Chat.com.tr
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
20.Ağu.2010
“Üniversite, öğrenciye paketlenmiş bir hayat vermez, sadece hayatta karşılaştığı problemleri nasıl çözeceğine yönelik formasyon kazandırır.”
Gazi Üniversitesi (GÜ) İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Naci Bostancı, üniversite adaylarını dikkatli tercih yapmaları konusunda uyararak, “Üniversite, öğrenciye paketlenmiş bir hayat vermez, sadece hayatta karşılaştığı problemleri nasıl çözeceğine yönelik formasyon kazandırır” dedi.
Bostancı, yaptığı açıklamada, öğrencilerin üniversiteye girdikten sonra maratonun sonuna geldiklerini ve üniversitenin hayatlarını garanti altına aldığı gibi bir düşünceye kapıldıklarını, fakat böylesi bir rahatlığa girmemeleri gerektiğini belirterek, “Üniversiteyi gözde ne fazla büyütmek ne de küçültmek doğru olur” diye konuştu.
“Sınavda başarılı olmak ve bir bölüme girmek sadece işin başlangıcıdır” diyen Bostancı, Türkiye’de çok sayıda üniversite bulunduğunu, her birinin kendine has şartları ve imkanlarının mevcut olduğunu bildirdi.
GÜ İletişim Fakültesi’ni tercih edecek adaylara “Gazi İletişim”i anlatan Bostancı, şehir içinde olmanın avantajlarının öğrencilere sunulduğu bir yer olduğunu, fakülte içerisinde radyo, gazete, televizyon stüdyoları ve reklam atölyesi bulunduğunu, bine yakın öğrencilerinin olduğunu ve her üç bölümde lisans üstü eğitim de verildiğini söyledi.
Prof. Dr. Bostancı şunları söyledi: “İletişim mezunları öncelikle sektöre yöneliyorlar. Sektör dijital teknolojiler nedeniyle daha az emeğe ihtiyaç hissediyor. Ayrıca amansız rekabet ve önemli gelir kaynağı durumundaki reklam pastasının yetersizliği, sektör birimlerini küçülerek verimli olmaya sevk ediyor. Bizden mezun olanlar sektörde olduğu kadar başka alanlarda da çalışmalar yapıyorlar ve son derece başarılı oluyorlar. Özellikle halkla ilişkiler Türkiye’nin modernleşmesiyle paralel gelişiyor. Özel sektör yaratıcı kabiliyetler için her zaman bir seçenek. Dezavantajları avantaja çevirmenin en temel yolu, her yerde, kişinin kendisini yetiştirmesi ve okulda verilenle yetinmeden fazlası için çaba göstermesidir.”
GÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bostancı, üniversiteden mezun olan öğrencilerin dünyayı, hayatı, kendisini anlama, modern süreçlerin dinamiklerini kavrama, iletişim teknolojilerini öğrenme bakımından avantajlara sahip olacağını, bundan ötesinin kişinin kendi yarattığı şartlar ve kabiliyeti olduğunun altını çizdi.
Prof.Dr. Bostancı,”Üniversite tek başına hiçbir şeyin garantisi değil, kişi üniversitenin ötesinde kendi payına düşeni hakkıyla yerine getirmelidir” dedi.
17.Tem.2010
Başabakan Yardımcısı Bülent Arınç bir haber kanalında katıldığı programda gazetecilerle gündemi değerlendirdi.. Arınç, parti olarak sık sık kamuoyu çalışması yaptırdıklarını söylerken son anket sonuçlarını paylaştı..
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, partisinin oy oranlarına ilişkin, ”Biz yüzde 40′ların çok üstündeyiz, buna inanın” dedi.
Bülent Arınç, CNN Türk televizyonunda canlı yayımlanan ”Ne Oluyor?” programında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Arınç, bir gazetecinin muhalefet partilerinin referandumu, hükümete karşı bir güven oylamasına karşı dönüştürmeye çalıştığına ilişkin sözlerine ‘halkın kafasına karıştırmaya gerek olmadığı” karşılığını verdi.
Arınç, ”Partinizin sık sık kamuoyu yoklaması yaptırdığını biliyoruz, son rakamlar nelerdir?” şeklindeki soruya karşılık, ”Seçimle ilgili biz 40′ların çok üstündeyiz, buna inanın. CHP açısından değerlendirdiğiniz de CHP, Sayın Deniz Baykal ile yüzde 20-22 bandına yerleşmişti. Kılıçdaroğlu’yla yüzde 25-26′ları gördü ama yüzde 30′ları 32′leri görmedi…” dedi.
-”ÇOK İYİ NİYETLİ BİR İŞ OLMADIĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM”-
Arınç, ”Suikast iddiaları ve yapılan soruşturmalara ilişkin” bir soruya karşılık da şunları kaydetti:
”Bu konu üzerinde ben bugüne kadar pek çok defalar konuştum, yani olayı çok karikatürize eden siyasetçiler de oldu, ”kozmik odalar kozmik patates çıktı’ diye, grup toplantısında Sayın Baykal’ı hatırlıyorum, pek patates olmadığı anlaşıldı, buna benzer çok hadiseler oldu… Anlaşıldı ama gören gözler bunu bilir, bugünlerde yayınlanan pek çok kayıtlarda da pek çok iddialarda da gerçi yüksek tirajlı gazetelerin büyük bir kısmı bunu paylaşmasa da bazı televizyon ekranları herhalde korktukları için bunları yayınlamasalar da, bir şeyler olduğunu, birilerinin bir şeyler yapmak istediğini, bunun için organize hale gelmiş olduklarını hissediyoruz, görüyoruz, duyuyoruz, bu çok şey değil, herkesin hissetmesi gereken bir şey ama buna sadece benimle ilgili bunlar pek çok kayıtlardı ama sadece benimle ilgili hadise olarak olaya bakmamak lazım, öylesine vahim olaylar ve iddialar var ki benimle ilgili iddia sadece bunlardan birisi.
Ben kendi şahsımı, nefsimi, hayatımı, emniyetimi elbette düşünürüm ama Türkiye’de olan bitenlere, yapılması istenenlere bakılırsa benimle ilgili olan olay belki onların en küçüklerinden bir tanesidir, o tarihte ben Manisa’daydım. Olduğunu duydum geldim, bununla ilgili açıklamaları da yaptım yüreklilikle samimiyetle daha doğrusu sonra zor bir süreç başladı, aramalar, aramalardan ne çıktığını bilmiyoruz, aramalara hakimler zor sokuldu, şartlar ağırlaştırıldı, bunları basından takip ettik, ben ne savcıyı tanırım ne hakimi tanırım, kendim de yıllardan beri hukukla iç içeyim, yani ‘benim şöyle bir olayım var, ne yapıyorsunuz desem?’ bunun yanlış anlaşılacağını, birileri tarafından kullanılacağını bilirim, o savcı da beni görse tanımaz, ben de görsem tanımam doğrusu. Hiç bir şekilde irtibatım olmadı, ne yaptığını da bilmiyorum. Ama duyabildiğim, hissedebildiğim şeyler şüphesiz, hayatıma kastedebilecek bir eylem değil, o günkü olan olay, yani bulunmuş iki kişi, üzerlerinden farklı hüviyetler çıkmış, kiralanmış araçlarla bir adres tespitine yönelmiş bir eylem gibi, önce inkar edildi sonradan da bizzat Sayın Genelkurmay Başkanı ‘işte dışarıya bilgi sızdırdığı iddia edilen birisi ile ilgili olarak bir inceleme yapıyorlardı, talimatı da ben vermiştim’ dedi. O zaman anlaşıldı ki bir eylem var. Bu bana yönelik mi bir başkasına yönelik mi onu ancak yargı çözecek, o zaman savcının bulabildiği veya mahkemeye sevk ederken kullandığı deliller yine gazetelerde yer aldı, sayı sekize çıktı bildiğim kadarıyla, Sayın Hayati Yazıcı, Sadullah Ergin ve Meclis Başkanıyla da bağlantılı bir istihbarat olduğu söylendi…
Şimdi ben sabırla bekliyorum, sabırla bekliyorum ne olacak savcı elindeki delilleri yeterli görürse bir amme davası açacak, yeterli delilleri bulmazsa takipsizlik kararı verecek, delilleri buldu dava açtı diyelim, ya beraat ya mahkumiyet kararı verecek. Ben bekleme noktasındayım, ben Sayın Başbuğ gibi çok merak da etmiyorum, çünkü benimle ilgili olduğu söylenen, benim başıma geldiği iddia edilen bu olayın onlarcası, belki yüzlercesi başkalarının başına geliyor. Burada Bülent Arınç’ın ağırlığı nedir ben o tarafta değilim. Ben Türkiye’de bir insan nasıl böyle bir eylemle irtibat kurulabilir onun merakı içerisindeyim, diyelim ki mahkeme beraat verdi, takipsizlik oldu ve dosya hukuk açısından kapandı, mesele bitmiştir benim açımdan, ne müdahil olurum ne arkasını takip ederim ama içimdeki kuşku devam eder. Çünkü ben bu olayın içerisinde çok iyi niyet olmadığına ve yapılmak istenenin de çok iyi niyetli bir iş olmadığına yürekten inanıyorum. Ne yapayım ki kalbim böyle söylüyor…”
13.Tem.2010
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, Medya Derneği’nde, radyocularla buluştu.
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, yayıncılık sektöründe ciddi problemler olduğunu belirterek, ”Bu sektörde ciddi problemler var. Bu problemlerin giderilebilmesi için, yasanın yenilenmesi gerekiyor” dedi.
Medya Derneği’nde, yeni RTÜK yasa tasarısını anlatmak üzere radyocularla buluşan RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, yayıncılık sektöründe ciddi sorunlar olduğunu söyleyerek, ”Bu sektörde ciddi problemler var. Bu problemlerin giderilebilmesi için, yasanın yenilenmesi gerekiyor.
Yasa yenilemeyle ilgili, 3-4 seneden beri devam eden ciddi çalışmalar var. Bu çalışmaları nihayet son 1 yıl içerisinde belli bir noktaya getirdik” dedi.
Bu arada Avrupa Birliği (AB) ile olan tam üyelik müzakere süreci içerisinde de, bu sektördeki problemlerin düzenlenmesinin ayrı bir anlam kazandığını belirten Dursun, müktesebatın uyumlaştırılması alanlarından birinin de medya sektörü olduğunu kaydetti.
Dursun, ”Şu anda açılmış olan 10. fasıl ‘bilgi toplumu ve medya faslı’, medyayı ilgilendiren, yani görsel ve işitsel medyayı ilgilendiren fasıl.
Bu faslın Türkiye’deki muhatabı Radyo Televizyon Üst Kurulu’dur. Dolayısıyla yasanın yenilenmesi AB müktesebatına uyum açısından da ayrı bir zorunluluk ifade ediyor.
Bizim şu anda meclise intikal eden yasa tasarımız, AB ile uyum konusunda belli bir hassasiyeti gösteren ve AB’nin bu konudaki temel normunu oluşturan, görsel-işitsel medya hizmetleri yönergesinin normlarına uygun hale getirilmiş olan tasarıdır” diye konuştu.
Yayıncılık sektörünün teknolojik olarak hızla gelişmesinin ortaya çıkardığı sorunlara da dikkati çeken Dursun, yayıncılık sektöründe son 15 yıl içinde yaşanan gelişmelere ve teknolojinin bu alandaki hızlı değişimine değindi.
Karasal yayıncılıkta frekans tahsisinin yapılamamasını sektörün en önemli sorunu olarak değerlendiren Dursun, ”Bu konuda karmaşa var, o karmaşanın giderilmesi gerekiyor” dedi.
Dursun, radyo ve televizyon kuruluşlarının brüt gelirinin yüzde 5′lik bir bölümünü RTÜK payı, yüzde 5′inin de eğitime katkı payı olarak ödemesini ’sektörün hep şikayet ettiği önemli sorunlardan biri olarak” değerlendirdi.
Dursun, reklam uygulamaları, sayısal yayıncılığa geçiş konusu ve reyting ölçümü gibi konuları da, sektörde yaşanan sorunlar arasında saydı.
Toplantıda bulunan RTÜK Üst Kurulu Üyesi Taha Yücel de, 1994 yılında kabul edilmiş olan 3984 sayılı kanunun tarihçesi ve içeriğine ilişkin bir sunum yaparak, değişiklik taslağının ‘ekonomik’ ve ‘teknolojik’ anlamdaki getirileri konusunda bilgi verdi.
13.Tem.2010
Milli Görüş’ün televizyon kanalı TV5, dün kaiam bir ilke amza atarak, kurulduğu günden beri ilk defa Saadet Partisi’nin ‘S’si olmayan bir ana haberle izleyecilerinin karşısına çıktı. İddia ise çok ilginç
Milli Görüş hareketine yakınlığı ile bilinen TV5′in ana haber bülteninde bugün ilk kez Saadet Partisi haberlerine yer verilmedi.
Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş tarafından GİK listesinden adı silinen TV 5 Genel Koordinatörü Mustafa Geçer’in haber bültenlerinden Saadet Partisi`nin kaldırılması talimatı verdiği iddia edildi.
TV5′in Saadet Partisi`nin yeni döneminde nasıl bir politika izleyeceği merak ediliyor.
09.Tem.2010
Sık sık günü ve saati değiştirilen Cümbür Cemaat Aile bir süre önce yayınına ara vermiş, Temmuz ayının başından itibaren yeniden başlamıştı.
Ancak dizi, daha önce de olduğu gibi bir türlü beklenen ratingi alamayınca yayından kaldırıldı.
Cümbür Cemaat Aile, 10 Temmuz Cumartesi akşamı yayınlanacak final bölümüyle ekranlara veda edecek.
06.Tem.2010
Plazmalar, LCD’ler, LED’ler derken en sonunda üç boyutlu televizyonlara kadar geldik. Teknolojinin bu ilerleyişiyse artık insanları şaşırmanın ötesine götürüyor. ın – Stat’ın yaptığı bir araştırmaya göre bu şahane televizyonlar 2013 yılında her yüz Amerikalının yirmisinin evinde olacak. Hesaplara göre de bu oran üç boyutlu televizyon piyasası için fazlasıyla yeterli. Oturma odalarının baş tacı olacak olan bu televizyonları şu anki satışları pek doyurucu değil fakat yaklaşan 2011 yılıyla beraber satış miktarı katlanarak artacak. Nitekim Amerika’da yapılan araştırmalara göre, hali hazırda Full HD televizyon sahibi olan tüketicilerin herhangi bir şekilde bu yeni cihaza bir ilgi göstermedikleri yönünde. Zira zaten sahip olduklarının fazlasıyla yeterli olduğunu düşünüyorlar. Yine de 2013 yılına kadar evlerdeki televizyonların yüzde 20’sinin 3D olması bekleniyor.
29.Haz.2010
CHP’nin yayın organı Halk TV, partideki yeni dönemle paralel olarak ilginç kararlar aldı. Baykal’a sıkı sansür uygulayan Halk TV, CHP eski liderinin arşiv görüntülerini de imha etti.
CHP’nin 22-23 Mayıs’ta yapılan kurultayına tek başına katılması ve tekrar genel başkan olması beklenirken, çıkan bir kasetle siyasi hayatı alt üst olan Deniz Baykal, bir dönem peşinden ayrılmayanlar tarafından tek tek siliniyor.
Baykal’a en son operasyon ise CHP’nin kanalı olarak bilinen Halk TV’den geldi. CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın peşinden giden Halk TV yönetimi, Sav’ın bir dediğini iki etmiyor. Kurultay’da CHP’nin vitrinini yeniden düzenledikten sonra Halk TV’ye de el atan Sav, ilk talimatında 50 yıllık arkadaşına ekran yasağı koydurttu. Baykal’ın görüntülerini yayınlamayı Halk Tv’ye yasaklayan Sav, Baykal’dan haber yapılmaması, ülke sorunları ile ilgili açıklamalarının kullanılmaması ve grup toplantılarında alınan detay görüntülerinin verilmemesi konusunda televizyon yöneticilerine talimat verdi.
Baykal’ın kurulmasında büyük emek sarfettiği Halk TV’de, bir çalışan yanlışlıkla Baykal’ın görüntülerini yayına verince kıyamet koptu. Sade milletvekili olarak CHP grup toplantılarının yapıldığı salona girişi ve haberde detay görüntülerinin kullanılması televizyon yöneticilerinin ve Sav’ın tepkisini çekti. Televizyonda çalışan kameramanlara Deniz Baykal’dan detay görüntü alınmaması emri verildi. Arşivde bulunan Baykal’ın görüntülerinin kullanılması da yasaklandı.
İSMET PAŞA’NIN YOLUNDA
CHP’nin tarihinde eski genel başkanlara karşı benzer tutumlar sergilenmişti. İsmet İnönü, Başbakan olduğu zaman ilk iş olarak paraların üzerinden Atatürk’ün resmini çıkarttırmıştı. Aynısı şimdi Baykal’a uygulanıyor. Haberler ve program jeneriklerinden Baykal’ın görüntüleri çıkartılırken, televizyonun başına Şahin Mengü getirildi.
25.Haz.2010
Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine İsrail’in 31 Mayısta düzenlediği ve 9 Türk’ün ölümüne yol açan saldırıdan sonra adı uluslararası çevrelerde de tanınan İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) Başkanı Bülent Yıldırım, “İsrail ile sorun istemiyoruz” dedi.
Yıldırım, İsrail’in Kanal 10 televizyonuna konuştu. Televizyon, Yıldırım’ın özel görüşme talep ettiğini belirterek, söyleşiyi yayınları arasında duyurmaya başladı.
Kanal 10 televizyonunun haber programında yarın akşam yayımlanacağı belirtilen söyleşiyle ilgili, “Bülent Yıldırım uzlaşma arıyor” anonsları dikkati çekerken, Yıldırım’ın, “İsrail ile sorun istemiyoruz” yolundaki sözleri ekrana taşındı.
Televizyon, Yıldırım’ın söyleşide şaşırtıcı bir şekilde “uzlaşmacı bir ifade kullandığını” belirtirken, İsrail tarafına yönelik “Siz her zaman sorunları kavgayla çözüyorsunuz. Bilesiniz ki ne Türkiye’de ne başka bir yerde kavgadan korkuyoruz, ancak insanlık adına kavga olmasını istemiyoruz” sözlerini de aktardı.
27.May.2010
Genç Siviller, daha sonra denize çiçek bıraktı
Genç Siviller Platformu üyesi bir grup, 27 Mayıs Darbesi’ni protesto etti. Denize açılan bir tekneyle Yassıada’ya yansıttıkları ışık altında açıklama yapan Genç Siviller, daha sonra denize çiçek bıraktı.
Genç Siviller Platformu’na üye 20 kişi , 27 Mayıs Darbesi’ni protesto etmek ve darbe sonrası hayatını kaybedenleri anmak amacıyla Caddebostan sahilinde bir araya geldi. Yassıada’ya ‘Yaslı Ada’ göndermesi yapan grup, daha sonra basın açıklaması yaptı.
Grup adına açıklama yapan Turgay Ogür, “Bundan 50 yıl önce, Türkiye’de askerler ilk darbelerini yaptılar ve cumhurbaşkanından milletvekillerine, başbakana, bakanlara, genelkurmay başkanı ve emniyet müdürüne kadar pek çok kişiyi, arkamızda şu an ışıkla işaret ettiğimiz adaya topladılar. Bu adada uydurma bir mahkeme kurup, onları yargılayıp, 3′ünü idam ettiler. Pek çoğu işkence gördü, hapse atıldı. Açıklanamayacak ölümler oldu. Biz 50 yıl sonra buna dikkat çekmek adına İstanbul’un başucunda olduğunu göstermek için adayı ışıklandırmak ve İstanbulluların dikkatine adaya çekmek istedik” dedi.
Ogür’ün ardından söz alan, Celal Bayar’ın torunlarından Akile Gürsoy, “27 Mayıs’ın 50. yılında, kadirşinaslıkla bu kötü günler i hatırlayan, bir daha Türkiye’nin böyle kötü günler yaşamaması için bir vefa göstererek bu toplantıyı düzenleyen Genç Siviller’e teşekkür ediyoruz. O mahkemeler herkesin gözü önünde. Gerçi o zaman televizyon yoktu ama radyolardan herkesin gözü önünde büyük baskılar altında cereyan etti. Belgeleri ve dokümanları var. Kardeşim Emine Gürsoy’da zabıtları yayın haline getirdi. İlgilenenler için pek çok kaynak mevcut. Tabi büyük babam Celal Bayar da, o mahkemede ölümle yargılanan, kanun değiştirilip yaş haddinin küçültüldüğü, idam edilebilmek için ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak bu muameleye maruz kaldı. Ülkemiz adına çok önem taşıyan bir mahkeme oldu. Bugünde ülkemize, demokrasimize böyle bir sekte gelmemesi için milletimizin huzur için de hayatına devam edebilmesi için, bütün hatırlamalara ve sorgulamaya ihtiyacımız var” diye konuştu.
Protesto, Genç Siviller’in çiçekleri denizden adaya doğru atmasıyla son buldu
08.May.2010
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a ait olduğu iddia edilen ve bugün bazı internet sitelerinde yayımlanan görüntülerle ilgili RTÜK medya kuruluşlarına hatırlatmada bulundu
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a ait olduğu iddia edilen ve bazı internet sitelerinde yayımlanan görüntülerle ilgili aldığı, haber ve görüntülerin engellenmesi ile soruşturmada gizlilik kararlarını yayın kuruluşlarına hatırlattı.
RTÜK’ten yapılan yazılı açıklamada, Ankara 3. Sulh İdare Mahkemesinin, haber ve görüntülerle ilgili erişimin engellenmesi ve soruşturmanın gizliliğine ilişkin iki ayrı karar aldığı belirtildi.
Son Yorumlar