Posts tagged Hrant Dink

Dink dosyası kapanmaz..!

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’e yönelik suikast davasını yakından izleyen Milliyet’in son duruşmaya ilişkin 12 Mayıs tarihli ‘Dink dosyası kapatılıyor’ başlıklı haberi dikkat çekiciydi.
Haberde, mahkemenin ‘esas hakkında mütalaasını vermesi için dosyayı savcıya iletmesi’ kararından hareketle, bunun ‘dosyanın kapatılması’ yönünde önemli bir adım olduğuna vurgu yapılıyordu.
Haberin spotunda ise ‘İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Hrant Dink cinayetinin arkasındaki bağlantıları ortaya çıkaracak en önemli tanıklardan birisi olan İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun’un tanık olarak dinlenmesi talebini reddetti’ bilgisine yer verilmişti.
Gelinen aşama şöyle özetleniyor:
“Mahkeme 10 Mayıs’taki 13’üncü duruşmada, Dink cinayeti dosyasının kapanması yolunda çok önemli bir karar aldı. Tarafların araştırılmasını istediği konulara ilişkin taleplerin karşılanmasından sonra sanıkların durumu hakkında duruşma savcısının esas hakkındaki mütalaasını vermesi kararlaştırıldı.
Mahkeme savcının esas hakkında mütalaasını vermesi için dosyasının savcıya verilmesini kararlaştırdı.
Dink ailesinin avukatları bunun dosyanın kapanması yolunda önemli bir adım olduğuna dikkat çekerek, tüm mahkeme boyunca ilk kez bu kararın alındığını belirttiler.”

Manşete itiraz
Dilek Serince adlı okurumuz , ‘Dosyanın kapatılmasına’ vurgu yapan yaklaşımı eleştiriyor:
“Derya Bey sizi Dink Vakfı’nın nefret suçlarıyla ilgili panelde dinlemiştim. Şimdi günlerdir düşünüyorum, Milliyet gazetesi Dink cinayetiyle ilgili davayı bu kadar sahiplenmemiş olsa yine sorma ihtiyacı duymazdım. Ancak Dink davasıyla ilgili son duruşmada mahkemenin çok önemli bir karar aldığını yine sizin gazetede okudum.
Ama o kadar küçük girdi ki kime sorduysam ya haberin önemi dikkatinden kaçmış ya da bilmiyor. Bu haber aynı gün birinci sayfadan gördüğünüz haberlerden daha mı kıymetsiz. Aynı gün sürmanşetiniz Baykal, manşetiniz Baykal!
‘İhanetlerin bedeli ayda 300 bin euro’ haberine yer veren editörünüz acaba Dink cinayeti dosyasının kapatılmasının bu topluma nasıl bir bedeli olduğunu biliyor mu? İzin verirseniz daha da ağır yazmak istiyorum, ‘Dink, tehdit ediliyorum’ dedi manşet olmadı ama ölünce manşete çıktığı için sormak istiyorum, acaba bu kararın da manşet olması için davanın kapanması mı gerekiyor?”

Ombudsman’ın görüşü:
Dink cinayeti davasının son duruşmasındaki karar, okurumuzun da belirttiği gibi son derece önemli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir karardır. Kaldı ki bu habere ilk gün yer veren tek gazetede de Milliyet’tir. Türkiye’de gündem sıcak olaylara bağlı olarak o denli hızlı değişiyor ki, onlarca manşet arasından seçim yapmak güçleşiyor. Son haftaya bakın: Zonguldak faciasından, uranyum takasına CHP’de Baykal’ın gidişi Kemal Kılıçdaroğlu’nun gelişine kadar manşetlere sığmayacak pek çok siyasi, insani, diplomatik gelişme aynı anda yaşanıyor. Bu örneklerin her biri tek başına ‘kapak’ konusu.
Birinci sayfadaki başlıklar olayların ‘önemi’ne göre sıralanıyor ama ‘iç sayfalar’ın önemini de hafife almayalım. Haberin ayrıntıları Milliyet gibi ‘okunan’ bir gazetede devam sayfalarında en geniş biçimde izleniyor. Dink davasının birinci sayfadan görülmeyişi Milliyet açısından asla bir duyarsızlık nedeni değildir.
Deneyimli gazeteciler duruşmaları takip ediyor. Son haberde Dink suikastıyla ilgili kitabı nedeniyle bu yıl Abdi İpekçi ödülünü kazanan Nedim Şener’in imzası yer alıyordu. Cinayetin arkasındaki bağlantıların açığa çıkarılması ve bu işin ‘derin’ bir şekilde soruşturulması gerektiği çok açık iken, davanın üç sanığa indirgenmesi, arka plandaki örgütlenmenin üzerine gidilmemesine ve dosyanın kapatılmasına yönelik adımlar kamuoyunda elbette haklı bir endişeye yol açmaktadır.
Milliyet davayla ilgili tüm süreçleri bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da aynı duyarlılık ve titizlikle takip edecektir.
Sayın Dilek Serince’ye ve benzer kaygıları taşıyan tüm okurlarımıza uyarıları için teşekkür ederiz.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

‘Hayal’ kardeşler oradaydı…

Hrant Dink Davası’nın dünkü duruşmasında ilk kez bir gizli tanık ifade verdi ve sanıkları teşhis etti

Hrant Dink’e suikast davasının duruşmasında ilk kez bir gizli tanık dinlendi. Duruşma salonunun yakınında özel bir odada ifade veren gizli tanığın sesi değiştirildi. Gizli tanık, cinayet günü kaçanlardan birinin Yasin Hayal’in kardeşi olduğunu söyledi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davanın 13. duruşması yapıldı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Ogün Samast, Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Ahmet İskender ve Ersin Yolcu ile 15 tutuksuz sanık katıldı. Gizli tanık dinleneceği için tüm sanıkların hazır bulundurulduğu duruşmayı, Dink ailesi üyelerinin yanı sıra, BDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, gazeteci Oral Çalışlar, Ali Bayramoğlu, Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi İzet ile Paris Barosu’nu temsilen Vincent Delma, Genç Avukatlar Birliği’ni temsilen Kee- yoon Kim ve Ermeni Avukatlar Birliği’nden Alexandre Couyoumdjouian da izledi. Yurtdışından gelen izleyiciler ve gazetecilerin bir b ö – lümü duruşma salonuna sığmadı. Salon izdihamdan ötürü havasız kalınca, Mahkeme Başkanı Erkan Canak, avukatlara, “Uygun görürseniz, duruşmaları Ergenekon davasının görüldüğü Silivri’deki duruşma salonunda yapalım” dedi. Ancak avukatlar bu öneriyi kabul etmedi.

“SAMAST YALNIZ DEĞİLDİ”
Duruşmada ilk kez bir gizli tanık, gizli tanık odasında, sanıklar, avukatlar ve izleyicilere gösterilmeden dinlendi. Gizli tanığın fotoğrafı flulaştırılarak ve sesi değiştirilerek, duruşma salonundaki ekrana yansıtıldı. ‘Gizli Tanık 1′, cinayet gününü şöyle anlattı: “Dink’in yanına gelen bir kişi, birkaç saniye durdurup konuştu. O kişi konuştuktan sonra iki kişi Dink’e yaklaştı. Biri zayıf, uzun boylu, kot pantolon ve montluydu. Ama beyaz şapka fark etmedim ben. Diğeri ise çizgili kazaklı, kalın montlu, şişman ve kıvırcık saçlıydı. İkisi ateş etti. Saldırganlardan biri Şişli yönüne, diğerinin ise yukarı kaçtı. Olayla ilgili 4- 5 kişi gördüm. Birbirleri ile konuşuyorlardı. Dink’in vurulduğu kaldırımda duruyorlardı. Kaçanlardan biri Yasin Hayal’in kardeşiydi.” Ardından tanığa sanıklar teşhis ettirildi. Mahkeme başkanı gizli tanığın bulunduğu odaya sanıkların fotoğraflarını gönderdi ve teşhis etmesini istedi. Gizli tanık da Osman Hayal’i teşhis etti. Fotoğrafla teşhisin ardından gizli tanığın bulunduğu odadaki ekrana sanıkların görüntüsü yansıtıldı. Mahkeme başkanı arka sırada oturan Osman Hayal’i ön sıradaki tutuklu sanıkların arasına oturttu. Gizli tanık, “Ön sırada deri montlu” diyerek Osman Hayal’i bir kez daha teşhis etti. Gizli tanık mahkeme başkanının isteği üzerine ön sıradaki Yasin Hayal ile Ogün Samast’ı da teşhis etti. Mahkeme heyeti, duruşma sonunda tutuklu sanıklardan cinayet silahını sakladığı iddiasıyla yargılanan Ersin Yolcu ile Samast’ı otobüs terminalinden İstanbul’a yolcu ettiği iddia edilen Ahmet İskender’i tahliye etti. Öte yandan, her duruşma öncesinde Beşiktaş’ta basın açıklaması yapan 150 kişi, “Bu dava artık tümüyle bir utanç müsameresine döndü” dedi.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

‘Hrant Dink’ Cinayetinde Yeni iddia..!

Gazeteci Hrant Dink’in, ‘Türklüğe hakaret’ iddiasıyla aldığı altı ay hapis cezası aldığı ve cinayetten sonra Trabzon, İstanbul ve Samsun’daki emniyet ve jandarma görevlileri hakkında takipsizlik kararı verilmesiyle ilgili dört ayrı başvurunun Avrupa insan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) tek dosyada birleştiği açıklandı. Dink’in avukatları, 10 Mayıs’ta görülecek duruşma davanın karara bağlanabileceğini ve sonucun Türkiye için hayli ağır olabileceğini belirtti.

Dink ailesinin avukatları, AİHM’de birleştirilen dosyalarda ilk olarak cinayetin işlendiği 19 Ocak 2007′de Halaskargazi Caddesi’ne bakan bir bankaya ait kamera kayıtlarının akıbetinin dikkat çektiğini bildirdi. 3 kameradan ikisinde görüntü bulunamadığı, yalnızca ATM’ye ait kamerada öğlenden sonraki görüntülerin çıktığını, görüntülerde, şüpheli iki kişinin sürekli telefonla konuşmalarının dikkati çektiği ve yine bu kişilerin cinayetten sonra katil zanlısı Ogün Samast’ın peşinden gidip sonra bir inşaata girdikleri anlatıldı

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Her 1 Mayısta Olduğu Gibi Bu Seferde Bedeli İşçiler Mi Ödeyecek…

Yazıcıoğlu, Aktif Metropolitan Otel’de gazetecilerle kahvaltılı basın toplantısında bir araya geldi.

İngiltere’ye gerçekleştirdiği ziyarete değinen ve İngiltere Parlamentosunda yaptığı konuşma hakkında bilgi veren Yazıcıoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Dışarından bakıldığında, Türkiye’nin küresel aktör olma potansiyelinin görüldüğünü anlatan Yazıcıoğlu, Türkiye’nin AB ya da Büyük Ortadoğu Projesi gibi dış kaynaklı organizasyonlarda figüranlığa müsait olmadığını ifade etti.

Yazıcıoğlu, “Türkiye’deki gündem, enerjisini içeride tüketmesine neden oluyor. Enerjisini içinde harcayan Türkiye, kendi merkezli dünya gündemi oluşturma şansına sahip değildir” dedi.

Son zamanlarda bazı provokatif olaylar yaşandığını ve partisinin bu olaylarla ilişkilendirilmek istendiğini savunan Yazıcıoğlu, “Bu çabalar hiçbir zaman başarıya ulaşamayacaktır. İdeolojik hırsını yenememiş, 1974, 1975′lerde kalmış fikir kelaynağı durumunda olanlar, aynı görüşleri tekrar edip duruyor” diye konuştu. Yazıcıoğlu, özellikle gençlerin oyuna gelmemesine dair telkinlerinin bazı çevreleri rahatsız ettiğini söyledi.

Gençlerin, nereden gelirse gelsin kanunsuz eylemlerin dışında kalmasını ve sorunun parçası olmamalarını isteyen Yazıcıoğlu, “Provokatörler her zaman şuurludur. Onlar zarar görmezler. Tahrik ettiği kitleler zarar görür. Biz, Türk gençliğini yeniden bu girdaba sokmamak için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

İngiltere ziyareti öncesinde Hrant Dink cinayeti davasının sanıklarıyla ilişkilendirildiğine ilişkin haberleri anımsatan Yazıcıoğlu, bu haberlerin asılsız olduğunu yineledi.

Yazıcıoğlu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesinde yapılan değişiklikle ilgili olarak da batının Türkiye’ye çifte standartlı bir baskısının söz konusu olduğunu söyledi. Benzer cezai yaptırımların Avrupa ülkelerinde de olduğuna işaret eden Yazıcıoğlu, “Batı, neden sövme kültürünü burada yerleştirmeye çalışıyor?” dedi.

Muhsin Yazıcıoğlu, 1 Mayıs’ta yaşanan olaylarla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine de şunları söyledi:
“Abes bir şey bunlar. Toprağın uyanışı, barış kardeşlik olan Nevruz’u kabusa dönüştürüyoruz. İşçi sorunlarının gündeme getirileceği 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı da yine her yıl kabusa dönüştürmeyi başarıyoruz. Bayramsa bayram gibi kutlanmalı. Gerçek işçi temsilcilerinin, işçi bayramını ısrarla gerginlik sebebine dönüştürerek, eylem gününe dönüştürmesini doğru bulmuyorum. Taksim’de ilk defa toplantı, kutlama yapılmıyor. 1 Mayıs’ta da olsa ne çıkar? Hükümetin Taksim Meydanı ile ilgili bu kadar büyük hassasiyet göstermesini anlamıyorum. Eğer Taksim Meydanı’nın gerçekten güvenliğe uygun olmadığı, provokasyonlarla ilgili bilgi edindiyse iktidar ve bunu işçi temsilcilerine bildirdiyse, o zaman da işçi temsilcilerinin gösterilen alanda bu kutlamaları yapmasının ne zararı var? Bunu bir hodri meydan haline dönüştürerek, iktidarın iktidar gücünü ispat etmesi, bazı işçi temsilcilerinin de kendilerini devlet karşısına koyarak gücünü ispat etmeye kalkışması doğru değil. Çünkü bu akılsızlıkların bedelini işçimiz ve milletimiz ödemiştir. İktidar bu süreci iyi yönetememiştir

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Polis Tanığı Unuttu’ya YANIT.!

Çapkın, ‘Hrant Dink Cinayeti Davasında Gizli Tanığın Polis Tarafından Hazır Edilmesinin Unutulduğu’ İddiasını Yalanladı.!

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, ”Hrant Dink cinayeti davasında gizli tanığın polis tarafından hazır edilmesinin unutulduğu” iddiasına ilişkin, mahkemece polise yazılan herhangi bir yazı olmadığını söyledi.

Çapkın, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Vatan Caddesindeki yerleşkesinden ayrılırken gazetecilerin, ”Hrant Dink cinayeti davasının dünkü duruşmasında gizli tanığın hazır edilmesinin unutulduğu yönünde iddialar bulunduğunu, bu konuda polisin ihmali olup olmadığını” sormaları üzerine, ”Hayır, asla polisin bir ihmali yok. Çünkü tanık veya gizli tanıklar, mahkemece polise yazı yazılır öyle getirilir. Polise böyle bir yazı, istek yok. Spontane gelişmiş bir olay sanıyorum” dedi.

Dün akşam böyle bir isteğin olmadığını açıkladıklarını ifade eden Çapkın, bugün 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının da bunun doğru olduğunu söylediğini kaydetti.

Çapkın, gazetecilerin, ”Ümraniye’de pazar günü yapılan protestoda bir başkomiserin parmağının kopmasına” ilişkin soruları üzerine de bu konu hakkında ilgili birimlerin çalışma yürüttüğünü bildirdi.

Protestonun, açılışı yapılan hastanenin 200 metre ilerisinde yaşandığını ifade eden Çapkın, ”Bunlar yol kesmeye çalışınca arkadaşlarımız müdahale etmişler ve bu arada da eylemcilerden biri başkomiserimizin parmağını ısırmıştır” diye konuştu.

Çapkın, yaralanan başkomiserin sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, başkomiserin kopan parmağının, benzer bir sağlık sorunu yaşayan Fatih Terim’in tedavisini gerçekleştiren doktor tarafından dikildiğini kaydetti. (Anadolu Ajansı)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati