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar yakalayıp hesap sormak boynumuzun borcudur’ diye konuştu. Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasının ardından Çeltikçi Spor Kompleksi ve Recep Yön tarafından yaptırılan hayratın açılışını yaptı. Spor kompleksindeki basketbol sahasında hava atışı yaparak maçı başlattı.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Fc Köln – Fenerbahçe Maçının Ardından..!

Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen ELT-DOM kupası üçüncülük maçında FC Köln’e 5-2 mağlup olan Fenerbahçe’nin teknik direktörü Aykut Kocaman  maç sonrası düzenlediği basın toplantısında futbolculara adeta ateş püskürdü.

Her şeyin normalin dışında olduğunu söyleyen Kocaman, “Aslında sonuçla ilgili konuşacak çok fazla durumumuz yok çünkü son derece sıkıntılı bir Oyun ve sıkıntılı bir sonuçtu. A’dan Z’ye 1. dakikadan 90. dakikaya kadar hiç beklendiği gibi değil, her şey normalin dışındaydı” dedi.

TAKIMDA BAZI ŞEYLER DEĞİŞECEK

Takımda bazı şeylerin değişeceği sinyalini veren Aykut Kocaman sözlerini şöyle sürdürdü: “Bence sadece transferler değil başka şeyler de hızlanabilir. Bu görüntü hoş bir görüntü değildi. Skor bir hazırlık karşılaşması için, özellikle Fenerbahçe gibi bir takım için son derece tahrip edici bir skor. Benim değerlendirmeme göre daha vahim olan özellikle ilk yarıdaki Oyundu. İkinci yarıda nispeten daha çok hareket eden bir takım haline geldik. Ancak hiçbir hareket etmeyen bir takımın ilk yarıdan 3-0 mağlup ayrılması bile acı ama sevindiriciydi. Ben bu kadar profesyonel antrenörlük hayatımda, profesyonel futbolculara yakışmayan basit top kayıpları ve hareketsizlik görmedim. Esas üzücü olan, skordan daha üzücü olan buydu. Young Boys maçına kadar, şuan otele gittiğimizde bazı şeylerin düşünülmesi gerektiğine inanıyorum, bunları da daha sonra anlatacağım.”

ZİHİNSEL DEĞİŞİME İHTİYAÇ VAR

Fenerbahçe’nin transfer çalışmalarının sürdüğünü ancak transferden önce takımda zihinsel bir dönüşüm gerektiğini belirten Kocaman, “Özellikle transferle ilgili çalışmalar devam ediyor. İki gün sonra basın mensuplarıyla bir araya geleceğiz, burada daha açık birşeyler söylemek isterim. Ancak Fenerbahçe’nin sadece transfere değil, biraz zihinsel dönüşüme de ihtiyacı olduğunu bugünkü maç bir kere daha suratımıza vurdu. Hem benim için hemde Fenerbahçe için bu kadar düşük bir Oyun ve kötü skor olmamıştı, bunun nedenlerini düşüneceğim. İnsan hayatında kurumların hayatında bardağı taşıran bir nokta vardır, belki bugün böyle bir şeye vesile de olmuş olabilir” şeklinde konuştu.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Küfür yiyeceğini bile bile Saadet’i yazdı

Numan Kurtulmuş’a bayrağı devretmesi gerektiğini öğütleyen Vakit gazetesi yazarı, bu yazıyı Saadet Partililerden küfür ve hakaret yiyeceğini bile bile yazdığını söylüyor.

“Ağabeyler ve Numan Kurtulmuş”

Hani bir atasözümüz vardır, “açtırmayın kutuyu, söyletmeyin kötüyü” derler.

Mümkün mertebe Saadet Partisi ile ilgili yazmamaya özen gösteririm. Ne kutuyu açmak, ne de kötü olmak isterim.
Çünkü iyi de yazsam, kötü de yazsam küfür yiyorum. İyi yazdığım zaman “Haa nihayet anladın” deyip ağızlarına geleni söylüyorlar. Eleştirdiğim zaman da yine bir yığın ağza alınmayacak hakaret ve küfür savuruyorlar.
Hatta birkaç kez İstanbul İl Başkanı sevgili dostum Erol Erdoğan’a durumu ilettim, “Yahu bu işin bir çözümü yok mu? Tabandaki bu tahammülsüzlükleri; seminerlerle, yazılarla, konuşmalar ve görüşmelerle halledemez misiniz” dedim.
Neyse, yine küfür ve hakaret yiyeceğimi bile bile, iyi niyetle ve samimi bir şekilde hatta sınırsız objektif olacak bir tarzda, bir iki şey söylemek isterim. Aman öncelikle şunu belirteyim.
Yazacaklarımdan dolayı beni eleştireceklerin, küfür edeceklerin ve hakaret edeceklerin bir kere yaşının 45’in üzerinde olması lazım. Bu yaşın altındakilerin henüz babaları ve anneleri evlenmemişken, ben bu davanın içinde ve malum büyüklerin çok yakınındaydım. Ne yediklerinden, ne içtiklerinden ve nasıl yaşadıklarından haberdarım.
Bunları söylerken işkembeden atmıyorum, “Siyasal İslam’ın Dünü Bugünü” diye uzun bir çalışma yaptım ve çalışmayı yayınlamadım. Baktım ki, “faydasından çok zararı olacak. Kaş yaparken göz çıkarmanın kimseye yararı olmayacak”, bu düşünceyle vazgeçtim.
Mesela küçük bir örnek vereyim.
Röportaj yaptığım eski bir MSP’li vekil, Refah Partisi döneminde dışarıda kalınca Erbakan Hocam’a ateş püskürüyordu. Konuşmayı kayda almıştım ama böyle bir konuşmayı bırakın yazmayı, anlatmayı bile hoş karşılamadığım için sildim. Ve aynı sayın eski vekil, ne yaptı ne etti, Saadet Partisi’nden aday olunca, Erbakan hocama toz kondurmadı.
Onun için olabildiğince Saadet Partisi üzerine yazı yazmamaya gayret ediyorum. Sadece Erbakan hocama olan saygım yüzünden bunu yapıyorum. Ha bu, Numan Kurtulmuş’a karşı yapılanları hoş karşıladığım anlamına gelmesin. Asla hoş karşılanacak bir davranış değil yapılanlar. Gerçi Numan Kurtulmuş da bir ilk değil zaten.
MSP döneminde, Refah Partisi döneminde, Fazilet Partisi döneminde, bu ve buna benzer nice kumpaslar olduğu için parti bir türlü kendisini toparlayamamıştır. Partinin tavanında iyi bir teşebbüs ruhu vardır ama kötü bir işletmecilik hâkimdir. Ne demek istediğimi anlayan anlar.
Şunu da belirtmek gerekir..
Hepsi de siyasetin dışında iyi insanlardır, hepsi iyi bir ağabey, iyi bir baba ve iyi bir arkadaştır. Yalnız siyasi hırs noktasında, bazı insanî zaafları sözkonusudur..
Büyük bir aile terbiyesi almış, siyasette nezaket timsali olarak gösterilecek olan Numan Kurtulmuş; kişilik, kimlik, bilgi birikimi ve tecrübe bakımından önemli bir isimdir ve toplumun bütün kesimlerini kucaklayacak bir karaktere sahiptir.
Numan Kurtulmuş’un bu yapısı, partinin ellerinden çıkacağı endişesi taşıyan bazı kişilerin hırslarını tahrik etmektedir.
Sonuçta isteniyor ki; Numan Kurtulmuş’un ağzından çıkacak her sözden, önce ağabeylerin haberi olsun.. Hatta Numan bey hiç konuşmasın.
Numan Kurtulmuş iş başına geldiği günden beri bu sıkıntıyı yaşıyor aslında.
Eğer yanılıyorsam inkâr edebilir.
O sebeple derim ki “Sayın Numan Kurtulmuş, size rahat vermeyecekler, ümmet adına bir hayır işleyin ve kim istiyorsa bayrağı teslim edin.”

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Maliye’den çalışana vergi iadesi müjdesi

Maliye Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda gelir vergisi dilimleri ve uygulanacak oranları yeniden belirledi. Böylece üst gelir grubuna 2,100 liraya kadar vergi iadesi yapılacak..

Gelir vergisi dilimleri Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda düzenlendi. Ücretliler yüzde 35′lik dilime geçiyor.

Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen “Torba Tasarı” ile ücretlilerin daha geç yüzde 35′lik dilime geçmesi sağlanıyor. Yüzde 27′lik dilimin üst sınırı da 50 bin liradan 76 bin 200 liraya çıkarılıyor.

Böylece üst gelir grubunda bulunan ücretlilere 2 bin 100 liraya kadar vergi iadesi yapılacak. Tasarıda vergi diliminin yükseltilmesinden doğacak alacakların ödemesine ilişkin bir düzenleme yapıldı. Buna göre, 2010 başından itibaren geçerli olması öngörülen bu düzenlemeden doğacak fark, yasanın Resmi Gazete’de yayımını izleyen vergi döneminde beyan edilerek ödenecek.

YERLİ-YABANCI AYIRIMI YOK
Yatırım fonları dâhil, sermaye şirketlerinde, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası kazançları için banka ve aracı kurumlarca yapılacak vergi indirimi yüzde sıfır olarak yeniden belirleniyor. Böylece, daha önce yerli yatırımcılar için aynı gelirlerde uygulanan yüzde 10 oranı, sıfırlanarak yerli ile yabancı arasındaki fark kaldırılıyor. Kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen ve sonraki dönemlere devreden yatırım indirimi istisnasından yıl sınırlaması olmaksızın yararlanılmaya devam edilecek. İndirim yapılacak tutar ise ilgili kazancın tutarının yüzde 25′ini aşamayacak.

E-TEBLİGAT DÖNEMİ
Tasarı ile Maliye Bakanlığı’nın elektronik ortamda tebligat yapmasının yolu da açılıyor. Bakanlık, Tebligat Kanunu’na bağlı kalmadan, elektronik adres kullanma zorunluluğu getirme ve usullerini belirlemeye yetkili olacak.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Üst gelir grubuna 2.100 liralık vergi iadesi geliyor!

Gelir vergisi dilimleri Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda düzenlendi. Ücretliler yüzde 35′lik dilime geçiyor. Çalışana vergi iadesi geliyor

Maliye Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda gelir vergisi dilimleri ve uygulanacak oranları yeniden belirledi.

Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen “Torba Tasarı” ile ücretlilerin daha geç yüzde 35′lik dilime geçmesi sağlanıyor. Yüzde 27′lik dilimin üst sınırı da 50 bin liradan 76 bin 200 liraya çıkarılıyor.

Böylece üst gelir grubunda bulunan ücretlilere 2 bin 100 liraya kadar vergi iadesi yapılacak. Tasarıda vergi diliminin yükseltilmesinden doğacak alacakların ödemesine ilişkin bir düzenleme yapıldı.

Buna göre, 2010 başından itibaren geçerli olması öngörülen bu düzenlemeden doğacak fark, yasanın Resmi Gazete’de yayımını izleyen vergi döneminde beyan edilerek ödenecek.

YERLİ-YABANCI AYIRIMI YOK

Yatırım fonları dâhil, sermaye şirketlerinde, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası kazançları için banka ve aracı kurumlarca yapılacak vergi indirimi yüzde sıfır olarak yeniden belirleniyor.

Böylece, daha önce yerli yatırımcılar için aynı gelirlerde uygulanan yüzde 10 oranı, sıfırlanarak yerli ile yabancı arasındaki fark kaldırılıyor.

Kazancın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen ve sonraki dönemlere devreden yatırım indirimi istisnasından yıl sınırlaması olmaksızın yararlanılmaya devam edilecek.

İndirim yapılacak tutar ise ilgili kazancın tutarının yüzde 25′ini aşamayacak.

E-TEBLİGAT DÖNEMİ

Tasarı ile Maliye Bakanlığı’nın elektronik ortamda tebligat yapmasının yolu da açılıyor. Bakanlık, Tebligat Kanunu’na bağlı kalmadan, elektronik adres kullanma zorunluluğu getirme ve usullerini belirlemeye yetkili olacak.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Angelina Jolie Parade’ye İlişkisini Anlatti

Brad Pitt ile 6 çocuk sahibi olan Angelina Jolie ilişkisi hakkında konuştu.
Brad Pitt ile Beraberliği Üzerine; ” Çocuklar bizi birbirimize bağlayan önemli bir unsur ama bir ilişkinin yürümesinde sadece bu yeterli değil. Bunun yanında birbiriniz ile ilgilenmeniz ve birlikteyken çok heyecanlı ve harika vakit geçirmeniz gerekir. Biz geçiriyoruz. Brad ve ben birlikte olmayı seviyoruz. Bu bizi eğlendiriyor. Buna ihtiyacımız var ve biz herzaman özel zamanlar yaratabiliyoruz. Birbirimize bağlıyız, sürekli ilişkimiz üzerine konuşuyoruz. Bu çok önemli. ”
Brad ile Aile Rolünü Üstlenmek Üzerine; ” Brad çocukları okuldan alır ve benim setimi çocuklarla birlikte ziyaret eder. Akşama yemeği için evde olurum veya kahvaltı için. Biz herzaman bir aradayız. Bunu planladık. Brad ve benim zamanımı film ve seyahat götürüyor. Zaman ayırmak konusunda tecrübelerimiz var. Bu ilişkimizde işe yarıyor. ”
Aile Olarak Güçlü Kalmak Üzerine; ” Ben ve Brad güçlü ve mutluysak, çocuklarımız mutlu bir ebeveyne sahip demektir ve bu onlara verebileceğimiz en iyi şey. Brad beni tamamı ile tanıyor, her yönümü biliyor. Beni seviyor. Çocuklar da beni seviyor. Tüm kusur ve garipliklerimi biliyorlar. ve bunu kabul ediyorlar. ve böylece ben kendimi tamalanmış hissediyorum. ”
Aşk Üzerine; ” Bazı sevgiyi bilmeyen insanlar için üzülüyorum. Sevgi cesarettir. Bilirsiniz, Brad benim bu aşk üzerine olan söyleşim ile dalga geçebilir. Aşk? Resmen eğlenceli bir kelime. Brad bununla ilgili şiirsel bir tanım bulabilir. Ben bu konuda berbatım. Ama biliyorum ki insanlar, seni sevecek olan en iyi kişiyi isterler, kendisine tüm ilgisini verecek kişiyi… Aşk budur. Aşk yaşama sebebindir. ”
Evkuşu Olmaları Üzerine; “Brad ve benim geri çekilmek gibi belli bir periodumuz yok. Asla üç günden fazla ayrı kalmadık. Gerçekten aramızdaki bağlantıyı koparmıyoruz. Aslında pek fazla dışarı çıkmayız. Bu çok komik. Biz gerçekten evkuşuyuz. Pijamalarımız içinde bildiğiniz anne ve babayız. ”
Angelina’nın Geçmişteki Asiliği Üzerine; “Kendimi doğrardım veya bir uçaktan aşağıya atlardım, dikkat çekecek yeni şeyler bulmaya çalışırdım bazen başka şeyler çok kolay hisettirirdi. Anlaşılmaz, karışık şeyler arardım. Kendimi kafese tıkılmış ve ya kapatılmış hissederdim. Bulunduğum odaya göre çok fazla enerji sahibiydim.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati