Chat.com.tr
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
03.Mar.2010
Mardin’in Kızıltepe İlçesinde, Hareket Halindeki Tır’ın Açılan Damperinin Çarptığı Yaya Üst Geçidi Çöktü. Geçidin Altında Bulunan Aracın İçindeki 3 Kişi Ölümden Döndü.!
Kızıltepe’den Şanlıurfa yönüne giden Halil Çarboğa’nın (37) kullandığı 42 VZ 009 plakalı TIR’ın damperi, saat 17.30 sıralarında seyir halindeyken aniden açılınca yaya üst geçidine çarptı.
Üst geçidin yarısı İpekyolu karayolunun üzerine düştü. Bu sırada üst geçidin altında kalan aracın içindeki Selamettin Memiş (35), Uğur Memiş (12) ve Murat Aydın (34) yara almadan kurtuldu.!
Olay yerine gelen itfaiye ve iş makineleri üst geçidin tehlikeli bölümlerini yıkarken, kaza nedeniyle trafik kilitlendi.
Görgü tanıkları, büyük bir gürültüyle geçidin çöktüğünü belirterek, “Allah’tan altından araç geçmiyordu. Havanın soğuk olması ve Kızıltepe Lisesi’nin paydos anına gelmediği için üzerinde de fazla insan yoktu. Havanın güzel olduğu günlerde gidenlerin sıklıkla kullandığı bir üst geçitti. Facianın eşiğinden dönüldü.” diye konuştu..
(Kaynak: Cihan)
21.Şub.2010
Adobe Flash Cs4 Professional’ı Hızlı, Kolay ve Kapsamlı Öğretmeyi Amaçlayan Kılavuz Yayınlandı.!
Yıldız Holding Bilişim Grubu şirketlerinden Medyasoft, Adobe Flash CS4 Professional’ı hızlı, kolay ve kapsamlı öğrenmenin yolunu sunmak için ActionScript 3.0 Yetkili Eğitim Kılavuzu’nu yayınladı.
ActionScript 3.0 Yetkili Eğitim Kılavuzu ile Flash dosyalarına etkileşim eklemeyi öğrenmek, Timeline’ları ve animasyonları kontrol etmek, olay işleyici fonksiyonlar oluşturmak, verilerin, metinlerin, videoların, seslerin, resimlerin yüklemek ve bu bileşenlere etkileşim uygulanmasını kontrol etmek mümkün.
Adobe Flash CS4 Professional için ActionScript 3.0 Yetkili Eğitim Kılavuzu 14 ders bulunuyor. ActionScript’i öğrenmek için gereken temel konuları kapsayan kılavuz, programı daha üretken bir şekilde kullanmaya imkan sunuyor ve sayısız ipucu ve teknik bilgi içeriyor.
Adobe Flash CS4 Professional için Actionscript 3.0 Yetkili Eğitim Kılavuzu, Adobe Türkiye Distribütörü Medyasoft tarafından tüketiciye sunuluyor.
(Kaynak: Chip.com.tr)
11.Şub.2010
Ekranlardaki evlenme programlarının ilki Esra Erol’da evlen Benimle’de bir şok yaşandı. Telefonla programa katılan kadın, stüdyodaki kadınlara talip oldu.
Sabah Gazetesi yazarı Yüksel Aytuğ, evlilik programlarında bugüne kadar yaşanan en ilginç olayı köşesinde anlatt. Esra Erol’un programına telefonla katılan kadın, stüdyoda kendilerine eş arayan kadınlara talip oldu.
Yaşanan rezaleti Yüksel Aytuğ şu satırlarla anlatı:
“Ve sonunda bu da oldu. İzdivaç programına telefonla katılan bir kadın, stüdyoya evlenmek için gelen kadınlara talip oldu… İzleyenlerin ağzını bir karış açık bırakan olay önceki gün atv ekranlarında yaşandı. Esra Erol her zamanki gibi stüdyoda talipleri ağırlıyor, zaman zaman da telefon bağlantıları yaparak, kendine eş arayan Serdar Bey’in taliplerini çeşitlendiriyordu. Telefon bağlantısı ile canlı yayına katılan Eda Şan adlı kadın önce Erol’a ve programına övgüler yağdırdı. Herkes, Eda Hanım’ın, diğerleri gibi Serdar Bey’e talip olduğunu sandı. Telefondaki kadın daha sonra “Hollanda’da evlendim. Ailemin onaylamadığı bir evlilikti. Bu nedenle bir yıl evli kaldım ve boşandım.
Şimdi kendime yeni eş arıyorum” dedi. Esra Erol bu klasik konuşmanın ardından “Nasıl birini arıyorsunuz?” diye sorunca film koptu. Eda Hanım, “Ben Hollanda’da bir kadınla evlendim. Hollanda’da evim var. Maddi durumum da iyi. Oradaki bayanlardan beni anlayacak biriyle evlenmek, beraber yaşamak istiyorum” deyince başta sunucu Esra Erol olmak üzere stüdyodaki herkes dondu, kaldı. Sunucu Erol, ilk şoku atlatır atlatmaz, “Haydi git başka programlara” diyerek, sesi yayından aldırdı ve kameraya dönüp, izleyicilerle dertleşmeye başladı. “Bu hanım şov yapmak istedi. Biz de buna istemeden alet olduk. Çeşit çeşit insan var. Kimsenin cinsel tercihi bizi ilgilendirmiyor ama bu sadece şov amaçlı. İyi de Serdar Bey’i niye kullandı?” diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Sinirlerine hakim olmakta güçlük çektiği gözlenen Erol konuşmasını şöyle sürdürdü: “İyi oldu be, renk geldi programa… Hep birlikte güldük, eğlendik. Aslında söyleyecek çok söz var ama terbiyem müsaade etmiyor… Ama ben o telefon numarasını bulurum. Arayan kişinin de canını yakarım…” Bu aralar canlı yayınları telefonla sabote etmek pek bir moda… Sanırım bu da “kafa bulmak isteyen” birinin benzer bir girişimiydi. Yoksa değil mi?.. Yoksa bir “ihtiyacın” tezahürü mü? İster misiniz bir yapımcı çıkıp, lezbiyenler için “Lezb-i İzdivaç” programı ekrana sürsün?
11.Şub.2010
Tüm Türkiye’nin hayran olduğu Kenan İmirzalıoğlu bakın kime hayranmış. İşte sizi şaşırtacak o isim…
Kenan İmirzalıoğlu…Best Model of the World yarışmasında birinci olduğu günden bugüne kadar her yaptığı olay oldu. Deli Yürek’ten Son Osmanlı’ya, Kabadayı’dan Ezel’e kadar oynadığı roller, aşkları ve tercihleri hep konuşuldu, tartışıldı. Peki ama Türkiye’nin hayran olduğu İmirzalıoğlu kime hayran?
Yakışıklı oyuncuyu önceki gün Swissotel’in spor salonunda üzerinde Arda yazılı formasıyla spor yaparken gören hayranları şaşkınlıklarını gizleyemedi. Binlerce hayranı olan Kenan İmirzalıoğlu’nun Galatasaray’ın genç kaptanı Arda Turan fanatiği olduğu anlaşıldı
11.Şub.2010
MEDYAFARESİ ÖZEL – Recep İvedik 3 filminin galasında sarhoş skandalı yaşandığı iddiası ortalığı karıştırdı. İşte gecede yaşananlar
“Recep İvedik 3″ filminin galasında sarhoş rezaleti yaşandığı iddiası gündeme bomba gibi düştü.
Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleşen galada basın mensuplarına deyim yerindeyse kabir azabı çektirildi. Gazeteciler ve televizyoncular karlı havada, dondurucu soğukta saatlerce dışarıda bekletildi. Bu da yetmezmiş gibi her bir haberciye tek tek sarı basın kartı soruldu. Bazı haberciler basın kartlarını gösterdikleri halde içeri alınmadı. Habercilerle kapı görevlilerinin tartışmasına filmin yapımcısı Faruk Aksoy’un kardeşi Servet Aksoy da dahil oldu bir süre sonra.
Kör kütük sarhoş olan, ayakta duramayan ve ağzı içki kokan Servet Aksoy, habercilere tehditler savurdu. Aksoy, “Ben, ne Şahan Gökbakar’ı tanırım ne de Faruk Aksoy’u! Burada patron benim ulan! Çıkışta dışarıda bekleyin beni..” diyerek basın mensuplarını tehdit etti.
Servet Aksoy’un sarhoş olduğunu göz önünde bulunduran gazeteciler durumu derhal telefonla Şahan Gökbakar’a bildirdiler. Gazetecilerden defalarca özür dilemek zorunda kalan Gökbakar, sarhoş Servet Aksoy’u görevliler yardımıyla olay yerinden uzaklaştırdı.
Film bitiminde basın mensupları tarafından etrafı sarılan ve soru yağmuruna tutulan sarhoş Servet Aksoy ise çekim ekibinin yardımıyla arabaya bindirilerek kaçırıldı.
İşte skandalın baş kahramanı Servet AKSOY!
11.Şub.2010
Münevver Karabulut’u canice katleden ve cesedini parçaladıktan sonra Etiler’de çöp konteynerine bırakan Cem Garipoğlu yarın hakim karşısına çıkıyor.
İstanbul Cumhuriyet savcıları Faruk Erşen Yılmaz ve Mustafa Öztürk’ün hazırladığı iddianamede Cem Garipoğlu’nun, cinayeti tasarlayarak kendini savunamayacak olan Münevver Karabulut’u canavarca bir hisle ve eziyet çektirerek öldürdüğü ileri sürüldü. Olay tarihinde 18 yaşından küçük olduğu gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapisten kurtulan Cem Garipoğlu için 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası istendi. Cem Garipoğlu hakkındaki iddianame onaylanarak İstanbul 1. Çocuk Ağır Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme cinayetin işlendiği yer nedeniyle yetkisizlik kararı verdi ve dosyayı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı kabul etti.
İddianamede Münevver’in babası Süreyya, annesi Nagihan ile kardeşi İbrahim Enver Karabulut şikayetçi olarak yer aldı. Ailenin avukatlığını Rezan Epözdemir yapacak. Cem’i ise Avukat Aytekin Kaya savunacak.
DOSYALAR BİRLEŞTİRİLEBİLİR
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Cem’in 18 yaşından küçük olması yüzünden annesi, babası ve amcasının da aralarında bulunduğu 6 şüpheli hakkındaki ayrı bir iddianamede hazırlandı. Bu iddianamede Cem’in babası Mehmet Nida Garipoğlu’nun tasarlayarak, canavar hisle veya eziyet çektirerek, çocuğu öldürmekten, annesi Tülay Makbule Garipoğlu’nun suç delillerini yok etme gizleme veya değiştirmekten, diğer şüpheliler Mehmet Karakayalı, Habib Kurt, amcası Hayyam Garipoğlu, Ahmet Batur’un ise suçluyu kayırmaktan cezalandırılmaları istendi. Mehmet Nida Garipoğlu hakkında ağırlaştırılmış müebbet, Tülay Makbule Garipoğlu hakkında 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezaları istendi.
Bu dosya da yetkisizlik kararı ile cinayet yerinin bağlı olduğu Bakırköy Adliyesi’ne gönderildi. Dosya Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verildi. Cem Garipoğlu’nun avukatı Aytekin Kaya, 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyayı 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderebileceğini ileri sürdü. Aytekin Kaya “Cem 18 yaşına girdiği için dosyalar birleştirilebilir” dedi.
ZEYTİNBURNU SÜRTÜĞÜ
İddianameye göre Münevver, Cem’e karşı güven, sevgi ve arkadaşlık duygusu ile bağlıydı. Cem ise Münevver ile MSN üzerinden yaptığı yazışmaları kendi bilgisayarına “Zeytinburnu sürtüğü” adlı bir klasör içinde sakladı. Cem, 27 Şubat 2009′da MSN üzerinden yaptığı yazışmada Münevver’i bir sonraki gün için evine davet etti. Cem, daveti kabul eden Münevver’e “Çok büyük planlar içindeyim, bu planların tarihin en büyüklerinden olacağım, duyunca ağzın açık kalacak, eve girerken güvenliğin görmemesi için arka bahçeden gireceğiz” diye yazdı. Kaçta eve varacakları, kaçta evden geri çıkacaklarına dair ayrıntılı bilgiler verdi. Böylece işleyeceği cinayete ilişkin önceden plan yaptığının adeta haberini verdi. Cem ile Münevver 3 Mart 2009 (Cinayet günü) saat 00.25 ve 01.03 arasında cep telefonu ile konuşup mesajlaştı. MSN üzerinden de yazıştı. Buluşmak için sözleştiler.
ÖNCE TESTERE ALDI
Cem saat 12.25′de çağırdığı taksi ile Bahçeşehir alışveriş merkezindeki Çağdaş Yapı Market’e gitti. Merkezin kameraları Cem’i görüntüledi. Cem, “Pala” denilen büyük boy testere satın aldı. Eve dönmek için başka bir taksi çağırdı. Eve döndü. Beklettiği bu taksi ile Münevver’in okulu Beşiktaş’taki lisesine gitti. Okulun çıkış kapısında Münevver ile buluştu. Buradan taksiyle ayrılan Cem ile Münevver, Garipoğlu Ailesi’nin Bahçeşehir’deki evlerine gitti.
Kameraların görmediği, villanın bahçesine giden alt yoldan eve doğru yürüdüler. Bahçıvan Refik İmamoğlu, onları gördü. Cem ile Münevver saat 14.55′te eve girdi. Münevver, annesine “Ben Beşiktaş’tayım, merak etmeyin” diye mesaj attı. Bu, Münevver’den alınan son haber oldu.
CANLIYKEN KAFASINI KESTİLER
Mehmet Nida Garipoğlu alt bahçe yolundan kameralara gözükmeden gizlice Cem’in daha önceden açtığı alt bahçe kapısından eve girdi. Mehmet Nida Garipoğlu da cinayete doğrudan doğruya katıldı. Baba-oğul, Münevver’i kesici aletle yaraladı. Vücudunda işkence mahiyetinde yaralar açtılar.
Yine otopsi raporlarından anlaşılacağı üzere henüz canlıyken testereyle kafasını kestikler. Münevver’in kafasını poşete koyarak gitar kutusuna yerleştirdiler. Başı olmayan cesedi ise bavula koydular. Yerde bulunan kan izlerini silmeye çalıştılar. Mehmet Nida Garipoğlu cinayet mahalli olan evinden çıkarak 5 kilometre uzaktaki Avcılar’daki ofisine 5-10 dakika gibi bir sürede en geç saat 17.21 civarında gitti.
Cem saat 18.36 sıralarında telefonla arayarak villaya taksi istedi. Gitar kutusundaki baş ve bavul içindeki cesedi alarak evden çıktı. Mehmet Ceyhan Benice’nin kullandığı korsan taksiye bindi. Etiler’deki Mutlu Sitesi’nin önüne geldiklerinde Cem, arka koltuktaki gitar kutusunu indirdi. Ardından Cem ile taksici birlikte bagajdaki bavulu indirdiler. Cem, bavul ile gitar kutusunu ilerideki çöp konteynerine attı.
ANNESİ KAN İZLERİNİ SİLDİ
Cem cesedi attığı sıralarda bütün gün evde bulunmayan annesi Tülay Makbule Garipoğlu ile iki kız kardeşi villaya döndü. Cem’in annesi bodrum katında bulunan kan izlerini silmeye çalıştı. Cesedi çöpe atan Cem Garipoğlu ise Akmerkez’e gitti. Burada karşılaştığı arkadaşı E.A. ile bir süre sohbet etti.
Hurda ve kağıt toplama işi yapan Emin Delidolu, çöp konteynerinde Münevver’in cesedini buldu. Enver Karabulut, ablası Münevver’in Cem ile arkadaş olduğunu polise söyledi.
Polis Cem Garipoğlu’nun peşine düştü. Cem sonra da babası Mehmet Nida Garipoğlu eve geldi. Babası Cem’i alarak Beylikdüzü’ndeki lojmana götürdü ve şüpheliler Mehmet Karakayalı ile Habip Kurt’a teslim etti. Bir süre sonra Cem’in amcası Hayyam Garipoğlu, siyah Passat ile geldi. Nida Garipoğlu, Cem’i arkaya bindirdi ve araba Edirne istikametine doğru hareket etti. Nida Garipoğlu ise bir başka araçla başka yöne doğru ayrıldı.Polis, Bahçeşehir’deki eve geldi. Ancak Cem çoktan evden gitmişti. 197 günlük firarı başladı.
BABASI İLE BİRLİKTE ÖLDÜRMÜŞLER
Mehmet Nida Garipoğlu ile oğlu Cem birlikte suç işlemeye karar verdi. Eylemin oluşuna, niteliğine ve toplanan delillere göre olayın farklı şekilde gerçekleştiğinin başkaca izahı mümkün değildir. Cinayet saat 14.55 ile 18.36 arasında kısa bir sürede gerçekleşti. Münevver, vücudunda beşi öldürücü nitelikte olmak üzere birden fazla kesiyle yaralandı. Kafası vücudundan henüz canlıyken ayrılarak öldürüldü. Evin geniş bir alanına yayılan ve bulaşan kanın iki kişi tarafından kısa sürede temizlenmesi mümkün olmadı. Cem ile Mehmet Nida’nın evi terk etmelerinden sonra eve döndüğü anlaşılan Tülay Garipoğlu evdeki suçun iz ve emarelerini silip temizleyerek büyük oranda delillerin ortadan kaldırılmasını sağladı.
Mehmet Nida Garipoğlu’na ait olduğu belirtilen bir içlik ve bir gömlekteki kan izleri üzerinde inceleme yapıldı. Kan izlerinin silme ile oluşmadığı sıçrama, dokunma ya da değme suretiyle oluşabileceği tespit edildi. Oysa Cem Garipoğlu, ifadelerinde babasına ait giysileri kirli sepetinden alarak, yerleri sildiğini iddia etmişti.
ŞAKA YAPMIŞ
Kırmızı bültenle aranırken 197 gün sonra polise teslim olan Cem Garipoğlu, Gülhane’deki İstanbul Çocuk Mahkemesi’nde verdiği ifadesinde Münevver Karabulut ile Bahçeşehir’deki evlerine geldiklerini, Münevver mutfaktayken cep telefonundaki mesajlarına baktığını, gördüğü mesajlar üzerine de tartışmaya başladıklarını anlattı. Cem Garipoğlu mutfaktan aldığı bıçakla Münevver Karabulut’u bıçakladığını söyledi. Testereyle ilgili sorular üzerine ise gerisini hatırlamadığını, valize sığmadığı için testereyle kestiğini ifade etti. Cem Garipoğlu, cesedi attıktan sonra tekrar eve döndüğünü, annesinin yerdeki lekeleri sorması üzerine kusmuk olduğunu söyleyip birlikte temizlediklerini anlattı. Cem firardayken nerede kaldığıyla ilgili soruları da olaydan sonra tanımadığı biri tarafından üç-dört saat süren bir yolculuk sonunda bir eve götürüldüğünü, yemekleri de kendisini götüren bu kişinin 15 günde bir getirdiği şeklinde yanıtladı.
Cem Garipoğlu MSN kayıtlarında “Önce sana sarılırım. Başlarım sıkmaya boğana kadar” yazışmaları için “Şaka yaptım” dedi. Münevver ile ciddi bir ilişki içinde olduğunu belirten Cem, yaşananlar için de pişman olduğunu belirtti. Barlara girebilmek için nüfus cüzdanında yaşını büyüttüğünü anlatan Cem, uyuşturcu kullanmadığını, ailesinden uzak olmasının kendisinde herhangi bir olumsuzluk yaratmadığını, herhangi bir ruhsal bunalımı olmadığını, geçmişte herhangi bir cinsel istismara maruz kalmadığını anlattı. Daha önce neden teslim olmadığı şeklindeki soruya ise Cem, “Korktum” cevabını verdi.
10.Şub.2010
Hızla gelişen teknolojiyle her yaşa hitap eden bilgisayarın insan sağlığına zararlarının bulunduğunu söyleyen ortopedi uzmanı Prof. Dr Mahmut Mutlu, “Küçük boyutlu mouse kullanmak insanı felç edebilir” dedi.
rciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr Mahmut Mutlu, bilgisayarın insan vücuduna etkileri hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Mahmut Mutlu, “İletişim araçları hayatımızı kolaylaştırabildiği gibi dengeli kullanılmadığı takdirde sağlığımıza verdiği zararlar da yaptığımız araştırmalar sonucu ortaya konulmuştur. Bilgisayar kullanırken aynı zamanda bununla doğru orantılı olarak en fazla kullandığımız organlarımız göz ve ellerimizdir. Eklemsel yönden incelediğimiz zaman bunların başında ellerimiz gelir. Özellikle uzun süreli mouse kullanımında ellerimiz olumsuz etkilenir. Burada önemli olan, bilgisayar kullanımının sürekliliğini azaltmak ve özellikle küçük mouselardan uzak durmak. Çünkü, uzun süreli kullanımında küçük mouselar el sinirlerini hafif, orta ve ileri seviyede etkileyebiliyor. Sinirlerde duyu kaybından başlayan olay ileri seviyede felce kadar gidebiliyor. Destekli mouse kullanmayı öneriyorum. Böylece mouse kullanımında el bileklerimiz çok fazla zarar görmeyecektir. Büyük mouselar ele tam olarak oturdukları için küçük olanları kadar büyük bir olumsuz etkileri olmayabiliyor. Fakat küçük mouselar elin rahatlığı ve sinirlerin parmaklara ulaşımı açısından iyi sonuç vermiyor” dedi. Prof. Dr Mahmut Mutlu, “Bilgisayar kullanımında eklemsel yönden zarar görülmemesi için bilgisayar karşısında geçirilen zamana özellikle dikkat edilmeli. Bu sebepten vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyorum” şeklinde konuştu.
10.Şub.2010
“Elinde uygunsuz görüntüler ve fotoğraflar olduğunu söyleyerek bana şantaj yapıyordu”
Kocaeli’de evli ve bir çocuk annesi teknisyen N.Ö., alışveriş merkezinde karşılaşıp tartıştığı erkek arkadaşı Ramazan Ö.’yü (28) kurşun yağmuruna tuttu. Vücuduna 5 kurşun isabet eden Ramazan Ö. olay yerinde hayatını kaybederken, silahını bırakan kadın gözaltına alındı. Olayı eşinin ve çocuğunun duymaması için polise yalvaran N.Ö., iş arkadaşının, uygunsuz görüntü ve fotoğraflarla kendisine şantaj yaptığını söyledi.
Gökhan KARABULUT/AHT
SEDAŞ’ta (Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş) teknisyen olarak çalışan evli ve bir çocuk annesi N.Ö., dün akşam 21.00 sıralarında aralarında ilişki olduğu iddia edilen işyerinden arkadaşı Ramazan Ö. ile Outlet Center’de karşılaştı. İkili, alışveriş merkezinde tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine çantasında taşıdığı silahı çıkaran N.Ö., arkadaşını kurşun yağmuruna tuttu. Peş peşe ateşlenen silahtan çıkan 16 kurşunun 5′i Ramazan Ö.’nün başına ve vücuduna isabet etti. Diğer kurşunlar da mağazaların camlarını kırdı. Ramazan Ö. olay yerinde hayatını kaybederken, silahını bırakan N.Ö. alışveriş merkezinin güvenlik görevlileri tarafından etkisiz hale getirilerek polise teslim edildi.
Polise verdiği ifadede, kısa bir dönem birlikteliği olduğu Ramazan Ö.’nün hayatını kararttığını söyleyen N.Ö., “Elinde uygunsuz görüntüler ve fotoğraflar olduğunu söyleyerek bana şantaj yapıyordu. Tehditlerini sürdürünce tartışmaya başladık” dedi. Genç kadının, olayı eşinin ve çocuğunun duymaması için polise yalvardığı öğrenildi.
10.Şub.2010
Çapkın, ‘Hrant Dink Cinayeti Davasında Gizli Tanığın Polis Tarafından Hazır Edilmesinin Unutulduğu’ İddiasını Yalanladı.!
İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, ”Hrant Dink cinayeti davasında gizli tanığın polis tarafından hazır edilmesinin unutulduğu” iddiasına ilişkin, mahkemece polise yazılan herhangi bir yazı olmadığını söyledi.
Çapkın, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Vatan Caddesindeki yerleşkesinden ayrılırken gazetecilerin, ”Hrant Dink cinayeti davasının dünkü duruşmasında gizli tanığın hazır edilmesinin unutulduğu yönünde iddialar bulunduğunu, bu konuda polisin ihmali olup olmadığını” sormaları üzerine, ”Hayır, asla polisin bir ihmali yok. Çünkü tanık veya gizli tanıklar, mahkemece polise yazı yazılır öyle getirilir. Polise böyle bir yazı, istek yok. Spontane gelişmiş bir olay sanıyorum” dedi.
Dün akşam böyle bir isteğin olmadığını açıkladıklarını ifade eden Çapkın, bugün 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının da bunun doğru olduğunu söylediğini kaydetti.
Çapkın, gazetecilerin, ”Ümraniye’de pazar günü yapılan protestoda bir başkomiserin parmağının kopmasına” ilişkin soruları üzerine de bu konu hakkında ilgili birimlerin çalışma yürüttüğünü bildirdi.
Protestonun, açılışı yapılan hastanenin 200 metre ilerisinde yaşandığını ifade eden Çapkın, ”Bunlar yol kesmeye çalışınca arkadaşlarımız müdahale etmişler ve bu arada da eylemcilerden biri başkomiserimizin parmağını ısırmıştır” diye konuştu.
Çapkın, yaralanan başkomiserin sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, başkomiserin kopan parmağının, benzer bir sağlık sorunu yaşayan Fatih Terim’in tedavisini gerçekleştiren doktor tarafından dikildiğini kaydetti. (Anadolu Ajansı)
Son Yorumlar