Chat.com.tr
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
16.Şub.2010
Ak Parti Grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, Habur’a savcıların gitmesine İmralı örneği verdi. Baykal memnuniyetini dile getiren Erdoğan, iktidar hayali kuran Baykal’ı darı ambarındaki aç tavuğa benzetti.
”KIBRIS RUM YÖNETİMİNİN YAPICI BİR TUTUM BENİMSEMEYE TEŞVİK EDİLMESİ HUSUSUNDA, İLGİLİ TÜM TARAFLARI, SORUMLULUKLARINI ÜSTLENMEYE DAVET EDİYORUZ”
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, BM Genel Sekreterinin iyiniyet misyonu çerçevesinde Ada’da (Kıbrıs) kalıcı bir çözüme ulaşılmasına tam destek verdiğini bildirerek, ”Kapsamlı çözüm Kıbrıs’ta, ilgili taraflar açısından yegane çıkış yoludur” dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Cuma günü yaşamını yitiren yazar Hamit Can”ın yakınlarına ve dostlarına baş sağlığı dileyerek başladı.
Antalya’da yaşanan sel feleketine de değinen Erdoğan, burada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, Antalyalılara da ”geçmiş olsun” dedi.
Yaraların sarılması için görevlilerin çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürdüğünü anlatan Erdoğan, Edirne’de de benzer bir sorun yaşandığına dikkati çekti. Hükümet olarak, bölgeye tüm imkanları seferber ettiklerini, gerekli uyarıları yaptıklarını bildiren Başbakan Erdoğan, alınan tedbirlerin hızlı şekilde hayata geçirildiğini söyledi. Erdoğan, Edirnelilere de geçmiş olsun dileğinde bulundu.
Başbakan Erdoğan, konuşmasında hafta sonu Katar’a yaptığı ziyaret hakkında da bilgi verdi. Burada ABD-İslam Forumu’na katıldığını hatırlatan Erdoğan, ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile bir görüşme yaptığını anlattı.
Katar Emiri ve Başbakanı ile de ikili görüşmeler yaptığını söyleyen Erdoğan, Türkiye ile Katar’ın, ortak bir coğrafyada bulunmalarının ötesinde ortak bir tarihi ve kültürü paylaştıklarını ifade ederek, ”Yıllar boyunca ikili ilişkilerin ciddi manada ihmal edildiği bu iki ülke arasında dönemimizde ciddi manada gelişmeler kaydedilmiştir” dedi.
Ziyarete yaklaşık 150 işadamıyla birlikte katıldığını, 50 kadar iş adamının da Katar’da dahil olduğunu anlatan Erdoğan, 200 kadar işadamıyla Türkiye-Katar İş konseyi toplantısını da gerçekleştirdiklerini bildirdi.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi hakkında bilgi veren Erdoğan, 2002 sonunda Katar ile Türkiye’nin dış ticaret hacminin 24 milyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlattı. Bu rakamın 2008 sonu itibarıyla 1,2 milyar dolara yükseldiğini kaydeden Erdoğan, 1′e 48′lik bir artışın söz konusu olduğunu söyledi.
Erdoğan, 2009 yılında küresel kriz nedeniyle ticaret hacminde düşüş yaşandığını ifade ederek, ”Bu çıtanın yükseldiği nokta artık bir bazdır” dedi.
Türk yatırımcıların Katar’da 8,5 milyar dolarlık bir iş hacmine sahip olduklarını anlatan Erdoğan, Türk işadamlarına Katar yönetiminin duyduğu güveni kendisinin de gördüğünü belirtti.
Ziyareti sırasında yeni anlaşmalar imzalandığını hatırlatan Erdoğan, bunlardan birisinin de 500 milyon dolarlık gıda sözleşmesi olduğunu söyledi.
Erdoğan, Katar ile Türkiye arasında resmi vizelerin kaldırıldığına da dikkati çekti
16.Şub.2010
Doğru insanı bulma ihtimali hesaplandı….
Doğru insanı bulma ihtimali hesaplandı!
İngiltere’de bir üniversitede matematik öğretmenliği yapan Peter Backus, yalnız olmanın bilimini matematiğe döktü.ntvmsnbc’de yer alan habere göre; ruh eşinizi bulmanın olasılığı 285 binde 1′e denk geliyor…
Warwick Üniversitesi’nde matematik öğretmenliği yapan Peter Backus, üç yıllık yalnızlığı sonrasında “Neden Bir Kız Arkadaşım Yok” adında bir tez yazarak, ruh eşini bulma şansını 285 binde 1 olarak hesapladı.
Backus bu tezinde dünya dışı yaşam arayışında kullanılan Drake Denklemi’nden yararlanmış. Sonuçlar İngiliz bekarlar için hiç de umut vaat etmiyormuş. 30 yaşındaki Backus, İngiltere’de yaşayan 30 milyon kadından sadece 26 tanesinin kendisine uygun olduğu sonucuna varmış. Denklem yaşları 24 ila 34 arasında olan, Londra’da yaşayan, bekar kadınları baz almış. Durum böyle olunca da Backus’un şansı oldukça düşmüş.
Ekonomi uzmanı Backus, “Muhteşem bir ilişki yaşama olasılığım olan sadece 26 kadın var. Bir gece dışarı çıkmamda onlardan biriyle tanışma şansım yüzde 0.0000034. Bu da 285 binde 1′e denk geliyor” dedi.
Sadece Kriterleri Değiştirdi
Drake Denklemi “N = R* x Fp x Ne x Fi x Fc x L” dir. N iletişim kurmayı umabileceğimiz uygarlıkların sayısı, R* Samanyolu Galaksisi’ndeki yıldız oluşma sıklığı, Fp bu yıldızlardan kaç tanesinin gezegene sahip olduğu, Ne bu gezegenlerden kaç tanesinin yaşama elverişli olduğu, Fl yaşama elverişli gezegenlerin kaçında yaşamın oluştuğu, Fi bu gezegenlerin kaçında akıllı yaşamın oluştuğu, Fc bu gezegenlerin kaçında iletişim kurma yetisine yahut isteğine sahip ırkların varlığı, L bu tür bir uygarlığın umulan yaşam süresidir. Profesör Frank Drake, galakside 10 bin yaşam formu olabileceğini tahmin etmişti.
Backus orijinal denklemi hayalindeki randevu kriterleriyle değiştirdi; kadınların onu çekici bulma olasılığı ve yaşları 24 ila 34 arasında değişen Londralı kızlar gibi kriterleri kullandı. Backus, “Sonuçlar aşk arayan insanlar için iç karartıcı gözükebilir ama bekarlar iyi yönünden bakmalı; bu sizin suçunuz değil” dedi. Tezin tamamına üniversitenin internet sitesinden ulaşılabilir.
16.Şub.2010
Dışişleri Bakanı Davutoğlu İran’da
Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu, temaslarda bulunmak üzere İran’a geldi.
Davutoğlu’nun günübirlik ziyareti kapsamında İranlı yetkililerle ikili, bölgesel ve uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunacağı belirtildi.
Görüşmelerde öncelikli olarak, İran ve nükleer güç sahibi bazı ülkeler arasında sonuç alınamayan nükleer müzakereler konusundaki son durumun ele alınması bekleniyor.
İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki ile görüşecek olan Davutoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Meclis Başkanı Ali Laricani ve Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ve nükleer başmüzakereci Said Celili ile bir araya gelmesi bekleniyor.
Tahran yönetimi, “Türkiye’nin nükleer müzakerelerdeki aktif rolünü olumlu karşıladığını” bildirmişti.
16.Şub.2010
Beynelmilel’in yönetmeni kendi “12 Eylül”ünü anlattı
Balçiçek Pamir’le Söz Sende’nin bugünkü konuğu senarist ve yönetmen Sırrı Süreyya Önder’di. İlk kez lise öğrencisiyken Maraş katliamını protesto etmek için cezaevine giren Sırrı Süreyya Önder 12 Eylül’de Mamak Askeri Cezaevi’nde yaşadığı tüyler ürpertici olayı ilk kez anlattı: “38-40 gün kadar bir açlık grevimiz olmuştu cezaevindeyken. Bunun 28. gününde bir gün sabaha karşı askerler bizi avluya çıkarıp çırılçıplak soyarak sabaha kadar öldüresiye dövdüler. Bunu yapanların ömürleri boyunca her gece yatağa yattıklarında vicdanlarına hasep vermelerini diliyorum. Hadi ben örgütlü bir sosyalisttim, beni ellerine geçirmişler, ellerinden geleni artlarına koymayacaklar tabii. Ama ya masum olanlar?”
Annesinin de aynı cezaevinde kendisini görmeye geldiğinde askerler tarafından dövüldüğünü söyleyen Sırrı Süreyya Önder hapisteyken girdiği açlık grevini anlatırken annesinin gülümseten bir sitemini de söylemeden geçemedi: “Annem bana hep sitem etti. ‘Eh be oğlum bu k…lar için 40 gün aç gezdin, Allah rızası için bir gün oruç tutmadın’ diye.”
Cezaevi yıllarından bahsetmenin kendisini utandırdığını söyleyen ünlü yönetmen sözlerine şöyle devam etti: “Bu ülkede cezaevlerinde insanlara dışkılarını yedirdiler, çocukların yaşlarını büyütüp astılar. Ben şimdi 7 yıl hapis yattım dersem bu çok ayıp.”
Önder ayrıca hapisten çıktıktan sonra çok uzun süre zorluk çektiğini de anlattı: “Devletin en iyi yaptığı iş sicil tutmaktır. Beni bırakın benim yedi göbekten akrabam devlet dairesinde iş bulamadı yıllarca.”
Balçiçek Pamir’in “Hiç ümidinizi kaybettiniz mi?” sorusuna da Önder şöyle cevap verdi: “Niye ümitsiz olayım? Faşizmin varolma sebebi budur zaten.”
“Bu necip Türk milleti evinden çıkaramadığı kiracısından, sinir olduğu ev sahibine, kin tuttuğu komşusundan gıcık olduğu amirine kadar herkesi ihbar etti.. Bugün demokrasi havarisi kesilenlerden bazıları dün demokratik aydınları devlete ihbar etmekle meşguldüler.”
Evinde 8 bin kitabı bulunan Sırrı Süreyya Önder evine kitapları yüzünden sığamadığını söyleyerek okumanın hayatına nasıl girdiğini şöyle anlattı: “Benim dayım önemli bir Nur şakirdi idi babam da şehrin tek komünistiydi. Yani annemin ailesi şehrin tek komünistine kızlarını vermişti. Babam ölünce dayılarım bana çok kol kanat gerdiler. Çok katıldım okumalara. Babamdan tek miras kalan şey kitaplarıydı. Kitapların sunduğu olanağı da böyle tanıdım. Tek yönlü beslenme zihinsel anlamda çok sıkıntılıdır. Sonradan okuya okuya Marksizme doğru yol aldım.”
16.Şub.2010
ORDU KOMUTANI ORGENERAL SALDIRAY BERK ‘ŞÜPHELİ’ SIFATIYLA ADLİYEYE ÇAĞRILDI!
3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade vermesi için adliyeye çağrıldı. Orgeneral Berk’in Erzurum Özel Yetkili Savcısı’na ifade vermesi bekleniyor. Savcılık Berk’e ifade vermeye gitmesi için 26 şubat tarihine kadar süre verdi. Berk bu tarihe kadar ifade vermeye gelmezse hakkında yakalama kararı çıkarılıp çıkarılmayacağı ise bilinmiyor.
Org. Berk’in savcı karşısına çıkması durumunda ilk kez görevi başındaki bir ordu komutanı ifade vermiş olacak.
16.Şub.2010
“Kangal köpeklerinin atası Şanlıurfa’dan çıkma”
Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinde yetişen köpek cinslerinin kangal köpeklerinin atası olduğu iddiasının ortaya atılması, Bozova köylerinde köpek yetiştiren vatandaşları hareketlendirdi.
Şanlıurfa’nın Bozova ilçesine bağlı Kepirce Köyü’nde yaşayan 80 yaşındaki Davut Koyuncu “Bizim köpeklerimiz asil köpeklerdir. Ama nesilleri giderek tükeniyor. Benim babam kangal köpeklerinin cinsinin buradan gittiğini söylerdi. Fakat şimdiler artık o asıl köpeklerimiz pek kalmadı. Bunların koruma altına alınması istiyoruz. Hatta bana iki tane yavru verirlerse ben bakar onları beslerim” dedi.
Kangal köpeklerinin kökünün Bozova’da yetişen köpeklere dayandığı iddiasının ardından Şanlıurfa İl Genel Meclisi Bozova köpeklerinin tescillenmesi için çalışma başlattı.
Dünya çapında bir şöhrete sahip Sivas’ın Kangal köpeklerinin birçok çiftlik tarafından üretimi yapıldığını belirten İl Genel Meclis Başkanı Uğur Beyazgül Bozova’da yetişen köpeklerin de kangal’ın ataları olduğunu öne sürerek “İlgili kurumlarımızdan konuyu araştırmalarını istedik. Bozova köpeklerinin neden bu güne kadar tescil edilmediğini, koruma altına alınmadığı, araştırsınlar. Köpeklerimizin koruma altına alınarak tescillenmesini istiyoruz” diye konuştu.
16.Şub.2010
BDDK Başkanı Bilgin, tepkilere yol açan kredi kartı yıllık aidatı konusunda tüketicileri uyardı. Bilgin, vatandaşlara, kart sözleşmesine “yıllık aidat ödemeyeceğim” notu düşmelerini önerdi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Tevfik Bilgin, bankaların, kamuoyunda tartışılan bazı uygulamalarla sağladığı gelirler konusunda vatandaşları uyardı.
“Türk bankacılık sistemi 2009 yıl sonu genel değerlendirmesi” konulu basın toplantısında konuşan Bilgin şunları söyledi: “Bazı dengesiz komisyon geliri, ücret geliri gibi dengesiz gelirleri biz de mantıklı bulmuyoruz. Tüketicilere kullanmadıkları karta ücret alınmasını, yıllık aidat alınmasını mantıklı bulmuyoruz. Bir banka 10 lira para gönderme ücreti alırken diğeri 50 lira alıyorsa bunu da mantıklı bulmuyoruz. Bizim tüketicilere en büyük önerimiz, böyle yapan bankalar varsa bunlarla çalışmamaları yönündedir. Memnun değillerse o bankalarla çalışmasınlar.
Bilgin, kurum olarak bu konularda bazı tedbirler aldıklarını söyledi. Ancak özellikle ikili sözleşmeye dayanan işlemler borçlar hukuku kapsamına girdiği için çok fazla müdahele edemediklerini vurguladı.
30.Oca.2010
İGDAŞ, düzenlediği “Doğalgazda Güvenlik ve Tasarruf Seminerleri” ile İstanbullulara doğalgazın nasıl güvenli ve tasarruflu kullanılacağını anlattı.
İGDAŞ Kurumsal İletişim ve Medya İlişkileri Müdürü Gülaçar Hız, İstanbul’da doğalgaz öncesinde yaşanan hava kirliliğine dikkat çekti:
“İstanbul’da yıllık doğalgaz tüketimimiz yaklaşık 4 milyar metreküp. Eğer doğalgaz olmasaydı da en ucuz denen kömürü tüketseydik ne olurdu? Yılda 10 milyon ton kömür tüketmemiz gerekiyordu. Bu da şu demekti; İstanbul trafiğine her yıl yaklaşık 1 milyon kamyonun çıkması demekti. Kömür ve kül taşımak için kullanılacak bu kamyonların İstanbul’un trafiğinde, yollarda olacağını düşünün. Ayrıca 100 bin ton kükürt dioksit atmosfere salınıyor olacaktı. Ve bugün sağlıklı olan insanların birçoğu şu anda hastaydı.”
DOĞALGAZ KÖMÜRDEN DAHA UCUZ
100 metrekarelik yalıtımlı bir dairenin doğalgazla hem ısınma hem de mutfak, banyo sıcak su kullanım bedelinin yıllık ortalama 729 TL olduğunu ifade eden Hız şunları söyledi:
“Eğer kömür kullanacak olsaydınız 1,5 ton kömür, banyoda ve mutfakta da tüp kullanılıyor olacaktı. Bu da yılda 18 tüp demekti. Bunların hepsini topladığınızda da yıllık bedel 1650 TL olacaktı. Eğer eviniz yalıtımlı değilse yıllık 948 TL doğalgaz için ödeme yapıyorsunuz demektir. Yine de çok daha uygun. İnsanları rahatsız eden ise 3-4 ay gibi bir zaman diliminde yüksek fatura gelmesidir. Bu da haklı olarak bir tepki oluşturuyor.
FATURALARI TAKSİTLENDİREBİLİRSİNİZ
Faturalarda sıkıntı çeken abonelerimiz için taksit yapalım dedik. Kredi kartına taksitle 6 aya kadar taksitlendirme yapabiliyorsunuz. Onun dışında başka bir uygulamamız var. Abonelerimiz sabit ödeme sistemiyle yıl içerisinde her ay için aynı ödemeyi yapabilirler.”
TESİSAT BAKIMI VE MENFEZLERİN AÇIK OLMASINA DİKKAT!
Makine Mühendisi Özlem Geçgel de doğalgazın çevreyi kirletmeyen, kullanımı kolay, kokusuz ve issiz bir yakıt olduğunu belirterek, doğalgazın zehirsiz olduğunu, yaşanan zehirlenmelerin yanlış kullanımın yol açtığı karbon monoksit zehirlenmelerinden kaynaklandığını söyledi.
Doğalgazın zararsız ve verimli kullanımı için tesisat borularının yağlıboya ile boyanması ve bağlantı noktalarının zaman zaman kontrol edilmesi gerektiğini anlatan Geçgel, şunları kaydetti:
“Kombiniz bir metreküp doğalgazı yakmak için 10 metreküp oksijen kullanır. Bu nedenle doğalgaz bacalarının ve menfezlerinin açık tutulması çok önemli. Karbon monoksit zehirlenmeleri bunların ‘soğuk geliyor’ diye kapanması nedeniyle yaşanır. Menfez ve bacaların açık olmaması, ayrıca doğalgazın bir kısmının yanmadan atılması nedeniyle verimliliği düşürür. Verimliliğin artması için tesisatın yakıcı cihazlarının bakımının İGDAŞ’tan yetkili uzmanlarca yapılması da çok önemlidir. Öte yandan, doğalgaz sobalarının bacalı olmaları nedeniyle asla uyunan yerlere kurulmaması gerekiyor. Bütün bu ayrıntılara dikkat edildiğinde doğalgaz güvenli ve çok daha verimli bir yakıt olur.”
EVDE DOĞALGAZ KOKUSU DUYARSANIZ…
- Çakmak-Kibrit yakmayın.
- Lambaları ve diğer elektrikli cihazları açmayın kapamayın veya fişten çekmeyin,
- Kapı ve pencereleri açarak bütün ortamı havalandırın,
- Doğalgaz ile çalışan cihazların ve sayaçların vanalarını kapatın,
- Kapı zilini kullanmayın, kullandırmayın,
- Kıvılcım çıkarabileceği için cep telefonu ve ev telsiz telefonu kullanmayın, kablolu telefon kullanın.
- Gaz kokusu olan mahalli herkesin boşaltmasını sağlayın,
- Komşudan veya açık balkon gibi uygun bir yerden İGDAŞ 187 Doğalgaz Acil Hattını arayın,
- Tesisata kesinlikle müdahale etmeyin, İGDAŞ ekiplerinin gelmesini bekleyin,
- Doğalgaz kaçağı durumunda gazın ortamdan tahliyesini sağlayan menfezleri asla kapatmayın.
TASARRUFLU DOĞALGAZ KULLANMA ÖNERİLERİ
- Binaya uygun yalıtım yaptırılmalı,
- Oda termostatı kullanılmalı,
- Kapı ve pencereler çift cam olmalı veya aralıkları sünger veya filtre ile kapatılmalı
- Baca temizliği yaptırılmalı
- Menfezler kapatılmamalı (verimli yanma için oksijen gerekir)
- Perdeler radyatörlerin önünü kapatmamalı
- Radyatörlerin üzeri veya önü eşya, saksı veya mobilyalarla kapatılmamalı
- Radyatörlerin arkasına ısı yalıtım levhaları yerleştirilmeli
- Oda termostatı kullanılmıyorsa radyatörlere termostatik vana takılmalı
- Kombi ve kazanların bakımı her yıl yaptırılmalı
- Bacalı cihazlar dolap içerisine yerleştirilmemeli. Hava alması engellenmemeli,
- Cihazın sıcak su ayar düğmesi varsa 50 dereceye ayarlanmalı.
- Evden uzun sure uzak kalınacaksa cihaz tamamen kapatılmalı
- Elde bulaşık yıkanırken soğuk su ile durulama yapmalı, bulaşık makinesi kullanılıyorsa tam dolu olarak çalıştırılmalı
- Sıva üzerine döşenmiş sıcak su boruları izole ettirilmeli
- Ocak alevinin tencere tabanından dışarıya taşmamasına dikkat edilmeli
- Mümkün oldukça düdüklü tencere kullanılmalı.
30.Oca.2010
Erkek, evlenmeden önce arada bir hanıma “Tabii ki sen de önemlisin,
Önemli olan, anne ve babanın omuz omuza vererek çocuklarını fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak yetiştirmeleridir. Kaliteli yetişmiş bir insan, sağlıklı ve huzurlu olacaktır. Bu kalite, nesilden nesle aktarılacaktır. Anne ve babaların çocuklarına bırakacakları miras sevgi, saygı, ilgi, başarı ve mutlu yaşama sanatı olacaktır.
Bazı evliliklerde erkek kendini kral zanneder. Ekonomik yönden evi destekleyen, geçimi sağlayan ve kendisine danışılmadan hiçbir şey yapılamayan kişidir.
Erkek, evlenmeden önce arada bir hanıma “Tabii ki sen de önemlisin, senin de söz hakkın var, sen de değerlisin.” şeklinde sözler söyler. Bazen bu sözler laf olsun diye söylenir. Evlendikten sonra hiç de böyle olmadığı ortaya çıkar.
Son Yorumlar