Posts tagged Hakim

Adalet Bakanı Ergin: Yargı Bağımsızlığı Amaç Değil Araçtır..!

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, “Yargı bağımsızlığı bir amaç değil araçtır. Yargı bağımsızlığı ile ulaşılmak istenen şey yargının tarafsız olmasının sağlanmasıdır.” dedi.

Ergin, AK Parti İskenderun İlçe Teşkilatı’nca düzenlenen iftar yemeğine katıldı. Memo Restoran’da düzenlenen programda konulan Ergin, referanduma değindi.

Ergin, “Bu seçimde oy kullanan vatandaşlarımız AK Parti’ye değil geleceğine, kendi haklarına oy verecek ve kendi bileklerini güçlendireceklerdir.” dedi.

Ergin, “Kamu otoritesine karşı daha çok düzenlemelerin yanı sıra işçilerimiz için sendikal haklarını genişleten, memurlarımız için toplu sözleşme getiren haklar var. Şimdi buraya kadar saydıklarımın ötesinde iki tane var ki biri HSYK biri de Anayasa Mahkemesi. ‘Yargı bağımsızlığına ilişilmesin’ diyorlar, ‘yargı bağımsız olsun’ diyorlar. Bu değişikliğin AK Parti’nin ihtiyacını karşılamaya yönelik değişiklik olduğu yönünde eleştiri yapılıyor. Yargıyı kuşatmaya yönelik bir değişiklik olduğu söyleniyor. Avrupa’da ve dünyada eşi benzeri olmayan bir uygulama var. Dünyanın ve Avrupa’nın hiçbir yerinde olmayan yöntem uygulanıyor. HSYK ile ilgili olarak yapmış olduğumuz düzenleme Türkiye’nin bu alanda daha önce yapmış olduğu taahhütleri yerine getiren bir düzenlemedir.” ifadesini kullandı.

“Geniş tabanlı güven veren bir adalet sistemini oluşturmak için HSYK’yı demokratik yöntemlerle inşa edecek bir model getirdiklerini” vurgulayan Ergin, sözlerine şöyle devam etti:

“22 üyeli bir kurul kuruluyor. Bu 22 üyelik kurulun 16 üyesi sürekli hakim ve savcılar tarafından doğrudan seçiliyor, arada hiçbir aracı olmaksızın. Şu anda ise sadece Yargıtay ve Danıştay’ın gönderdiği 5 üye var. Bunları da Cumhurbaşkanı atıyor, iki de bakan ve müsteşar. Dolayısıyla bizim getirdiğimiz model geniş tabanlı, demokratik verilere dayalı olarak, demokratik yöntemlerle yapılan bir seçim.

Türkiye’de temin edemediğimiz güven veren, herkesin gönlünü rahatlatan, adalet duygusunu tatmin eden bir adalet sistemini şu ana kadar verilemedi. Ama yargı reformu stratejisi çerçevesinde 300′ün üzerinde tespit edilmiş stratejik hedefe Türkiye yargı sisteminde ulaşmak suretiyle güven veren adaleti inşallah getireceğiz.”

Yeni anayasa paketi ile vatandaşa sağlanan haklar ve güven veren adalet sistemi tesis edeceğini söyleyen Ergin, şunları söyledi:

“Yargı bağımsızlığı bir amaç değil araçtır. Yargı bağımsızlığı ile ulaşılmak istenen şey yargının tarafsız olmasının sağlanmasıdır. Eğer bağımsız, tarafsız bir yargı olmaya yetmiyorsa o bağımsızlık hiçbir anlam ifade etmiyor demektir. Yargı bağımsızlığı derken, ‘Parlamento karışmasın, hükümet etki etmesin, karışmasın’ diyorlar. Şu üç etkenden yargıyı kurtarmamız gerekiyor. Bunların içerisinde siyaset olabilir, sivil toplum örgütleri olabilir, medya olabilir, bunlar dış etkilerdir. İkincisi iç etkiler, bunlar hakimler, savcılar, Yargıtay’ın etkisi, bunların tamamı iç tehdittir.

Hakim ve savcıların amiri yoktur. Dış etkilerden ve iç tehditlerden yargıyı kurtarmamız gerekiyor. Bir yargıcın kendi inançlarının kendi düşüncelerinin etkisi altında kalabilmesi bir yargıç kendi dünya görüşünü, felsefi bakış açısının görmekte olduğu davaya yansıtma hakkına sahip değildir. Bu nedenle yargıçların iç ve dış tehditlere karşı bağımsız olması, Kendi vicdani kanaatlerine karşı bağımsız olabilmesi lazım. Bunları sağlamadıkça yargı bağımsızlığından söz etmemiz mümkün değil.

Anayasa değişiklik paketinden bunların önünü açacak düzenlemeler var. 12 Eylül günü vereceğiniz oy hiçbir siyasi partiye verilmiş oy olmayacaktır.”

İftar yemeğine; AK Parti Hatay Milletvekili Orhan Karasayar, AK Parti eski Hatay Milletvekili Mehmet Soydan, AK Parti Hatay İl Başkanı Adem Yeşildal, İskenderun İlçe Başkanı Musa Kurşun, Denizciler Belediye Başkanı Esabil Soydan, Azganlık Belediye Başkanı Halil Demir, Sarıseki Belediye Başkanı Bülent Özer, Bekbele Belediye Başkanı Bestami Bilgili, ilçe ve belde başkanları ile çok sayıda partililer katıldı.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Tunç: Yargı Ele Geçirilmiyor, Aksine Yargı Bağımsızlığına Kavuşuyor..!

AK Parti Bartın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Av.Yılmaz Tunç, “Yargı ele geçirilmiyor, aksine yargı bağımsızlığına kavuşuyor.” dedi. Tunç, “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun seçimi Ankara’daki 126 kişinin oyuyla değil, tüm ülke genelindeki hâkim ve savcıların oyuyla seçilecek. Bundan neden rahatsız olunuyor?” şeklinde konuştu.

Tunç, beraberindeki AK Parti Bartın İl Başkanı Yakup Ulupınar ve bazı teşkilat mensuplarıyla birlikte Bartın Merkez Hükümet Caddesi’nde bulunan esnafları ziyaret etti.

Tunç ve beraberindekiler, iftar sonrası da Bartın merkeze bağlı Kocareis, Akgöz ve Topluca köylerini ziyaret ederek, köy kahvehanelerinde vatandaşlarla sohbet ettiler.

Burada konuşan Tunç, Anayasa Değişikliği ile yargının kimsenin arka bahçesi olmayacağını; tarafsız olacağını belirterek, “Yargının tarafsız olmasından, çetelerden hesap sormasından rahatsız olanlar var.” dedi.

Tunç, “temel hak ve özgürlükleri genişleten, demokratik hukuk devleti ilkesini ve yargı bağımsızlığını güçlendiren değişikliklere hayır denilmesi büyük bir hatadır.” dedi.

Tunç, “AK Parti yargıyı ele geçirmek için bu değişiklikleri yapıyor” şeklindeki eleştirilerin yanlış olduğunu belirterek, “Anayasa Değişikliği ile yargının tarafsız olması amaçlanmaktadır. Adalet Bakanı’nın HSYK üzerindeki etkisi azaltılmış, hâkimlerin ve savcıların atama tayin, terfi, denetim ve teftişleri Adalet Bakanlığından alınarak HSYK’ya devredilmiştir. HSYK’nın seçimi Ankara’daki 126 Yargıtay üyesi yerine tüm ülke genelindeki 10 bin hâkim ve savcı tarafından yapılması sağlanmıştır. Bu durumda yargı ele mi geçiriliyor, yoksa yargı tarafsız hale mi getiriliyor, HSYK tüm ülke genelindeki hakim ve savcılar tarafından seçildiğinde mi tarafsız olur, yoksa Ankara’daki 126 kişi tarafından seçildiğinde mi? Muhalefet maalesef Anayasa değişikliklerin maddeleri ile ilgisi olmayan çarpıtmalarla halkımızı yanıltmaya çalışıyor; ancak halkımızı kandırmaları mümkün değil.” dedi.

CHP’nin, ‘AK Parti yargıyı ele geçiriyor’ iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğunu ve Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin davasını reddettiğini hatırlatan Tunç, “Mahkeme gerekçeli kararında yapılan değişikliklerin yargı bağımsızlığını, hukuk devleti ilkesini güçlendirdiğini, yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin kaldırıldığını tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin bu yöndeki kararı varken hala hayır kampanyası yapan CHP ve MHP’dir.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Lorik Cana Galatasaray’da..!

Galatasaray, İngiltere’nin Sunderland FC takımında forma giyen orta saha oyuncusu Lorik Cana ile 4 yıllık anlaşmaya vardı.

Siteden yapılan açıklamada oyuncuya ödenecek fiyat ve bonservis bedeli açıklanmazken, bonservisin 4.5 milyon euro olduğu ve futbolcuya yıllık 2 milyon euro ödeneceği öğrenildi.

Lorik Cana Kimdir?

Lorik Cana, 27 Temmuz 1983’te, bugünkü Kosova’nın başkenti Priştina’da doğdu. 7 yaşındayken, o dönemde savaşın hakim olduğu Yugoslavya’dan ailesiyle birlikte göç eden Cana, futbola ilk adımını bu ülkede, Lausanne takımının altyapısına katılarak attı. 16 yaşında Arsenal altyapısına davet edilen, ancak İngiliz pasaportu alamadığı için bu fırsattan yararlanamayan Arnavut oyuncu, yine de Paris Saint-Germain’e transfer olarak hedeflerine bir adım yaklaştı. 2000-2002 yılları arasında Fransız ekibinin altyapısında eğitim gören Cana, 19 yaşında A Takım kadrosuna katıldı.

A Takım’daki ilk sezonunda yalnızca 3 maçta fırsat bulan genç oyuncu, hem futbolunun olgunlaşması hem de Luis Fernandez’in yerine Vahid Halilhodz(ic’’in takımın başına geçmesiyle birlikte 2003-04 sezonunda kendisine önemli bir yer edindi. O sezon Ligue 1’de 30’u ilk 11’de olmak üzere 32 maçta (2594 dakika) forma giyen Cana, bu maçlarda bir gol attı, dokuz sarı, iki de kırmızı kart gördü. Son derece istikrarlı bir oyuncu olan orta saha oyuncusu, takip eden sezonda da yine 30’u ilk 11’de 32 karşılaşmada (2650 dakika) oynadı, bir gol attı, dokuz sarı, tek kırmızı kart ile sezonu kapattı. Cana, 2003-04 sezonunda alınan ikincilikle Şampiyonlar Ligi’ne katılmaya hak kazanan PSG’nin tüm grup maçlarında doksan dakika forma giydi.

2005-06 sezonuna aynı takımda başlayan Cana, teknik direktörlük koltuğuna Guy Lacombe’un oturmasıyla birlikte ilk 11’dekini yerini kaybeder gibi oldu ve tansfer döneminin son günlerinde 4.000.000 € karşılığında Olympique Marseille takımına transfer oldu. Başlangıçtan itibaren ilk 11’deki yerini ayırtan Arnavut oyuncu, PSG’deki iki maçına ek olarak sezon sonuna kadar 28 karşılaşmada forma giydi, üç asist yaptı ve tek golünü eski takımına karşı alınan tek gollü galibiyette attı. Ligde 13 sarı kart görerek bu alanda ortalamanın üzerinde bir profil çizen Cana, UEFA Kupası’nda da sekiz karşılaşmada forma giydi; toplamda iki kulvarda 3090 dakikalık süre aldı.

2006-07 sezonunda tamamı ilk 11’de olmak üzere ligde 33 maçta (2864 dakika) forma giyen mücadeleci oyuncu, iki golü ve bir asistine sekiz de sarı kart ekledi. Inter-Toto ve UEFA Kupası’nda toplam 5 maça çıktı. 2007-08’de kariyerinin ikinci Şampiyonlar Ligi deneyimini yaşayan Lorik Cana, tümünde 90 dakika sahada kaldığı grup maçlarının ardından UEFA Kupası’nda da üç maçta 270 dakika forma giydi. Cana, o sezon ligde ise yine hepsi ilk 11’de 34 maçta (3037 dakika) oynadı ve iki gol, üç asist ve on sarı kart istatistiğini tutturdu. Arnavut oyuncu Marsilya’daki son sezonunda ise ligde 27, Avrupa Kupaları’ndaki 12 maçta oynadı; birer gol ve asistine yedi sarı kartı ekledi.

Geçtiğimiz sezon başında İngiltere Premier Ligi ekiplerinden Sunderland’e 6.000.000 € karşılıında transferi gerçekleşen Lorik Cana, ilk sezonunda takımının lider oyuncusu konumuna gelerek bir futbol deneyiminden daha başarılı ayrıldı. Cana, geçtiğimiz sezon takımıyla 35 maça çıktı.

Agresif, mücadeleci ve inatçı futbolu, liderlik özelliği ve oyuna iki yönlü katkısıyla son derece önemli bir futbolcu olan Lorik Cana, artık orta sahadaki mücadelesine Galatasaray’ın başarısı adına devam edecek.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Hindistan Keşmir’de Sokağa Çıkma Yasağı Konuldu..!

Keşmir’de geçen ay polisle göstericiler arasında patlak veren şiddet olaylarının durdurulamaması üzerine bölgenin Hindistan’ın kontrolündeki bazı kasabalarında sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlandı.

Keşmir’in başkenti Srinagar’da polisin göstericilere ateş açması sonucu üç gencin hayatını kaybetmesi üzerine artan protestoları önlemek için şehre salı gününden beri polisin yanında diğer silahlı güçler de sevk ediliyor. Anantnag, Pulwana ve Kakapora kasabaları sokağa çıkma yasağının devam ettiği yerler. Bölgeden gelen bilgilere göre, Ocak ayından beri protestolara katılan sivillerden 14′ü güvenlik güçlerinin kurşunuyla hayatını kaybetti. Sivillerin ölümünden Hindistan’ın Merkez Koruma Polis Güçleri (CRPF) sorumlu tutuluyor.

Bbc’nin bölge muhabirinin açıklamalarına göre, Keşmir’de sokağa çıkma yasağıyla zaten zor doğa koşullarının hakim olduğu yerde hayat adeta durdu. Geçen hafta 3 kişinin öldürüldüğü Anantnag kasabasında sokağa çıkma yasağının 8 gündür devam ettiğini bildiren muhabir, tansiyonun halen düşmediğini söyledi.

Öte yandan Hindistan Polis Sözcüsü, Hindistan hükümeti karşıtı protestoların devam ettiği Keşmir’in hassas noktalarına ordunun gönderilmesine karar verildiğini açıkladı.

Keşmir halkı, uzun yıllardır bölgeyi işgal altında tutan Hindistan hükümetini sık sık protesto ediyor. Hindistan’ın, yüz binlerce silahlı güç bulundurduğu bölgede güvenlik güçleri sivillerin ölümünden sorumlu tutuluyor.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Franz Beckenbauer, Almanya Milli Takımı’nın mükemmel bir takım olduğunu söyledi.

Kaiser” (İmparator) lakaplı Alman futbol efsanesi Franz Beckenbauer, Dünya Kupası’nda yarı finale yükselen Almanya Milli Takımı’nın mükemmel bir takım olduğunu ve takımı İspanya karşısında favori olarak gördüğünü söyledi.

Beckenbauer, Almanya Futbol Federasyonu’nun internet sitesindeki açıklamasında, ”Joachim Löw, bu takıma damgasını vurdu ve mükemmel bir takım yarattı” ifadesini kullandı.

Franz Beckenbauer, ”Almanya’nın oyunda bu kadar hakim olduğunu nadiren gördüm. Belki 1970′lerdeki Almanya takımı ve 1990′da şampiyon olan takım böyleydi. Daha önce kazanmak için iyi oyunun gerekmediği söyleniyordu, ancak bu takım iyi futbol oynayarak maç kazanılabileceğini gösterdi” dedi.

İspanya ile oynanacak yarı final maçında Almanya’yı favori olarak gördüğünü belirten Beckenbauer, ”İspanya, 2008′de Avrupa Şampiyonası kazandığı dönemdeki gibi formda değil. Topa çok fazla sahip olamıyorlar ve Paraguay maçında yarı finale çok zorlanarak çıktılar” diye konuştu.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Del Bosque, Torres’in Almanya maçında ilk 11′de başlamayabileceğini söyledi.

İspanya Teknik Direktörü Vicente del Bosque, forvet Fernando Torres’in 2 gün sonra yarı finalde oynayacakları Almanya maçında ilk 11′de başlamayabileceğini söyledi.

Del Bosque, yaptığı açıklamada, Torres’in İspanya’nın hücum hattında çok önemli bir oyuncu olduğunu, ancak bunun Torres’in ”dokunulmaz” olduğunu göstermediğini belirtti.

İspanya’nın Paraguay ile oynadığı çeyrek final maçında çok etkili gözükmeyen Torres, 56. dakikada Cesc Fabregas ile değiştirilmiş, İspanya bu dakikadan sonra orta sahaya biraz daha hakim hale gelmişti.

Fabregas’ın Almanya maçında 5′li orta sahada ilk 11′de başlayabileceği ve ileride tek forvet olarak David Villa’nın oynatılabileceği belirtiliyor. İspanya, 2008′deki Avrupa Şampiyonası finalinde Almanya’ya karşı bu taktikle oynamış ve ilerde tek forvet olarak oynayan Torres, takımını 1-0′lık galibiyete taşıyan golü atmıştı.

Del Bosque, Paraguay maçında oyun içindeki bu taktik değişikliğiyle ilgili olarak, ”Paraguay’ın bu taktiğe nasıl cevap vereceğini görmek istedik, ancak bizi iyi tanıyorlardı. 5 kişilik orta sahaya dönmemiz onların oyununu etkilemedi. Sonre eski düzenimize döndük. Rakibe göre böyle alternatifler kullanılabilir” dedi.

Paraguay maçında İspanya’da daha sonra Pedro oyuna girmiş ve takım 4-4-2 taktiğine dönmüştü.

26 yaşındaki Torres, Nisan’da dizinden ameliyat olmuştu. Torres, Milli Takım’da geçen yılki Konfederasyon Kupası’ndan bu yana gol atamadı.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Şehit Olan Üsteğmen Mustafa Çuhadar 2 Gün Sonra Isparta’ya Gidecekti…!

Siirt’in Pervari ilçesinde, güvenlik güçleriyle teröristler arasında çıkan çatışmada şehit olan Üsteğmen Mustafa Çuhadar’ın Isparta’nın Eğirdir ilçesine tayininin çıktığı ve 2 gün sonra görev yerinden ilişiğini keseceği bildirildi.

Üsteğmen Mustafa Çuhadar’ın (29) şehit olduğu, sabah saatlerinde merkez Selçuklu ilçesi Malazgirt Mahallesi’nde yaşayan ailesinin evine gelen askeri yetkililer tarafından haber verildi.

Şehidin yakınları haberi duyunca göz yaşlarına hakim olamadı. 112 Acil Servis ekipleri, fenalaşan şehidin yakınlarına müdahale etti. Sağlık ekipleri, şehidin baba ocağında hazır bekletiliyor. Eve gelen Garnizon Komutanı Tümgeneral Alaeddin Örsal da şehit yakınlarına başsağlığı diledi.

Şehidin babası Ertuğrul, annesi Kamuran ve üniversiteye hazırlanan erkek kardeşinin yaşadığı Konya’daki baba ocağında her yere Türk bayrağı asıldı. Şehidin bir kardeşinin de Ankara’da teğmen olarak görev yaptığı bildirildi.

Isparta’nın Eğirdir ilçesine tayini çıkan ve 2 gün sonra görev yerinden ilişiğini keseceği öğrenilen şehidin, eşinin Siirt’te sınıf öğretmenliği yaptığı ve 1,5 yaşında Mehlika Nur isimli kız çocuğu olduğu belirtildi. Şehit Çuhadar’ın, dün annesiyle telefonda konuştuğu, “Beni merak etmeyin, yakında geleceğim” dediği de öğrenildi.

Şehit cenazesinin bugün Konya’ya getirilmesi ve ikindi namazından sonra Mürşit Pınar Camisi’nde kılınacak cenaze namazının ardından Konya Şehitliği’ne defnedilmesi bekleniyor.

Siirt’in Pervari ilçesinde güvenlik güçleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada bir üsteğmen, 3 köy korucusu şehit olmuş, 1 astsubay ve 1 er de yaralanmıştı.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Hollanda’dan Kaçan Sanığın Antalya’da Yakalanması..!

Hollanda’da insan ticareti, fuhuş yaptırma, işkence ve uyuşturucu madde ticareti suçlarından geçen yıl 7,5 yıl hapis cezasına çarptırılan, cezaevinden yeni doğan bebeğini görmek için özel izinle çıktıktan sonra kaçan, Antalya’da ‘nitelikli yağma’ ve ‘hürriyeti tahdit’ suçlarından bu yılın şubat ayında tutuklanan Şaban Baran ile arkadaşı kefaletle tahliye edildi.

Hollanda’dan geçen yıl kaçarak Antalya’ya geldiği ve Konyaaltı ilçesinde lüks bir sitede Hollanda uyruklu eşi ve kızıyla yaşadığı tespit edilen Şaban Baran ile Almanya’da yaşayan arkadaşı Berat Korkmaz, şubat ayında Bekir Işıldak adlı kişinin kaçırılarak zorla senet imzalattırılması, aracının gasbedilmesi olayına karıştıkları gerekçesiyle tutuklanırken haklarında ‘nitelikli yağma’ ile ‘cebir ve şiddet kullanarak kişiyi hürriyetinden alıkoyma’ suçlamasıyla dava açıldı. İki sanık, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı. Sanıkların hazır bulunduğu duruşmaya, şikayetçi Bekir Işıldak katılmadı. Işıldak’ı avukatı temsil etti.

Sanıklardan Şaban Baran, Hollanda’da ’suç örgütü kurma’ suçlamasıyla cezaevinde kaldığını, dava dosyası temyiz sürecindeyken yaşadığı korku nedeniyle sahte belgelerle Türkiye’ye kaçtığını belirterek, Antalya’da yaşamaya başladığını ifade etti. Hollanda’da hakkında ‘kırmızı bülten’le arama kararı çıkarıldığını, bu kararı kaldırabilmek için kendisine ‘Adalet Bakanlığı ve adliyelerde çok yakın tanıdığı olduğunu söyleyerek garanti veren’ Türkiye’deki bir avukatla görüştüğünü iddia eden Baran, avukatın bu işlemler için kendisinden 100 bin avro istediğini öne sürdü.

Bu süreçte Hollanda’da 10 yıldır arkadaşı olan Bekir Işıldak’la Türkiye’de yakın ilişkisinin devam ettiğini, Işıldak’a zaman zaman para verdiğini, kendisine ailesinden gönderilen 70 bin avronun büyük bölümüne emanet olarak alan Işıldak’ın el koyduğunu ileri süren Baran, Işıldak’ın kendisine olan bu borçlarını sildirebilmek için ‘gasp’ ve alıkoyma’ suçlamalarını ortaya attığını iddia etti.

Suçlamaların doğru olmadığını, Bekir Işıldak’a zorla imzalattırdıkları öne sürülen senetlerdeki para miktarlarına ise ihtiyacının olmadığını savunan Baran, Mahkeme Başkanı Mustafa Zeki Söğüt’ün, ‘Paraları nereden buldun’ sorusu üzerine, hakkında Antalya’da ’suçtan elde edilen gelirleri aklama’ suçlamasıyla da dava açıldığı için bunun cevabını söylemek istemediğini ifade etti.

Bekir Işıldak’ın, cezaevinde kendisine haber göndererek 150 bin avro karşılığında şikayetinden vazgeçeceğini ilettiğini de ileri süren Baran, suçsuz olduğunu savundu.

Sanık Berat Korkmaz da nişanlısı ile tatile geldiği Antalya’da şubat ayında tutuklandığını, hakkındaki suçlamaların ve Bekir Işıldak’ın iddialarının asılsız olduğunu ileri sürdü. Korkmaz, Bekir Işıldak’ın Şaban Baran’a borcu olduğunu, bu borçtan kurtulmak ve haksız menfaat sağlamak amacıyla haklarındaki ‘gasp’ ve ‘alıkoyma’ suçlamalarını ortaya attığını öne sürdü.

Şaban Baran’ın avukatı Fevzi Dersuneli de Baran ile Işıldak’ın yurt dışında yıllardır arkadaş olduğunu, Antalya’da da sürekli beraber olduklarını iddia etti.

Davanın Işıldak’ın yalnızca beyanlarına dayanılarak, delil elde edilmeden açıldığını, kaçırıldığı ve sanıklar tarafından darbedildiği iddia edilen Işıldak’la ilgili bu yönde yeterli kanıt da bulunmadığını savunan Dersuneli, ‘Şaban Baran’ın el konulmuş 1 milyon avrosu var. Bekir Işıldak’ın parasına ihtiyacı yok. İddialar gerçek dışıdır’ diye konuştu.

Dersuneli, Bekir Işıldak ve Şaban Baran arasındaki olay tarihine yakın günlerde yapılan telefon görüşmelerinin tespit edilmesi için soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulundu. Duruşmada, sanık avukatları, Şaban Baran ile Berat Korkmaz’ın mal varlıkları ve para aktarımlarına ilişkin hesap hareketlerinin yer aldığı belgeleri de delil olarak sundu.

Duruşmada dinlenen kuaför, garson gibi tanıklar da Şaban Baran ile Bekir Işıldak’ın Konyaaltı ilçesindeki iş yerlerine sık sık birlikte geldiklerini, gayet iyi anlaştıklarını, aralarında sorun olmadığını iddia etti.

Mahkeme Başkanı Mustafa Zeki Söğüt, mahkemeye ulaşan delil ve belgeler doğrultusunda sanıklar Şaban Baran ve Berat Korkmaz hakkındaki suç vasfının değişebileceğini ifade ederek, iki sanığın 32 bin 500′er TL kefaletle tahliye edilerek tutuksuz yargılanmasına karar verildiğini bildirdi.

Baran ve Korkmaz hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulduğunu ve adli kontrol hükümleri uygulanacağını belirten Söğüt, sanıklar ve şikayetçi Bekir Işıldak’ın telefon görüşme dökümlerinin ilgili GSM şirketlerinden istenmesine de karar vererek duruşmayı eylül ayına erteledi.

Tahliye kararını Şaban Baran ile Berat Korkmaz’ın yurt içi ve dışından gelen yakınları alkışladı.

Hollanda’da daha önce bazı suçlarda birlikte hareket ettiği, sonrasında ise anlaşmazlık yaşadığı Bekir Işıldak’ı Antalya’da şubat ayında alıkoyduğu ve darbettiği iddia edilen Şaban Baran, arkadaşı Berat Korkmaz’la birlikte Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekiplerinin özel takibiyle yakalanmıştı. İki sanık 23 Şubat 2010′da Bekir Işıldak’ın kaçırılarak alıkonulması, darbedilmesi, cip ve saatinin gasbedilmesi suçlarına karıştığı iddiasıyla tutuklanmıştı.

Gasp büro amirliği ekiplerince alıkoyma ve gasp suçu nedeniyle takibe alınan ve lüks konutunda yakalanan Şaban Baran, Hollanda’da 2008 yılında insan ticareti, fuhuş yaptırma, işkence ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından 7,5 yıl hapis cezasına çarptırılmış, istinaf mahkemesinde cezaya itiraz süreci devam ederken geçen yıl eylül ayında izinli çıktığı cezaevine dönmeyerek Türkiye’ye kaçmıştı. Baran’ın firarı üzerine Hollanda adli makamları Türk makamlarına adli yardım talebinde bulunmuştu.

Baran’ın 2004 yılından bu yana Türkiye’deki bazı banka hesaplarına para aktardığının tespiti ve 2008′de tutuklanması üzerine, suçtan elde edildiği iddia edilen 1 milyon avrosunun bankada bloke edildiğini bildirilmişti.

Antalya’da karıştığı iddia edilen suçlamalarla ilgili yargılamalara devam edilirken Baran’ın Hollanda’daki 7,5 yıllık cezasının kesinleşmesi halinde ise bu cezanın Türkiye’de verilebilecek hapis cezalarına ekleneceğini belirtilmişti.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Çiçek’in Avukatları, Duruşma Sonrası Açıklamada Bulundu..!

AK Parti ve Gülen’i Bitirme Planı olarak bilinen ıslak imzalı belge davasının ilk duruşması İstanbul 13 . Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki duruşma salonunda yapıldı. MİT Mensubu Özel Çelik ve Davanın firari sanığı Bedrettin Dalan’ın dışında tüm sanıkların hazır bulunduğu dava sanık avukatlarının redd-i hakim talebi sonrasında ertelendi.

Duruşma sonunda Dursun Çiçek’in avukatı Celal Ülgen ve kızı İrem Çiçek, basın mensuplarının sorularını cevapladı. Davayla ilgili Askeri mahkemeye itirazları olduğunu belirten Avukat Celal Ülgen, iddia edilen olayların meydana geleceği olayların yerinin Ankara olmasından dolayı davanın da Ankara’daki özel mahkemelerde görülmesi gerektiğini öne sürdü. Bu itirazlarına Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in, Ergenekon terör örgütü üyeliğinden yargılandığı davayı gösterdiklerini belirten Ülgen, bütün davaların Beşiktaş’ta toplanmaya çalışıldığını ileri sürdü.

Taleplerinin 2′ye karşı 1 oyla reddedildiğini anlatan Ülgen, “13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde uzun süreden beri bir kilitlenme mevcut. Bütün kararlar 2′ye 1 çıkıyor. Bu 2′ye 1 durumu herhangi bir mahkemede rutin işte olması durumunda bir sakınca yok ama iki olan çoğunlukla tek olan başkan azınlığı hemen her konuda aynı şekilde tezahür etmeye başladı. Bu yargı açısından son derece önemli bir sorundur. Bu sorunun giderilmesi gerekir.” şeklinde konuştu.

Tutuklu sanık Serdar Öztürk’ün avukatların redd-i hakim talebinde bulunduğunu aktaran Ülgen, duruşmanın belirsiz bir tarihe ertelendiğini, kararın ise sanık ve müvekkillerine tebligat yoluyla iletileceğini aktardı.

Basın mensuplarının ıslak imza makinesiyle ilgili soruları üzerine Ülgen, kendilerinde bulunan makineyle hiçbir organ tarafından tanınmayacak ıslak imza atmayı başardıklarını söyledi.

Duruşma öncesi mahkeme salonunda görüştüğü babası Dursun Çiçek ile baba-kız ne konuşursa onu konuştuklarını belirten İrem Çiçek, “Öncelikle onun beni gerçekten çok sevdiği ve benim de onu çok sevdiğim bir ilişkimiz var. Bunun dışında üstadım Şemsettin bey ile hep birlikte çalışıyoruz. Şimdi işleyecek çok değişik bir süreç var. Bu davanın nerede görüleceğini tahmin etmek çok zor. Biz savunmamıza çok güveniyoruz. Ellerinde sadece bir imza var. Bunu da çok güzel bir şekilde çürütmeye hazırız.”

Ağabeyi Deniz Çiçek’in Genç Siviller üyesi olduğu yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine İrem Çiçek, ağabeyin Newyork’ta doktorasını tamamladığını ve vize sorunu olduğu için Türkiye’ye gelemediğini dile getirdi.

Ağabeyinin henüz Sabancı Üniversitesi’nde öğrencilik yaptığı sırada Genç Siviller daha ismini almadan önce üyesi olduğunu belirten İrem Çiçek, daha sonra ağabeyinin yurt dışına gittiğini ve Genç Siviller’in de bu günkü halini aldığını belirtti.

İrem Çiçek, Genç Sivillerin bazen çok yaratıcı eylemler yaptığını haklarının yenmemesini istedi.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Ahmedinejad enflasyona karşı koyamadı

Yüksek enflasyon kaygılarının hakim olmaya başladığı İran’da, hükümet 100 bin riyal değerinde banknotları piyasaya sürme kararı aldı.

Enflasyonlar mücadele eden İran’da, en büyük banknotun değeri iki katına çıktı.

Son yıllardaki yüksek enflasyon, İranlı yetkilileri yeni banknotlar basmaya zorladı

Yüksek enflasyon kaygılarının hakim olmaya başladığı İran’da, hükümet 100 bin riyal değerinde banknotları piyasaya sürme kararı aldı.

İran Merkez Bankası Başkanı Mahmut Bahmani’nin duyurusunu yaptığı ülkenin bu yeni en yüksek değerli banknotu, önceki en yüksek değerli banknotun iki katı.

100 bin riyal yaklaşık 10 dolar değerinde.

Bahmani, Mehr haber ajansına verdiği demeçte, önümüzdeki üç ay içinde en az 150 milyon adet 100 bin riyallik banknot basılacağını söyledi.

Bankanın aldığı karara yüksek enflasyonun neden olduğu belirtilirken, resmi rakamlara göre İran’da enflasyon 2008 yılındaki yüzde 29′luk zirvenin ardından yüzde 10 civarına düştü.

BİR SANDVİÇ İÇİN AVUÇ DOLUSU PARA GEREKEBİLİR
ABD’nin Boston kentindeki Northeastern Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Kamran Dadkhah, İran’da astronomik düzeylere varan enflasyonun yeni banknotlar basılmasını gerektirdiğini söylüyor.

Bloomberg’in Businessweek dergisinde bir röportajı yayımlanan Dadkhah, İranlı yetkililerin, daha yüksek değerde banknotlar da basmak zorunda kalacaklarını, aksi takdirde insanların “bir sandviç almak için avuç dolusu banknot taşımak zorunda kalacaklarını” da belirtti.

İran hükümeti, bu yıl içinde gıda ve petrol sübvansiyonlarını azaltacağını da açıklamıştı.

Sübvansiyonlardaki kesintilerin enflasyonu daha da tetiklemesinden endişe ediliyor.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati