Chat.com.tr
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
31.Ağu.2010
Galatasaray Kulübü, Boşnak futbolcu Zvejdan Misimovic ve Arjantinli oyuncu Emiliano Insua ile anlaşmaya varıldığını duyurdu.
Galatasaray’ın akşam saatlerinde kadrosuna dahil ettiği Zvjezdan Misimovic ve Emiliano Insua yeni formalarıyla poz verdi.
Sabah yapılan sağlık kontrollerinin ardından Florya Metin Oktay Tesisleri’ne gelen futbolcular, takım arkadaşları ile tanıştı. Bu sezon, Zvjezdan Misimovic 21, Emiliano Insua ise 6 numaralı formayı giyecek.
Takımı Wolfsburg’un Juventus’tan Brezilyalı oyuncu Diego’yu transfer etmesinin ardından, kendisinin de Galatasaray’a geliş yolunun açıldığını belirten Misimovic, “Galatasaray gibi büyük bir takımın parçası olduğum için onur ve gurur duyuyorum. Transferim biraz uzun zaman aldı ama nihayet sonuçlandı” dedi.
Geride kalan sezonda kulübünde sorunlar yaşadığını aktaran Boşnak oyuncu, attığı gollerin ardından sevinmediğini söylerken, Galatasaray’da atacağı gollerle artık sevinmeye başlayacağını dile getirdi.
28 yaşında tecrübeli bir oyuncu olarak hayatında bir değişiklik aradığını vurgulayan Misimovic, “Böyle bir aşamada Galatasaray’la bağlantıya
geçildi. Geçmişteki başarılarıyla çok enteresan bir ekip. Onur duyarak geldim. Benim için güzel bir değişiklik olacağını düşünüyorum. Böyle bir şeye ihtiyacım vardı” şeklinde konuştu.
Galatasaray gibi büyük bir kulüpte hedefin her zaman şampiyon olacağını kaydeden Misimovic, “Benim de hedefim şampiyonluklar elde etmek. Bence takım olarak bunun için yeterli kalitede bir kadroya sahibiz. Belki sezona iyi bir başlangıç yapılamadı ama ilerleyen günlerde daha iyi olacağımızı düşünüyorum” ifadelerini kullanırken, görev yaptığı pozisyonun da ne kadar ağır sorumlulukları olduğunu bildiğini belirtti.
Misimovic, sarı-kırmızılı teknik adam Frank Rijkaard’la ilgili olarak, “Onun hakkında çok fazla söylenecek bir şey yok. Tarihteki en iyi futbolculardan biri ve teknik direktör olarak da genç yaşta Barcelona’yla önemli başarılara imza attı. Galatasaray’da birlikte başarılar kazanacağımıza inanıyorum” derken, hakkında yapılan sakatlık spekülasyonları için ise “İlk kez burada duyuyorum. Son sezonlarda hemen hemen tüm maçlarda forma giydim. Sadece bu sezon başındaki maçlarda oynamadım ama o da Galatasaray’a gitmek istediğimi açıklamamdan dolayıydı. Ben iyi bir hazırlık dönemi geçirdim. Fiziksel olarak kendimi iyi hissediyorum” ifadelerini kullandı.
25.Ağu.2010
D vitamininin öneminin, bugüne kadar bilinenden çok daha fazla olduğu, bu vitaminin insandaki 200’den fazla geni etkilediği, bu genler arasında kanser ve bağışıklıkla ilgili hastalıklarla bağlantılı olanların da bulunduğu anlaşıldı.
Bu bulgular, D vitamini eksikliğinin ne kadar ciddi bir durum olduğunu ortaya koydu. Çalışmayı yapan bilimciler, dünyada 1 milyardan fazla kişide D vitamini eksikliğinin bulunduğuna dikkati çekiyor.
Oxford Üniversitesi Fonksiyonel Genomik Birimi’nden Andreas Heger’in başında bulunduğu araştırma, tıp dergisi Genome Research’da yayımlandı.
Heger, “çalışmamız, D vitamininin sağlığımız üzerinde, geniş bir yelpazeyi kapsayan alanlarda, çarpıcı etkilerinin bulunduğunu ortaya koyuyor” dedi.
Bu vitamin, insan genomunun belirli noktalarında yer alan “D vitamini alıcıları (VDR)” üzerinden, DNA’ları etkiliyor. Heger’in ekibi, bu noktaların haritasını çıkardı ve bunların doğrudan etkilediği 200’den fazla geni belirledi.
D vitamini eksikliğinin raşitizm hastalığıyla bağlantısı biliniyordu. Yeni çalışmayla, bu vitaminin eksikliğinin ayrıca, “MS (multipl skleroz),
romatizmal eklem iltihabı, tip 1 diyabet, bunama, kan kanseri ve kolorektal kanser dahil belirli kanser türleri” gibi, bağışıklık sistemiyle bağlantılı hastalıklara yatkınlığa yol açtığına dair bazı bulgular elde edildi.
Araştırma ekibi bu düşünceyle, gen haritasının hastalıklarla ilgili bölümlerine bakarak, buralarda VDR düzeyinin fazla olup olmadığını inceledi. Sonuçta, bağışıklık sistemiyle bağlantılı olduğu bilinen, yukarıda belirtilen hastalıklarla ilgili bölgelerdeki VDR bağlarının oldukça zengin düzeyde bulunduğu belirlendi.
GÜNEŞ IŞIĞI VİTAMİNİ
Oxford Üniversitesi “Wellcome Trust Centre for Human Genetics”den Sreeram Ramagopalan, sonuçların, “D vitamininin insanlar için ne kadar önemli olduğunu, bu vitaminin, bünyede bulunan biyolojik işleyişlerin çok geniş bir kesimi üzerinde rol oynadığını gösterdiğini” belirtti.
Vücut, güneş ışığının deriyle teması sonucunda, ihtiyacı olan D vitamininin büyük bölümünü üretiyor. Bu vitamin ayrıca balığın karaciğer yağı ve yumurta, somon, ringa ve uskumru gibi yağlı balıklarda bulunuyor veya hap şeklinde alınabiliyor.
Bazı uzmanlara göre D vitamini, dünya nüfusunun yarısında, bulunması gereken en uygun düzeyin altında. Yaklaşık 1 milyar kişide ise D vitamini eksikliği var. İnsanlar kapalı alanlarda giderek daha fazla zaman geçiriyor ve bu da D vitamini eksikliği sorununu zamanla daha da büyütüyor.
Mart ayında yayımlanan bir araştırma da, insan bağışıklık sisteminin, T hücreleri denen öldürücü hücreleri harekete geçirmesinde D vitamininin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştu. Bu araştırmada, kanda D vitamini eksikliğinin bulunması halinde, T hücrelerinin vücuttaki enfeksiyonlardan haberinin olmadığı ve bu nedenle harekete geçmediği anlaşılmıştı.
Ramagopalan, yaptıkları yeni araştırmanının ise D vitamini ve belirli hastalıklara yatkınlığın ortaya çıkması arasındaki bağlantıyı ortaya koyduğunu ifade ederek, doktorların, “hastalıklara karşı önleyici olarak çocuk ve hamile kadınlara D vitamini takviyesi yapma konusunu dikkate almaları gerektiğini” belirtti. Ramagopalan, araştırmanın sunulduğu makalede, “hamilelik sırasında veya erken yaşlardaki D vitamini alımı, çocuğun ileri yaşlarındaki sağlığı üzerinde olumlu etki yaratacaktır” diye yazdı. Ramagopalan, Fransa gibi bazı ülkelerin D vitamini takviyesini, rutin halk sağlığı önlemi olarak uygulamakta olduğuna dikkati çekti.
D vitamininin en uygun dozunun ne olduğuna dair yapılan çalışmalar sonucunda uzmanlar, günlük 25-50 mikrogram alınmasını öneriyor.
22.Ağu.2010
Bakan Çubukçu’nun verdiği talimatla, sorumluluk sınavlarında başarılı olamayan öğrenciler eylülde en fazla 4 dersten yeniden sınava girecek.
Derslerin sona ermesinin ardından yapılan ortalama yükseltme ve sorumluluk sınavları sonucunda başarılı olamayan lise öğrencilerine “af niteliğinde” yeni sınav hakkı getirildi. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, öğrenim gördükleri sınıfta başarısız olan lise öğrencilerinin eylülde en fazla 4 dersten sınava alınmaları talimatını verdi.
Çubukçu genelgede, “Yapılan değerlendirme sonucunda, az da olsa bir kısım öğrencinin sınavlarda istenilen başarıyı elde edemedikleri anlaşılmıştır” dedi. Yayımlanan genelgeye göre, eylülde yapılacak yeni sınavlar şöyle uygulanacak:
-Sınava girilecek dersler, 16-20 Ağustos 2010 arasında velisi tarafından okula bildirilecek.
-Sınav programı, sınav döneminin başlangıcından önce ilan edilecek.
-Gerektiğinde cumartesi ve pazar günleri ile çalışma saatleri dışında da sınav yapılacak.
-İkinci defa sınıf tekrarı durumuna düşmesi sebebiyle 2009-2010 eğitim-öğretim yılı ders kesimi ve ortalama yükseltme sınavları sonu itibariyle okulla ilişiği kesilen öğrenciler, bu yeni sınav hakkından yararlanabilecek.
-Sınav takvimi yapılırken, 2010-ÖSYS’de herhangi bir yükseköğretim programına kayıt hakkı kazanan ve yeni sınav hakkından yararlanacak öğrencilerin durumları dikkate alınacak.
18.Tem.2010
İsrail’de yayımlanan Haaretz gazetesinin ekonomi dergisi The Marker’ın haberine göre, “We-CMS” adlı bir internet sitesinin sahibi Erez Wolf, bir Türk internet korsanlarının “online” forumundan, 32 bine yakın İsrailli internet kullanıcısının e-posta adresleri ve şifrelerini içinde bulunduran bir belge elde ettiğini söyledi.
Belgede, İsrail hükümetine ait 140′tan fazla kurum ile 300′den fazla akademik kurumun sayfalarıyla ilgili şifrelerin yer aldığını kaydeden Wolf, bu bilgileri aldığı forumun adını vermemesine karşın, kullanıcı adları ve şifrelerin bir Excel dosyası halinde gönderildiğini savundu.
Wolf, internet korsanlarının bu bilgilerle İsrail bankalarındaki hesaplara girebileceğini, kredi kartlarını kullanılabileceğini ve internet sayfalarında farklı hesaplar açabileceğini de iddia etti.
Derginin haberinde, söz konusu kişisel bilgilerin muhtemelen İsrail’in 31 Mayıs’ta Gazze’ye yardım götüren gemilerden “Mavi Marmara”ya düzenlediği, 9 Türk’ün ölümüne neden olan operasyonun ardından Türk internet korsanlarının sanal alemde İsrail internet sitelerine karşı giriştiği öne sürülen çökertme eylemleri sırasında ele geçirildiğini yazdı.
Habere göre, İsrailli kullanıcıların hesaplarının ele geçirilmesinde “Truva Atı” virüsü ile “şifre çalma” yöntemi kullanıldığı sanılıyor.
13.Tem.2010
On parmağında 10 marifet güzellerden Çağla Kubat , modellik ve oyunculuktan önce ülkemizi başarıyla temsil ettiği sörf sporuna ağırlık veriyor. Dünya Sörf Şampiyonası için Çeşme plajlarında yoğun bir şekilde çalışan güzel oyuncu, “Umarım iyi bir başarı elde edip herkesi gururlandırırım” dedi.
11.Tem.2010
FIFA, en çok eleştirdiği Güney Afrika’dan en yüksek karla dönüyor. Güney Afrika yerel medyasında yer alan haberlere göre, FIFA kupadan tarihinin en büyük karını elde ettiği bildirildi. FIFA’nın karının 3.2 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor. 2010 Dünya Kupası, bugün sürpriz takım Hollanda ile İspanya arasında oynanacak final maçı ile sona eriyor. Afrika’nın ilk defa misafir ettiği dev turnuva bu akşam bitse de, yıllarca konuşulacak inanılmaz hatıraları beraberinde götürüyor.
Tarihinde hiç bir önemli uluslararası organizasyonu yönetmemiş Afrika, bu güne kadar sadece iki dönem ertelenen gezegenin en büyük organizesine ev sahipliği yapma şerefine nail olunca, Batı’nın eleştiri oklarının en sivrilerine hedef olmuştu.
Dünya Kupası’nın ertelenebileceği, devam eden havaalanı, yol ve saha inşaatlarının tamamlanamayacağı, takımların kamplarını yapacağı otellerde büyük sıkıntı yaşayacağı, Kupa’nın boş stadyumlarda oynanacağı, Güney Afrika’ya gelen turistlerin binlercesinin soyulacağı, hayatından olacağı, saldırganların stadyumların etrafındaki elektrik kablolarını keserek on binlerce insanı karanlıkta bırakacağı, ‘meşhur’ teneke evlerden gelen on binlerin taraftarlara saldıracağı gibi bir düzine iddia Kupa’dan önce kulaktan kulağa yayılan, yerli ve yabancı medyada yer alan felaket senaryolarının bazıları idi.
Turnuvada sona gelindi. Final takımlarının son hazırlıklarını yaptığı dev maça saatler kala bir araya gelen Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma, FIFA Başkanı Sepp Blatter, FIFA CEO’su Danny Jordaan ve Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Afrika’nın ilk büyük organizasyonuna övgüler yağdırdı.
Güney Afrika’nın organizesinden gayet memnun kalan FIFA Başkanı Blatter hislerini, “2020 olimpiyat Oyunlarının Durban’da yapılması için elimden geleni yapacağım.” diye açıkladı.
Güney Afrika Cumhurbaşkanı Zuma da yaptığı konuşmasında, bütün eleştirilere cevap mahiyetinde, “Biz kesinlikle ulaşmak istediğimiz hedefe ulaştık; hem de, sıradan bir şekilde değil, olağanüstü bir yolla.” dedi.
“Güney Afrika Kupa’ya çok güzel bir şekilde ev sahipliği yaptı. Afrikalılar zafer kazanmayı iyi biliyorlar.” şeklinde konuşan 2014 Dünya Kupası ev sahibi Brezilya’nın Devlet Başkanı Da Silva, “Turnuvanın tek kötü tarafı Brezilya’nın Hollanda’ya yenilmesi oldu.” diye şaka yapmayı da unutmadı.
Kupa hazırlıkları döneminde en çok ter döken FIFA CEO’su Danny Jordan ise duygularını şöyle açıkladı: “Diğerleri gibi bizim turnuvamızın da eleştirilecek yanları olmakla beraber, uğraşlarımız sonunda Güney Afrika’yı bir marka haline getirdik, en büyük problemimiz “toplumsal uzlaşma” konusunda önemli kazanımlar elde ettik. Daha düne kadar aynı ortamları paylaşması yasak olan beyazlar ve siyahlar stadyumlarda, parklarda aynı heyecanı paylaştı. Yıllarca hakkımızda, ‘Güney Afrikalılar Kupa’yı misafir edecek kapasiteye sahip değiller’ denildi. Bugün millet olarak büyük bir psikolojik bariyeri aştık. Gururluyuz. Dünyada Kupa’ya ev sahipliği yapabilmiş 15 ülkeden biriyiz.”
STADYUMLAR, 94 AMERİKA’DAN SONRA EN DOLU GÜNLERİNİ YAŞADI.
1930′dan beri her dört yılda bir devam eden Dünya Kupası tarihinde, stadyumlar, Amerika günlerinin ardından en dolu günlerini yaşadı. Nüfusunun büyük kesiminin internet ve kredi kartı kullanmadığı Güney Afrika’da FIFA, başlangıçta sadece “online bilet satışı” yöntemini denese de, hatasını anlamakta geç kalmadı ve maçların oynanacağı 9 şehirde açılan gişelerde satışlar başlatıldı. Afrikalıların, önünde bir gün öncesinin soğuk gecelerinde sıra beklediği gişelerden rekor satışlar oldu.
RAKAMLARLA 2010 DÜNYA KUPASI
FIFA, Afrika’da tarihinin en yüksek karını etti. Dünya Futbol Organizasyonu bir önceki turnuvaya göre pazarlama ve yayın haklarından elde ettiği gelirlerini yüz 30 artırdı. Yerel medyanın verdiği bilgilere göre, Güney Afrika Futbol Federasyonu da pastadan 77 milyon dolarlık pay aldı.
3.2 milyon bilet satışı ile Güney Afrika, Amerika’dan sonra en fazla bilet satılan yer oldu, başlangıçta çok endişelenen FIFA’nın yüzü güldü.
Öte yandan Güney Afrika yerel medyasında yer alan haberlere göre, FIFA kupadan tarihinin en büyük karını elde ettiği bildirildi. FIFA’nın karının 3.2 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor.
Tarihinde ilk defa Kara Kıta’da oynanan Kupa için Haziran başından beri milyonu aşan yabancı futbolsever Güney Afrika’ya aktı. Ayrıca Kupa’yı izlemek için 40 bin gazeteci de Güney Afrika’ya geldi.
Stadyumlara giremeyen 5 milyondan fazla yerli ve yabancı futbolsever maçları, dev ekranların kurulduğu biletle girilen FIFA Fan Fest’lerden izledi.
Güney Afrika Turizm otoritesinin tahminlerine göre ülkeye yaklaşık 1.5 milyar döviz girdi.
Ev sahibi Bafana Bafana ile Meksika’nın oynadığı açılış maçında, Carat medya firmasının verilerine göre, yerel kanallar, tarihlerinin izlenme rekorlarını kırdılar.
Akşam oynanacak maçı gezegende 500 milyondan fazla seyirci izleyecek.
Güney Afrika İçişleri Bakanlığı sözcüsü Ronnie Mamoepa, geçtiğimiz 6 haftada bir önceki yılın aynı zaman dilimine kıyasla turist sayısının yüzde 28 arttığını ifade etti.
Grant Thornton danışmanlık şirketi araştırmacısı Gillian Saunders, 2002′de ev sahibi Güney Kore ve Japonya’ya 250 bin taraftarın geldiğini, rakamın Güney Afrika’da 370 bine ulaştığını açıkladı. FIFA ise sayıyı 450 bin olarak verdi.
Dünya Kupası’nda 40 bin ekstra polis görev alırken, suç oranı bir önceki yıla oranla yüzde 60 düştü.
Adalet Bakanlığı verilerine göre, Dünya Kupası Özel Mahkemesi’ne 194 vaka getirildi.
BBC analisti ve Liverpool’un eski futbolcusu Alan Hansen, “Bütün önemli turnuvalarda bulundum, oynadım, bu turnuvadaki suç diğerleriyle kıyaslanamayacak kadar az.” dedi.
FIFA’nın uzun müddet “online” ısrarı yüzünden Güney Afrika’nın Kuzey komşularından Kupa’ya gelen az oldu. Rakam 12 bine ulaşamadı.
2010 Dünya Kupası, Hollywood’un ünlülerini, müzik dünyasının tanınmış simalarını, eski ve yeni dünya liderlerini, futbol devlerini ağırladı. Leonardo DiCaprio, Mick Jagger, Bill Clinton, Kobe Bryant, Shakira, Paris Hilton ve Charlize TheronKupa’yı izleyen ünlüler arasına katıldı.
Nobel ödüllü Amerikalı eski politikacı Dr Henry Kissinger, “Şimdiye kadar oynanan en heyecanlı Kupa’ydı. Bundan daha iyi organize ve ev sahipliği görmedim.” dedi.
Alman Lider Angela Merkel, “Güney Afrikalılar gerçekten kendileriyle gurur duymalılar.” dedi.
FRANSA 2010′U HİÇ UNUTMAYACAK
Güney Afrika biletini “elle” kazanarak Kupa’ya gelen Fransa’ya, İrlanda’nın ahı tuttu. Hiçbir başarı elde edemeyen eski Dünya şampiyonu, futbolcuların antreman boykotuyla da dünyaya rezil oldu. Final maçını izlemek için gelen Michel Platini’ye ise Türklerin ahı tuttu. UEFA Başkanı, yemeğini yiyemeden hastanelik oldu.
İngiltere, Fransa, İtalya’nın daha başlarda elendiği 2010′da, Kupa’nın Afrikancası yaşandı.
07.Tem.2010
Yahşi Batı filmi ile beklentileri tam olarak karşılayamasa da iyi bir gişe elde eden Cem Yılmaz, şimde de Yahşi Doğu filmi için kolları sıvadı.
Yahşi Batı filmi 20 milyon 885 bin TL hasılat elde edince hem Cem Yılmaz’ın hem de Fida Film’in iştahı da kabardı.
06.Tem.2010
Türkiye’nin Dünya Kupası’na katılamadığından dolayı çok üzgün olduğunu söyleyen Nihat Kahveci, “Türk milli takımının olduğu bir turnuvanın her zaman daha zevkli, daha renkli geçeceği kesin. Ama sonuçta 8 sene gibi uzun bir zaman İspanya’da oynamış biri olarak benim favorim İspanya, son Avrupa Şampiyonası’nın da galibi. Tabi ki her turnuva farklı ama benim gönlüm onlardan yana, onlar kazanacakmış gibi geliyor Dünya Kupası’nı” dedi.
Milli Takım’ın aldığı sonuçların Türk halkını etkilediğini ifade eden milli oyuncu, futbolun Türkiye’de çok sevildiğini, Milli Takımın aldığı skorlara göre insanların ruh halinin değiştiğini söyledi. ‘Geleceği Sen Yaz’ filminde bu konuya çok güzel bir şekilde değinildiğini belirten Nihat Kahveci şimdiye kadar birçok reklam filminde rol aldığını ama gelecekte bu alanda çalışmayı düşünmediğini vurguladı.
Avrupa Şampiyonası’na da değinen ünlü oyuncu: “Öncelikle şunu söylemek istiyorum, gruplar belli oldu ve herkes Türk Milli takımını tekrar favori olarak gösterdi. Bu Türk Milli Takımı’nın elde ettiği başarılarından dolayıdır. Ama adım adım gitmeliyiz, her maçı final olarak görmeliyiz. Zorlu bir grup, çünkü artık günümüz futbolunda kolay takım diye adlandırılan takımlar kalmadı. Herkes mücadele ediyor. Biz de ilk maçtan son maça kadar çok ciddi bir şekilde her maçı final havasında yaşayarak oynamalıyız. Çünkü 2012′de ne olursa olsun olmalıyız diye düşünüyorum” dedi.
A Milli Takım Teknik Direktörü Guus Hiddink’in takıma büyük katkısı olacağını düşündüğünü söyleyen Nihat Kahveci şöyle devam etti: “Tabi ki Türk Milli Takımı’nın hiçbir zaman reklama ihtiyacı yoktur, ama sonuçta çok kariyerli ve dünya tarafından takip edilen bir hoca. Bu bakımdan ülkemiz futbolu adına çok önemli olduğunu düşünüyorum. Biz de en kısa zamanda onunla uyum sağlayıp onun istediklerini sahaya yansıtmak için elimizden geleni yapacağız. Çünkü dediğim gibi 2012′de kesinlikle olmalıyız.”
Futbolda tek bir pas ile bir futbolcu veya bir takım manşetlere taşınabilir, tek bir şutla gelen gol bir ulusu büyük bir mutluluğa ulaştırabilir. Belki de kaçan bir şut da bir milletin yıkıldığı bir an olabilir. Nike’ın “Geleceği Sen Yaz” temalı kampanyası kapsamında çekilen, A Milli Takım Teknik direktörü Guus Hiddink, Milli Futbolcular Arda Turan, Nihat Kahveci, Hakan Balta ile milli basketbolcu Kerem Tunçeri’nin oynadığı filmde, futbolun bu özel anları vurgulanıyor ve gol olmayan bir şutun bir ülkenin futbola bakışını nasıl değiştirdiği anlatılıyor.
05.Tem.2010
Wimbledon Tenis Turnuvası’nda, tek erkeklerde 2 numaralı seribaşı Rafael Nadal, finalde 12 numaralı seribaşı Çek Tomas Berdych’i 3-0 yenerek şampiyon oldu.
İngiltere’nin başkenti Londra’daki Wimbledon Tenis Kulübü Kortları’nda oynanan karşılaşmada, 2008 yılında Wimbledon’ı kazanan ve 2 kez de turnuvada final oynayan 24 yaşındaki İspanyol raket Rafael Nadal, çeyrek finalde Roger Federer’i, yarı finalde de Novak Djokovic’i eleyerek dikkatleri üzerine çeken ve kariyerinde ilk kez bir “Grand Slam”de finale çıkan 25 yaşındaki Çek Berdych ile Merkez Kort’ta karşı karşıya geldi.
7’si “Grand Slam”lerde olmak üzere kariyerinde 40 şampiyonluğu bulunan Nadal ile kariyerinde 5 şampiyonluğu bulunan Berdych bugüne kadar 10 kez karşılaşırken İspanyol tenisçi bu maçların 7’sinde korttan galibiyetle ayrıldı.
İki raketin 2007 yılında, Wimbledon’da yaptığı çeyrek final mücadelesini Rafael Nadal, 7-6, 6-4 ve 6-2’lik setlerle 3-0 kazanmıştı. 6 kez katıldığı bu turnuvada en fazla çeyrek finale yükselen Çek tenisçinin son 6 maçta Nadal’a karşı galibiyeti bulunmuyor.
Wimbledon’da 2006 ve 2007 yıllarında üst üste final oynadıktan sonra 2008 yılında kupayı kaldırmayı başaran Nadal, 2’nci kez aynı başarıyı elde etmek istediği final maçının 1’inci setinde, Berdych’in servis kullandığı ilk oyunu puan alamadan kaybederken, 2’nci oyunda rakibine aynı şekilde karşılık verdi.
3-3 eşitlikle devam eden mücadelenin 7’nci oyununda Nadal, Çek tenisçiye sadece 15 puan verdi ve rakibinin servisini kırarak 4-3 öne geçti. Servis kullandığı bir sonraki oyunu da Berdych’e puan vermeden alan İspanyol raket, durumu 5-3 yaptı. Son oyunda iki kez fileye takılan, iki kez de topu auta atan Berdych’in servisini bir kez daha kıran Nadal, 34 dakika süren seti, 6-3 kazanmasını bildi.
27nci sete iyi başlayan ancak Nadal karşısında yakaladığı servis kırma şanslarını değerlendiremeyen Berdych, ilk oyunu kaybetti. Maça tutunmaya çalışan Berdych karşısında 12’nci oyuna kadar servis kırma şansı yakalayamayan Nadal, 6-5 önde olduğu bu oyunda rakibine puan vermeden servisini kırdı ve 54 dakika süren ikinci seti 7-5 kazandı.
3’üncü setin 3’üncü oyununda servis kırma fırsatı elde eden Berdych’e, Nadal yine izin vermedi. 10’uncu oyuna kadar iki raket de kendi servis oyunlarını kazanmayı bildi. 107uncu ve son oyunda, 5-4 üstünlüğü bulunan Nadal 30-0 öne geçti. Berdych, üst üste kazandığı sayılarla durumu 40-30 lehine çevirse de İspanyol tenisçi önce eşitliği yakaladı ardından da oyunu alarak seti 6-4 kazandı.
05.Tem.2010
Selçuklu Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamada, takım halinde şampiyon olan Selçuklu Belediyesporlu judocuların 46 ilden 75 kulüp ve 709 sporcunun katıldığı şampiyonada 5 şampiyonluk, 1 üçüncülük elde ettiği belirtildi.Şampiyonada mücadele eden Selçuklu Belediyesporlu judocuların tamamının ilk 7 içine girmeyi başardığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:Elde edilen bu başarı ile Selçuklu Belediyespor Kulübü gelecek için umut verdi. Geleceğin milli takımını oluşturacak olan minik sporcuların başarısı Türkiye Judo Federasyonu Başkanı Fatih Uysal’ın yanı sıra judo camiasının da takdirini kazandı. Tüm illeri ve kulüpleri geride bırakarak takım halinde birincilik kürsüsüne çıkan Selçuklu Belediyesporlu Judocular Ağustos ayı içinde yapılacak Minikler ve Yıldızlar Milli Takım gelişim kampına katılacak.’Açıklamada, Denizli Vali Recep Yazıcıoğlu Spor Salonu’nda yapılan Şampiyonada dereceye giren Selçuklu Belediyesporlu Judocular şu şekilde sıralandı:24 kiloda Emine Tekin Türkiye Şampiyonu (16 kişi arasında), 57 kiloda Kübra Aydoğdu Türkiye üçüncüsü (22 kişi arsında), 30 kiloda Burhan Kozan Türkiye Şampiyonu (136 kişi arasında), 38 kiloda Bilal Çiloğlu Türkiye Şampiyonu (64 kişi arasında), 55 kiloda Semih Karaman Türkiye Şampiyonu (42 kişi arasında), +60 kiloda Ömer Yılmaz Türkiye Şampiyonu (38 kişi arasında). Şampiyonada ayrıca 42 kiloda Salih Karaman Türkiye beşincisi, 48 kiloda Kader Gülmüş Türkiye beşincisi,
Son Yorumlar