Chat.com.tr
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
22.Ağu.2010
1 Temmuz 2010 tarihinde İran’a yaptırımlar konusunda ABD’de çıkan yasa çerçevesinde Türkiye’ye gelen ABD elçileri Türkiye’ye bir heyet göndererek İran ile iş yapan şirketleri cezalandırırız uyarısında bulundu.
1 Temmuz 2010 tarihinde İran’a yaptırımlar konusunda ABD’de çıkan yasa çerçevesinde Türkiye’ye gelen ve Türkiye Bankalar Birliği, DEİK ve bazı büyük Türk şirketlerinin temsilcileri ile görüşen
heyet, “İran ile ticaret devamederse tüm ilişkilerimiz sona erer” uyarısında bulundu.
En sert görüşme de Türk bankacıları ile gerçekleşti. Cumhuriyet Gazetesi’nin önceki gün gündeme getirdiği ABD’den gelen uyarı heyetinin başında, ABD Hazine Bakanlığı Terör Finansmanı ve Mali Suçlardan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Daniel Glaser’in olduğu öğrenildi.
Toplantılardan en kritik olanı 19 Ağustos’ta Bankalar Birliği’nde gerçekleşti. Görüşmelerde, ‘tehditler
savuran’ ABD heyeti, Türk bankalarına İran’a hizmet sunan ve İran’da yer alan 11-12 banka ile her ne şekilde olursa olsun bir ilişkide bulunan Türk bankasının ABD bankalarıyla hiçbir şekilde iş yapamayacağını” bildirdi.
İLİŞKİLER SONA ERER
ABD bankalarının, konu ile ilgili bilgilendirildiğini Türk bankacılık yetkililerine ileten ABD Hazine yetkilileri , “İran ile 1 dolarlık işlem yapılması bile yasak. ABD’deki bankaların İran ile iş yapan bankalarla işlem yapması yasak.
Eğer buna rağmen sizler İran bankaları ile iş yaparsanız, ilişkilerimiz sona erer” uyarısında bulundu. Ardından Bankalar Birliği, üyelerine ABD heyetinin tehdit kokan uyarı yazısını tek tek faksladı.
Gönderilenmetinde özetle, “İran’daki 10-11 banka aralarında Türkiye’de şubesi bulunanlar da dahil nükleer silahlanma ve terörizme destek veriyor.
Bunlarla iş yapanlar da buna dahil olacağı için bundan sonra bir tek işlem bile yapılmamasını istiyoruz” denildi.
EVET GELDİLER
Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreteri Ekrem Keskin, ABD heyetinin kendilerini ziyaret ettiğini doğrulayarak, “Ancak toplantıda ben yoktum. Sadece Birleşmiş Milletler’in İran’a uygulanacak ambargo ile ilgili aldığı kararları içeren bir bilgilendirme toplantısı olduğunu biliyorum” dedi.
Bir daha iş yapamazsınız!
DEİK üyeleri ile bir araya gelen ABD’li heyet ardından Türk-İran İş Konseyi yöneticileri ile buluştu. Burada da bankacılık sistemi yeniden gündeme geldi.
Sendikasyon kredileri örnek verilerek, “ABD’den aldığınız sendikasyon kredileri karşılığında bir rezerv para tutma zorunluluğu var. Eğer bu paranın içinde İranlıların parası olduğu anlaşılırsa bir daha iş yapamazsınız” uyarısında bulunuldu
Projeyi sigortalayan şirket de ambargolu
Amerikan heyetinin DEİK’te Türk-İran İş Konseyi ile yaptığı toplantıda dikkat çektiği bir başka konu ise enerji sektörüne hizmet sağlayanları ilgilendiriyor. Heyet, sadece enerji alım-satımı değil tesis modernizasyonu, rehabilitasyonu ve inşasına yönelik iş yapanların da ambargo kapsamına gireceğini bildirdi. Lojistik ve inşaat sektörüne yönelik uyarıya göre İran’a akaryakıt ihracında yükleri taşıyan lojistik firması da ABD’nin hedefi haline gelecek. Tesis inşası-modernizasyonu projesi üstlenen de yasaklı olarak değerlendirilecek. Ayrıca her türlü enerji projesini sigortalayan sigorta şirketi de ABD yasaklarının hedefi olacak.
İşte yasaklı bankalar
- Bank Sepah
- Bank Melli
- Arian Bank
- Bank Mellat
- Kargoshae Bank
- Persia International
- Post Bank
- Bank Saderat
Talepler ihracatı düşürür
ABD heyetinin ziyareti ardından Türk-İran İş Konseyi yönetimi kendi içinde
değerlendirme yaptı. Bankaların para transferlerine ve enerji sektörüne
yönelik olası tedbirler nedeniyle ihracatın düşeceği değerlendirmesi yapıldı. Türkiye ise geçtiğimiz yıl İran’a 2 milyar 25 milyon dolar ihracat yaptı. İlk 6 ayda ise yapılan ihracat tutarı 1.3 milyar dolar oldu.
22.Ağu.2010
Konut Edindirme Yardımı (KEY) ödemeleri yarın başlıyor. Yaklaşık 280 milyon lira KEY parası ödenecek. 1.3 milyon kişiye ödemeler T.C. kimlik numarasına göre yapılacak. KEY ödemelerine ilişkin ödeme takvimi:
Konut Edindirme Yardımı (KEY) hesaplarının tasfiyesi kapsamında, 1.3 milyon kişiye ödeme yapılmasına ilişkin liste, Resmi Gazete’nin yarınki mükerrer sayısında yayımlanacak. Listenin yayımlanmasından sonra, ödemeler 23 Ağustos‘ta başlayacak. Ziraat Bankası’nı KEY ödemelerine ilişkin ödeme takvimini açıkladı.
Buna göre, TC kimlik numarasındaki son 2 rakama göre, hak sahipleri 3 Eylül gününe kadar Ziraat Bankası şubelerinden KEY paralarını alabilecek. Listede ismi bulunanlar, tahsis edilen ödeme gününü beklemeden, Ziraat Bankası ATM’lerinden parasını çekebilecek.
3 Eylül’den sonra, kimlik numarasındaki son 2 rakama bakılmadan, şubelere başvuran hak sahiplerine ödeme yapılabilecek.
ÖNCE KONTROL EDİN
Ziraat Bankası ve Emlak Konut GYO’dan konu ile ilgili verilen bilgiye göre, vatandaşların, Ziraat Bankası’na başvurmadan önce Resmi Gazete’de yayınlanan listelerde isminin bulunup bulunmadığını Emlak Konut GYO’nun ”www.keyodemeleri.com” adresinden sorgulamaları gerekiyor.
TC kimlik numarası (TCKN) ve yabancı kimlik numarası/vergi kimlik numarası ile yapılan sorgulama sonucunda listede isimleri yer almayan, TCKN ve yabancı kimlik numarası/vergi kimlik numarasının bulunmaması ya da KEY hak sahibi olduğunu ve ödeme miktarının doğru olmadığını ileri süren kişilerin, öncelikle adlarına ödeme yapan kurumlara (kesintilerini yatıran kurumlara), bu kurumlardan sonuç alınamaması durumunda ise Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvurmaları gerektiği belirtildi. KEY ödemeleri, Türk vatandaşlarına TCKN ile, yabancı uyruklu hak sahiplerine ise Yabancı Kimlik Numarası/ Vergi Kimlik Numarası ile yapılacak.
Kurumlar tarafından TCKN ve Yabancı Kimlik Numarası/Vergi Kimlik Numarası bildirilmeyen hak sahiplerine ödeme yapılmayacak. Hak sahiplerinden Ziraat Bankası’nda hesabı ve bu hesabına ilişkin banka kartı bulunanlar, Ziraat Bankası ATM’lerinden, belirlenen günleri beklemeden paralarını alabilecekler.

17.Tem.2010
Başabakan Yardımcısı Bülent Arınç bir haber kanalında katıldığı programda gazetecilerle gündemi değerlendirdi.. Arınç, parti olarak sık sık kamuoyu çalışması yaptırdıklarını söylerken son anket sonuçlarını paylaştı..
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, partisinin oy oranlarına ilişkin, ”Biz yüzde 40′ların çok üstündeyiz, buna inanın” dedi.
Bülent Arınç, CNN Türk televizyonunda canlı yayımlanan ”Ne Oluyor?” programında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Arınç, bir gazetecinin muhalefet partilerinin referandumu, hükümete karşı bir güven oylamasına karşı dönüştürmeye çalıştığına ilişkin sözlerine ‘halkın kafasına karıştırmaya gerek olmadığı” karşılığını verdi.
Arınç, ”Partinizin sık sık kamuoyu yoklaması yaptırdığını biliyoruz, son rakamlar nelerdir?” şeklindeki soruya karşılık, ”Seçimle ilgili biz 40′ların çok üstündeyiz, buna inanın. CHP açısından değerlendirdiğiniz de CHP, Sayın Deniz Baykal ile yüzde 20-22 bandına yerleşmişti. Kılıçdaroğlu’yla yüzde 25-26′ları gördü ama yüzde 30′ları 32′leri görmedi…” dedi.
-”ÇOK İYİ NİYETLİ BİR İŞ OLMADIĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM”-
Arınç, ”Suikast iddiaları ve yapılan soruşturmalara ilişkin” bir soruya karşılık da şunları kaydetti:
”Bu konu üzerinde ben bugüne kadar pek çok defalar konuştum, yani olayı çok karikatürize eden siyasetçiler de oldu, ”kozmik odalar kozmik patates çıktı’ diye, grup toplantısında Sayın Baykal’ı hatırlıyorum, pek patates olmadığı anlaşıldı, buna benzer çok hadiseler oldu… Anlaşıldı ama gören gözler bunu bilir, bugünlerde yayınlanan pek çok kayıtlarda da pek çok iddialarda da gerçi yüksek tirajlı gazetelerin büyük bir kısmı bunu paylaşmasa da bazı televizyon ekranları herhalde korktukları için bunları yayınlamasalar da, bir şeyler olduğunu, birilerinin bir şeyler yapmak istediğini, bunun için organize hale gelmiş olduklarını hissediyoruz, görüyoruz, duyuyoruz, bu çok şey değil, herkesin hissetmesi gereken bir şey ama buna sadece benimle ilgili bunlar pek çok kayıtlardı ama sadece benimle ilgili hadise olarak olaya bakmamak lazım, öylesine vahim olaylar ve iddialar var ki benimle ilgili iddia sadece bunlardan birisi.
Ben kendi şahsımı, nefsimi, hayatımı, emniyetimi elbette düşünürüm ama Türkiye’de olan bitenlere, yapılması istenenlere bakılırsa benimle ilgili olan olay belki onların en küçüklerinden bir tanesidir, o tarihte ben Manisa’daydım. Olduğunu duydum geldim, bununla ilgili açıklamaları da yaptım yüreklilikle samimiyetle daha doğrusu sonra zor bir süreç başladı, aramalar, aramalardan ne çıktığını bilmiyoruz, aramalara hakimler zor sokuldu, şartlar ağırlaştırıldı, bunları basından takip ettik, ben ne savcıyı tanırım ne hakimi tanırım, kendim de yıllardan beri hukukla iç içeyim, yani ‘benim şöyle bir olayım var, ne yapıyorsunuz desem?’ bunun yanlış anlaşılacağını, birileri tarafından kullanılacağını bilirim, o savcı da beni görse tanımaz, ben de görsem tanımam doğrusu. Hiç bir şekilde irtibatım olmadı, ne yaptığını da bilmiyorum. Ama duyabildiğim, hissedebildiğim şeyler şüphesiz, hayatıma kastedebilecek bir eylem değil, o günkü olan olay, yani bulunmuş iki kişi, üzerlerinden farklı hüviyetler çıkmış, kiralanmış araçlarla bir adres tespitine yönelmiş bir eylem gibi, önce inkar edildi sonradan da bizzat Sayın Genelkurmay Başkanı ‘işte dışarıya bilgi sızdırdığı iddia edilen birisi ile ilgili olarak bir inceleme yapıyorlardı, talimatı da ben vermiştim’ dedi. O zaman anlaşıldı ki bir eylem var. Bu bana yönelik mi bir başkasına yönelik mi onu ancak yargı çözecek, o zaman savcının bulabildiği veya mahkemeye sevk ederken kullandığı deliller yine gazetelerde yer aldı, sayı sekize çıktı bildiğim kadarıyla, Sayın Hayati Yazıcı, Sadullah Ergin ve Meclis Başkanıyla da bağlantılı bir istihbarat olduğu söylendi…
Şimdi ben sabırla bekliyorum, sabırla bekliyorum ne olacak savcı elindeki delilleri yeterli görürse bir amme davası açacak, yeterli delilleri bulmazsa takipsizlik kararı verecek, delilleri buldu dava açtı diyelim, ya beraat ya mahkumiyet kararı verecek. Ben bekleme noktasındayım, ben Sayın Başbuğ gibi çok merak da etmiyorum, çünkü benimle ilgili olduğu söylenen, benim başıma geldiği iddia edilen bu olayın onlarcası, belki yüzlercesi başkalarının başına geliyor. Burada Bülent Arınç’ın ağırlığı nedir ben o tarafta değilim. Ben Türkiye’de bir insan nasıl böyle bir eylemle irtibat kurulabilir onun merakı içerisindeyim, diyelim ki mahkeme beraat verdi, takipsizlik oldu ve dosya hukuk açısından kapandı, mesele bitmiştir benim açımdan, ne müdahil olurum ne arkasını takip ederim ama içimdeki kuşku devam eder. Çünkü ben bu olayın içerisinde çok iyi niyet olmadığına ve yapılmak istenenin de çok iyi niyetli bir iş olmadığına yürekten inanıyorum. Ne yapayım ki kalbim böyle söylüyor…”
13.Tem.2010
Medya Takip Merkezi’nin Haziran ayı araştırmasında ekonomi sayfalarında en çok vergi haberlerinin yer aldığı görüldü. En çok konuşulan kurum THY olurken Turcell de popülaritesini korudu.
Medya Takip Merkezi’nin (MTM), Haziran ayında, gazete, dergi, TV kanalı ve internet medyasında yaptığı haber takibi sonuçlarından yola çıkarak hazırladığı, “ayın ekonomi gündemi” raporuna göre; geçtiğimiz ay basında en çok yer bulan konu “vergi” haberleriydi. Ekonomik kriz konusu da gündemdeki yerini korumaya devam eden etti ve ay boyunca 9 bin 41 haberde yansıma buldu.
THY POPÜLARİTESİNİ KORUYOR…
Haziran ayında medyada en çok bahsi geçen kurum, THY oldu. Uçak filosunu arttıracağı haberleri ve Temel Kotil’in kurumsal açıklamalarıyla medyada sıkça boy gösteren Türk Hava Yolları, geçtiğimiz ayın en çok ilgi gören firmasıydı. Ay boyunca 4 bin 869 haber ve yazıda yer alan THY, 46 saate yakın süreyle ekranlarda kaldı.
TÜRKİYE’NİN EN MEDYATİK İKİNCİ MARKASI: TURKCELL
MTM’nin hazırladığı aynı araştırma verilerine göre; medyada en çok yer bulan ikinci firma Turkcell oldu. Bilişim 500 yarışmasında ikinci olan Turkcell, Ege Orman Vakfı’na bağışta bulunmaları ve çeşitli kampanya haberleriyle medyada sıkça yansıma sağladı. Turkcell ay boyunca, gazete, dergi, TV kanalı ve haber siteleri toplamında 2 bin 461 habere konu edildi.
G-20 ZİRVESİ HAZİRAN AYINA DAMGASINI VURDU…
Geçtiğimiz ay Kanada’da gerçekleştirilen G-20 zirvesi ekonomi basınının geniş ilgi gösterdiği bir diğer konu oldu. Başbakan Erdoğan’ın da katılımıyla gerçekleşen zirve, tüm mecraların toplamında 3 bin 157 haber ve yazıya konu edildi. Zirvede açıklanan bilgi doğrultusunda, Türkiye’nin G-20 ülkeleri arasında Çin’in ardından en hızlı büyüme gösteren ikinci ülke olması sıkça konuşulan konu başlıkları arasındaydı.
AYIN DİKKAT ÇEKEN DİĞER GELİŞMELERİ;
*Piyasadaki et fiyatlarındaki artışa müdahale etmek amacıyla 8 bin ton kasaplık sığır ithalatı için ihale yapan Et ve Balık Kurumu (EBK), aynı amaçla 4 bin ton besi hayvanı ithalatı için ihale açtı.
*Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği’nin (GYODER), İstanbul Restate adı altında düzenlediği, İstanbul Gayrimenkul Fuarı ve Zirvesi, 15-17 Haziran 2010 tarihleri arasında Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapıldı.
*Türkiye’nin ilk özel sektör limanı olan Gemlik Liman ve Depolama İşletmeleri A.Ş.’nin (Gemport), 50 milyon dolar yatırımla gerçekleştirdiği kara platformu konteyner stok sahaları, antrepo ve iç dolum-iç boşaltma alanları, törenle hizmete girdi.
*Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya 600 milyon dolar ayıran Kuveytli yatırım fonu NBK Capital, Dünya Göz’e yüzde 30 oranında ortak oldu.
*Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) yönetim kurulu başkanlığına yeniden Ersin Özince seçildi.
*Türk Ekonomi Bankası tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na gönderilen duyuruda TEB’in çoğunluk hissedarı olan BNP Paribas ve Çolakoğlu Grubu’nun 3 Haziran tarihinde TEB ve Fortis Bank A.Ş.’nin birleşmesine ilişkin bir niyet mektubu hazırladığı ifade edildi.
*Akbank ve Citibank işbirliğiyle 2008 yılında yaratılan Citi Axess kredi kartının kazandığı büyük başarı, kartla ilgili işbirliği anlaşmasının 2018′e kadar uzatılmasının yolunu açtı.
*Garanti Mortgage’ın internet sitesi www.garantimortgage.com, Uluslararası Görsel Sanatlar Akademisi tarafından, “2010 İletişimci Ödülleri” kapsamındaki “Finansal Hizmetler” kategorisinde “Üstünlük Ödülü”ne layık görüldü.
*Türkiye’den 7 şirketin dahil olduğu Global Pulse 2010 İtibar Araştırmasına göre Sabancı Holding 76,08 puanla Türk şirketleri arasında ilk sırada yer aldı.
*Türk-Arap İşbirliği Forumu (TAF) Dışişleri Bakanları 3. Toplantısı ile TAF Ekonomi Forumu 5. Toplantısının ortak açılışı Four Seasons Oteli’nde yapıldı.
*BSH Bosch ve Siemens Ev Aletleri, Berlin’de çamaşır bakımına yönelik yeni teknoloji merkezinin temellerini attı.
*Arçelik A.Ş, Beko, Blomberg ve Grundig markalarıyla, Avrupa’nın en prestijli teknoloji ve tasarım yarışmalarından biri olan ”Plus X” yarışmasında, beş farklı kategoride toplam 16 ödüle birden layık görüldü.
*İş Bankası, 1932 yılında açılan ve 1959 yılında kapanan İskenderiye şubesinden 51 yıl sonra Mısır’da bir temsilcilik açtı.
07.Tem.2010
Rusya’da, Güneşli yaz günlerinde büyük şehirlerin beton binalarını terk eden kent sakinleri kargaşadan uzaklaşarak yazlıklarda soluk alıyor.
Rusların şehir dışındaki yazlıklarda yaşama sevdası bir çok klasik edebiyat eserlerine ne konu olurken, bu sevda Rusya’da halen devam ediyor. Bazı vatandaşlar sürekli olarak şehir dışında kalma fikrini bile gözden geçiriyor. Çünkü yazlık Ruslar için şehir yaşamının oluşturduğu sıkıntından kaçma imkanını sunuyor.
Rusya’da yazlıklar ilk defa Büyük Petro zamanında ortaya çıkmış ve devlet tarafından öncelikli olarak çara sadık olan soylulara veriliyordu. Ancak 19. yüzyılın sonuna doğru yazlıklar özel mülkiyet haline gelmeye başladı ve Ruslar için yaz günlerini geçirmenin vazgeçilmez mekanı oldu.
Moskova’nın hemen dışındaki ve neredeyse yüzyıl boyunca Şubin ailesine ait yazlık burada yaşayanların hayatlarında önemli rol oynadı. Küçüklüğünden beri bu yazlığı ziyaret ettiğini anlatan Mariya, “Bu yazlık ile ilgili çok değerli hatıralarım var. Hatta tüm önemli hatıralarım bu yazlık ile ilgili olduğunu bile söyleyebilirim. Burada bir çok arkadaş edindim ve hayata bakışım burada biçimlendi. Okulda yazdığım ilk kompozisyonda da en sevdiğim mekan olarak da burayı anlattığımı hatırlıyorum.” diye anlatıyor.
Eski yazlıklar hem müze, hem toplumsal hayatın merkezi izlenimi oluşturuyor. Çünkü bu yazlıkların sadece güzel manzara dikkat alınarak değil, ayrıca spor ve dinlenme tesisleri etrafında kurulmasına özen gösteriliyordu.
Maria Şubina’nın anlattıklarına göre, dinlenme tesislerine bağlı ‘Veranda’ (sahne) aynen 1930 yıllarında olduğu gibi hizmet vermeye devam ediyor. Maria, “Burada eskiden olduğu gibi halen konserler verilmeye devam ediyor. Mesela piyanist Sviatoslav Richter ve Gindes burada canlı performans sergilemişlerdi, müzisyen Yuri Başmet de ara sıra konser veriyordu. Şu anda komşularımızdan biri rock sanatçısı, o da yılda bir kez burada konser veriyor.” diyor.
Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte bir çok yeni modern yazlıklar da kurulmaya başlandı. Böyle modern yazlıklardan birinde Egor ve Lena, köpekleri London ile birlikte sürekli yaşıyor. Genç çiftler kasaba hayatı için şehri terk etti ve temiz hava ve açık alan bağımlısı haline geldi. Lena, yazlık yaşamını şöyle ifade ediyor: “Şehirde yaşadığım zaman bir kasabada yaşayabileceğimi hayal bile edememiştim. Şimdi ise yazlıkta yaşıyorum ve şehirde yaşayabileceğimi hayal bile edemiyorum. Çünkü şu anda gezmek istediğim zaman nehire, alana gider ve üç saat geze bilirim. Ayrıca burada kilisemiz de var. Mısır tarlaları, buğday tarlaları var. Bunlar çok güzel şeyler. Ayrıca burada doğanın değişikliğini, mevsimlerin değişimlerini izleyebiliyorsun, böceklerin yaşamlarını seyredebiliyorsun. Çok ilginç bunlar.”
Bunlarla birlikte Lena ile Egor evlerinin şehirdeki dairelerinden konfor açısından geri kalmaması ile de gurur duyuyor. Lena, yazlıklarında tuvalet ve duşun olmasını konforlu yaşam sürdürmeleri açısından çok önemli bulduklarını ifade ediyor.
Egor sanatla uğraşıyor ve yaşadığı evinde stüdyosu mevcut. Sanatçı olarak köy sessizliğini önemli bulduğunu belirten Egor, “Şehirde çalışmalarım işten ziyada daha çok savaşa benziyordu. Sanatım beni memnun etmiyordu, çünkü zorla yapıyordum. Burada açık havada, temiz havada her şey armoni içinde gelişiyor. Burada ilham buluyorum” şeklinde anlatıyor
28.Haz.2010
AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından düzenlenen “Büyüyen ve Gelişen Türkiye” konulu kısa film yarışması sonuçları belli oldu.
Yarışmaya başvuru yapılan 125 film arasından 105′i AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı bünyesinde oluşturulan bir ön eleme kurulu tarafından “teknik yetersizlik”, ” süreyi aşma”, “duyurulan konu başlıklarıyla ilişkisizlik” gibi gerekçelerle yarışma dışı bırakıldı.
AK Parti Tanıtım ve Medya’dan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik Başkanlığı’nda Ali Murat Güven (Yeni Şafak Gazetesi Sinema Yazarı), Alin Taşçıyan (Star Gazetesi Sinema Yazarı), Osman Sınav (Yapımcı-Senarist-Yönetmen), Prof. Dr. Naci Bostancı (Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı), Fatma Şahin (Adalet ve Kalkınma Partisi Kadın Kolları Başkanı) ve Fatih Şahin (Adalet ve Kalkınma Partisi Gençlik Kolları Başkanı) katıldı. Jüri tarafından ön elemeden geçmiş 20 filmin değerlendirmesi yapıldı.
Jüri tarafından birincilik ödülü Serap Sebahat Danış’ın yönetmenliğini yaptığı “Godo dedi, ‘Godo Yok’ dedi…” isimli filme, ikincilik ödülü M. Tayfur Aydın’ın yönetmenliğini yaptığı “Yasak Elma” filmine, üçüncülük ödele Tuğba Ulusoy’un yönetmenliğini yaptığı “Faili Meşhur” isimli filme verildi.
Mansiyona ise Fatih Çelik’in “Yasak” isimli filmi layık görüldü. Yarışmada birinci olan filme 50 bin TL, ikinciye 35 bin TL, üçüncüye 25 bin TL ve mansiyona ise 10 bin TL ödül verilecek.
Jürinin filmler arasında değerlendirme yaparken “tanıtım filmi” şeklinde yapılan filmlere değil, farklı bir dil kullanan filmlerin tercih edildiği belirtildi. AK Parti’nin bu tür organizasyonları düzenlemedeki amacının Türk kısa filmcilerine moral vermek ve yaptıkları çalışmalara destek sunmak olduğu ve propaganda amacıyla yapılmadığı kaydedildi.
25.Haz.2010
Bir dizi ziyaret ve miting için Antalya’ya gelen Kemal Kılıçdaroğlu, 10.30′da Antalya Havalimanı’na indi. Yaklaşık 500 kişilik grup Kılıçdaroğlu’nu davul zurnayla karşıladı. Başbakan Kemal sloganlarıyla havalimanından çıkan Kılıçdaroğlu, parti otobüsüne binmekte zorlandı. Bu sırada Kılıçdaroğlu’na yaklaşmak isteyen partiller basın mensuplarını sözlü tehdit etti.
Kılıçdaroğlu’nu; CHP İl Başkanı Özer Ülken, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen ve partililer karşıladı.
Kılıçdaroğlu, Alanya’da saat 14.00′de yapılacak programa katılmak üzere Antalya’dan hareket etti.
‘SÖZ VERİYORMUSUNUZ’
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP( Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Antalya’nın Serik ilçesinde yaptığı konuşmada vatandaşlardan AK Parti’yi sandığa gömmelerini istedi.
Bir dizi ziyaret ve açılışlar için Deniz Baykal’ın memleketi Antalya’ya gelen Kemal Kılıçdaroğlu, Antalya’nın Serik ilçesi meydanında parti otobüsünden vatandaşlara seslendi.
‘Başbakan Kemal’ sloganlarıyla karşılanan Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada AK Parti’ye yüklendi. Konuşmasında AK Parti’nin politikasını eleştiren Kılıçdaroğlu, hükümetin çiftçiyi üretemez hale getirdiğini savundu.
AK Partililerden hesap sormak için yola çıktıklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, “Seçim sandığı önünüze geldiğinde halkın iktidarına oy verecek misiniz? Söz veriyor musunuz?”diye sordu.
Antalya’nın Serik ilçesinin en çok şehit veren ilçe olduğunu bildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Serik biliyorum her zaman geleceğe güvenle bakıyor. Şehitlerimiz her zaman ve her ortamda saygıyla anıyoruz. Milletimizin başı sağ olsun. Terörü her ortamda lanetleyeceğiz.” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, mührün halkın elinde olduğunu rantın değil halkın iktidarını kurmak için var olduklarını belirtti. Temiz siyaset sözü veren Kılıçdaroğlu, halka hesap vermeyi namuslu bir görev olarak bileceklerini kaydetti.
“AK PARTİLİLERİ SANDIĞA GÖMECEĞİZ”
Serik’teki konuşmasında tarım konularına giren Kemal Kılıçdaroğlu, Türk çiftçisinin elinden pamuk üretiminin alındığını ve Türkiye’nin pamuğu Yunanistan’dan aldığını ileri sürdü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın köylüye ‘Ananı da al git’ dediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Siz sandığa giderken ananızı, babanızı alarak gideceksiniz. Onları sandığa gömeceğiz. Bu AK Parti iktidarı tarım ürünleri ithalatında 10 milyar dolar para ödedi. Bunu bizim köylümüze verse bizim köylümüz Ortadoğu’yu besler.” şeklinde açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, iktidarları döneminde akrabaların değil önce halkın zenginleşeceğini sözlerine ekledi
23.Haz.2010
AKP Balıkesir eski Milletvekili Turhan Çömez’in avukatı Engin Düzgün, Çömez adına, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a partisinin dünkü grup toplantısında yaptığı, “Medyanın, canı yanık annelerin ayılıp bayılmalarla ilgili görüntülerini yayınlamaları kime hizmet eder ülkeye mi, terör örgütüne mi” şeklindeki sözlerine ilişkin bir mektup gönderdi.
Çömez mektubunda, Flash TV’de genel koordinatörlük görevinde bulunduğu dönemde kanalın terör olayları karşısında belirlenen yayın ilkelerine ait bir notun, kendisinin de ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası ile yargılandığı “Ergenekon” davasının iddianamesine konu edildiğini anımsattı.
Çömez, kanalın ilkelerinin belirtildiği notta, “Şehit yakınlarının gösterdiği haklı tepkilerin, özellikle ağlama ve dövünme şeklindeki tavırların Türk halkının moral motivasyonunu negatif yönde etkilememesi ve terör örgütüne psikolojik propaganda imkanı sağlamaması için sorumlu yayıncılık anlayışı gereği özenle, seçilerek gösterilmesi, haberlerin tahrik edici unsurlardan arındırılması, soğukkanlı ve vakur nitelikli olması gerektiğinin” vurgulandığını kaydetti.
Çömez, bu tür bilgi notlarının kanalın sahibi ve üst düzey yöneticileri arasında zaman zaman paylaşıldığını ve notta ilgili kişilerin isimlerinin “kolaylık olsun diye” baş harflerinin kısaltılması ile verildiğinin altını çizdi. Çömez, “İddianamede vurgu yapılan isimlerin sadece baş harfleri ile kodlanması, iddia edildiği gibi terör örgütü üyelerinin kendi arasında kullandığı bir kodlama yöntemi değil, resmi olmayan kanal içi yazışmalarda kolaylık sağlanması açısından tercih edilen bir uygulamadır” dedi.
-”BİZ YARGILANIYORUZ…”-
Söz konusu kanal içi talimatlarının suç unsuru taşımadığını ifade eden Çömez mektubunda, ayrıca Erdoğan’ın partisinin dünkü grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Terörle mücadelede, medya sorumsuz davranışlardan kaçınmalıdır. Görüntülü medya, yazılı medya birlik beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğu dönemde kalkıp da evin içine girmek suretiyle orada o içi yanık, canı yanık annelerin tavırlarını her taraftan çekerek bunları sürekli göstermek, oradaki ayılıp bayılmalarla ilgili bu görüntüleri yayınlamak kime hizmet eder. Allah aşkına, ülkeye mi, terör örgütüne mi” şeklindeki sözlerini anımsattı.
Çömez, Başbakan Erdoğan’a “Biz, sorumlu bir yayın politikasını tercih etmişiz. Bugün sizin de savcısı olduğunuz davada bu nedenle yargılanıyorum. Siz ise bugün Başbakan kimliğinizle, sorumlu yayın yapmayanları, terör örgütüne hizmet etmekle suçluyorsunuz” diyerek eleştirdi.
Çömez öte yandan, milletvekili olduğu dönemde Başbakan Erdoğan’a “terör örgütü ile nasıl mücadele edilmesi gerektiği konusunda çok sayıda mektup ve raporlar” sunduğunu da anımsatarak, “Lütfen bunları arşivinizden bulun ve yeniden okuyun. O dönemde size yazdıklarımın ne kadar doğru ve haklı olduğunu göreceksiniz. Eminim bundan sonra alacağınız kararlarınızda da istifade edeceksiniz” dedi.
23.May.2010
Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşma internetteki sosyal paylaşım sitelerinde de rekor kırdı. Kılıçdaroğlu’nun kullandığı “Recep Bey” ifadesi dünya genelinde 100 milyonu aşkın kullanıcısı bulunan Twitter’da dün en çok konuşulan 4’üncü konu oldu. Kılıçdaroğlu ilk 10 listesine girmeyi başardı. Dünya genelindeki Twitter kullanıcıları
Yazının devamını oku. »
Son Yorumlar