Chat.com.tr
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
24.Ağu.2010
Bu sonuç skandal bir iddiaya neden oldu. Buna göre ihtiyaç fazlası öğretmenlerin sınav sonuçları ÖSYM’de değerlendirilirken netleri yükseltildi.
2010 Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) üzerindeki şaibeler bitmek bilmiyor. Sınavda Eğitim Bilimleri bölümünden 120 tam net yapan 350 kişinin birçoğu dershane veya özel okul öğretmeni çıktı. Ortaya çıkan sonuç, skandal bir iddiaya neden oldu. Buna göre bazı özel dershane ve okullarda çalışan ihtiyaç fazlası öğretmenlerin, Milli Eğitim Bakanlığı’na geçmeleri için, sınavın değerlendirme sahfasında optik okuyucular ile oynanarak bu kişilerin netleri yükseltildi.
120 net yapan üçü çift olan 7 kişiye ulaşıldı. Bu kişiler; Kayseri Özel Yelkenoğlu Lisesi Müdür Yardımcısı Bahadır Yolaçan ve tarih öğretmeni eşi Reyhan Yolaçan, Sakarya Anafen Dershanesi’nden Matematik Öğretmeni Levent Çelebi ve felsefe öğretmeni eşi Seher Çelebi, Diyarbakır’dan Matematik öğretmeni İdris Çiftçi ve eşi Nil İlköğretim Okulu İngilizce Öğretmeni Ayşegül Çiftçi ve Kahramanmaraş Birey Dershanesi’nden İngilizce öğretmeni İlhan Güler. Hepsi de özel dershanelerde veya okullarda öğretmen olarak çalışıyor. Kendilerini ilk aradığımızda sorularımızı yanıtlamaktan çekindiler. Ancak ısrarımız üzerine sorularımıza yanıtladılar.
Sınavda 120 net yapan çiftlerden Çelebi’ler…Sakarya’da Anafen dershanesinde matematik öğretmeni olan Levent Çelebi ve yine aynı dershane de felsefe grubu öğretmeni olan eşi Seher Çelebi de sınavın Eğitim Bilimleri bölümünden 120 net yaparak tam puan aldılar. Oysa Levent Çelebi 2009 yılında girdiği KPSS’de aynı bölümden 35 yalnış yaparak sınavda toplam 80 puan almıştı. Eşi Seher Çelebi ise geçen yıl Eğitim Bilimlerini boş bırakarak sınavda toplam 70 puan almıştı. Bu yıl ise Eğitim Bilimleri bölümünden 120 net yapan Levent Çelebi 99.4 ve eşi Seher Çelebi ise 97.5 puan aldı.
1500 lira harcadım
Sınavda kopya çekmediğini söyleyen Levent Çelebi, kopya çektikleri idialarını yalanlayarak şunları söyledi, “Söylentiler asılsız. Ben ve eşim 5 ayrı kaynaktan KPSS’ye hazırlandık. İzin günüm de bile ders çalıştık. 1500 TL para harcadım çalışma kitaplarına. Şimdi de çıkmış kopya çektiğimizi iddia ediyorlar. İddialar tamamen asılsız. Hakkımızda çıkan söylentilerle ilgili, bu söylentileri yayan internet sitelerine dava açacağım.” Öte yandan Eğitim Bilimleri testinde 120 net yapan diğer adaylar da dikkat çekti. Diyarbakır’dan matematik öğretmeni İdris Çiftçi eşi İngilizce öğretmeni Ayşegül Çiftçi ile beraber bu kişiler arasında yer aldı. Ayşegül Çiftçi Diyarbakır’da 3 yıl önce küçük kız öğrencilerin türbanla okula gitmesiyle tartışma yaratan Nil İlköğretim Okulu’nda çalışıyor.
Savcılık soruşturuyor
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, KPSS’de “kopya çekildiği ve soruların çalındığı” iddialarıyla ilgili soruşturma başlattı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, iddialarla ilgili olarak soruşturma başlatırken Türk-Eğitim Sen de, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan ve Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Milli Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik hakkında suç duyurusunda bulundu. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, “KPSS’nin iptali konuşulurken 30 bin öğretmenin atamasını nasıl yaparsınız? Sınavda evli 10 çiftin 120 net yaptığı ortaya çıktı. Uzmanların bile doğruluğu konusunda hemfikir olmadığı soruların bulunduğu bir sınavda 120′de 120 yapmak tesadüfle açıklanamaz” dedi.
“Dava açacağız”
KPSS’de tam puan alan iki memur adayıyla da görüştük işte açıklamaları:
İdris Çiftçi, “Şu an çalışmıyorum. Öğretmenliğe başlayalı 4 yıl oldu. Matematik öğretmeniyim. Eşim Ayşegül Çiftçi ise ingilizce öğretmeni ve 3 yıldır öğretmenlik yapıyor. Eşim Özel Nil İlköğretim Okulu’nda görev yapıyor. KPSS sınavına girdiğimiz doğru. Sıradan bir puan aldık neden böyle bir sıkıntı oluştuğunu analayamadık. Sınavda kopya çekildiği doğru olabilir fakat bütün eşler kopya çekti diye bir genelleme yapılması çok yalnış. İnternet sitelerinde adımızın dolaşması hiç hoş değil. Mahkemeye başvurmayı düşünüyorum.”
İlhan Güler / Birey Dershanesi
“KPSS de yüksek puan elde ettim. Bu doğrudur. Fakat kopya gibi asılsız iddalar beni çok üzüyor. Böyle birşeyin olması imkansız. Şu anda Kahramanmaraş’ta bir dersanede ingilizce öğretmenliği yapmaktayım.“
Çelebi çiftinin 2009 sınavı başarısız
Seher (üstte) ve Levent Çelebi çifti 2009 yılında da KPSS sınavına girdiklerini söylüyor. Ancak o sınavda tam puan almak mümkün olmamış. Levent Çelebi’nin tam 35 yanlışı çıkmış.
16.Ağu.2010
16 Ağustos 1995′te yayınlanan Internet Explorer 1′in üzerinden tam 15 yıl geçti. Önümüzdeki ay 9. versiyona ulaşacak olan Internet Explorer geçen bu yıllar süresince gerek güvenlik açıkları gerekse tekelcilik davalarıyla süreki gündemdeydi.
Geçtiğimiz günlerde a göre Firefox, Chrome ve Safari’nin hala çok önünde olan Internet Explorer’ın krallığını daha uzun bir süre devam ettireceğini söyleyebiliriz.
Internet Explorer 1 böyle görünüyordu.
HTML5, CSS3 ve donanım hızlandırma gibi özellikleriye çok ses getirmesi beklenen için ise gözler 15 Eylül tarihinde yayınlanacak beta versiyona çevrilmiş durumda.
11.Ağu.2010
Antalya’nın Alanya İlçesi’nde 30 bin TL’lik borcu nedeniyle işyerine icra memurları gelen kuruyemiş dükkanı sahibi Mehmet Özkaya, üzerine benzin dökerek kendini ateşe verdi. Alev topu halinde yola fırlayan 2 çocuk babası Özkaya, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Olay yerine gelen eşi de fenalık geçirdi.
Alanya’da Saray Mahallesi Hal Kavşağı yanında bulunan Fıstık’s Kuruyemiş’e işyeri sahibi 39 yaşındaki Mehmet Özkaya’nın 30 bin TL’lik borcundan dolayı icra memurları geldi. Haciz için eşyaların tespitini yapmak isteyen memurların işyerine girmesine izin vermeyen Özkaya, daha önceden orada bulundurduğu bir bidon benzini işyeri içinde üzerine dökerek çakmakla tutuşturdu. Esnaf Özkaya, alev topu halinde yola fırladı. İtfaiye, polis ve vatandaşların çabasıyla su ve yangın tüpü ile üzerindeki yangın söndürülen Özkaya olay yerine çağrılan 112 Acil Servis ambulansıyla hastaneye götürüldü. Hastanede tedaviye alınan Mehmet Özkaya’nın vücudunun büyük bölümünün yandığı belirtildi.
Olay yerine gelen ve fenalaşan Süheyle Özkaya da vatandaşlar tarafından durdurulan özel bir otomobille hastaneye gönderilerek tedaviye alındı.
İki çocuk babası Mehmet Özkaya’nın bir ay önce de tarım ilacı içerek intihar girişiminde bulunduğu belirtildi.
10.Ağu.2010
İstanbul, Avcılar’da denizde tutunduğu pet şişe su alıp batınca panikleyip kaybolan gençten bir daha haber alınamadı.
Sıcak hava nedeni ile serinlemek için Avcılar Ambarlı sahilinde denize giren iki kuzenden biri denizde kayboldu.
Edinilen bilgiye göre amcasının oğlu 19 yaşındaki Cevat Pekediz ile akşam saat 17:00 civarında serinlemek amacı ile Avcılar Ambarlı sahilinde denize giren 20 yaşındaki Olcay Sancar denizde pet şişeye tutunakar yüzerken bir süre sonra suda kayboldu. Kuzeninin battığını gören Cevat Pekediz kurtarmaya çalıştı ancak başaramadı. Hızla sahile çıkan Pekediz vatandaşlardan yardım istedi. Durumu haber alan vatandaşlar durumu sahil güvenlik ekipleri ve polise bildirdi. Bölgeye gelerek hava kararana kadar arama yapan ekipler bir ize rastlamayınca gün ışığında tekrara arama yapmak üzere bölgeden ayrılırken durumu haber alan Sancar’ın yakınları sahile koştu. Sancar’ın annesi, babası ve yakınları gözyaşları içinde sahilde bekledi. Ekiplerin ayrılmasının ardından aile kendi imkanları ile denizde arama yapmaya devam etti. Esenyurt Yeşilkent’te ailesi ile kaldığı öğrenilen Sancar’ın bir ayakkabı firmasında gece işçisi olarak çalıştığı ve 1 ay sonra askere gitmeyi planladığı öğrenildi.
Kuzeni gözleri önünde suda kaybolan Cevat Pekediz ise , “Saat bir gibi kuzenim ile geziyorduk. Kendimize kot ayakkabı alacaktık. Sahilde tur atalım dedik. Sahilde kimse yoktu, hadi yüzelim dedim. Beraber yüzüyorduk. Ben başka bir kişi ile ilerdeki tekneye kadar yüzelim dedim. O da arkamızdan geliyordu, pet şişeye tutunarak. Pet şişe onu havada tutuyordu. Fazla yüzme bilmiyordu. Pet şişe batınca panikledi. Ben de teknede oturuyordum. Geldim kurtarmaya ama kurtaramadık. Sahile çıkıp yardım aradım. Aradan 5 saat geçti, sadece polis geldi. Ne can yeleği var ne bir şey” dedi.
Sahilde denize giren vatandaşlar bu noktada arama kurtarma ve deniz polisi gibi resmi ekiplerin bekletilmesini istedi.
27.Tem.2010
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ile akşam yemeğinde biraraya geldi.
Ortaköy’de bulunan Park Fora Restorandaki yemek, basına kapalı gerçekleşti.
Bir süre İstanbul Boğazını izleyen iki Bakan, daha sonra Boğaz Köprüsü’nü arkalarına alarak el sıkışıp, basın mensuplarına poz verdi.
Bu arada Davutoğlu, konuk Bakan Westerwelle’yi restoranın girişinde beklerken, basın mensuplarıyla da tokalaşarak, bir süre sohbet etti.
26.Tem.2010
Beşiktaş’ın yaklaşık 10 gün önce anlaşmaya vardığı İspanyol futbolcu Gutierez Hernandez (Guti) bugün akşam saatlerinde İstanbul’a geldi.
Atatürk Havalimanı’na saat 20.00′de Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören’in özel uçağıyla gelen Guti’yi havalimanında yaklaşık 400 taraftar coşkuyla karşıladı. Havalimanı özel güvenliği, emniyet güçleri ve çevik kuvvet yoğun güvenlik önlemi alırken, taraftarlar Guti’nin havalimanından çıkışı sırasında izdihama neden oldu.
Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören, futbol komitesi başkanı Serdal Adalı ve futbol komitesi üyesi Cengiz Zülfikaroğlu ile birlikte gelen Guti daha sonra konaklayacağı otele hareket etti. 33 yaşındaki İspanyol futbolcu için yarın İnönü Stadı’nda imza töreni gerçekleştirilecek.
22.Tem.2010
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Yönetim Kurulu Üyesi Arif Koşar, Süper Lig’de her hafta yapılan 9 maçta dağıtılan puan priminin 3 milyon liradan 7 milyon liraya yükseltildiğini belirterek, ”Bu tablo, 2 senedir yapılan doğru çalışmaların meyvesi” dedi.
Koşar, Manisa 19 Mayıs Stadı’nda Manisaspor İkinci Başkanı Sait Türek ve Asbaşkanı Selami Delan ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, modern statların futbolda gelirlerin çeşitlendirilmesi açısından temel unsurların başında geldiğini vurguladı.
Manisa 19 Mayıs Stadı’nın açık tribün ya da kale arkası tribünlerinin üzerinin kapatılacağını belirten Koşar, ”Manisaspor yönetiminin kararını bildirmesinin ardından en geç 1 hafta içerisinde çalışmalara başlanacak. ‘Tarzanlar’, maç seyrederken ıslanmayacak. Manisa’ya yakışır statta maç izleyecekler” dedi.
Koşar, geçen yıl kulüplere 14 milyon lira tesis yardımı yaptıklarını, yayın ihalelerindeki ciddi artışlarla mali olarak Türk futbolunun 10 yıllık geleceğine ilişkin çok önemli adım attıklarını anlattı.
Süper Lig’de rekabetin yükselmesinde ve Bursaspor’un bu kadar önemli bir başarı elde etmesinde, Futbol Federasyonunun özellikle son 2 yıldır yaptığı atılımların ve futbol ekonomisinin gelişmesinin payının yüksek olduğunu vurgulayan Koşar, şöyle devam etti:
”Süper Lig’in havuz dağıtımı sayesinde, sahada kazanan ekonomide de kazanıyor. Birçok takımımız ligde daha iddialı konuma gelebilecek. 2009-2010 sezonunda yayın havuzundan kulüplere 240 milyon lira aktardık. Bu sezon ise kulüplerin alacağı miktar dünya ekonomisindeki daralmaya rağmen yüzde 100 artışla yaklaşık 500 milyon liraya ulaştı. Artışlarla, Süper Lig’de her hafta yapılan 9 maçta dağıtılan puan primi 3 milyon liradan 7 milyon liraya yükseltildi. Bu tablo, kuşkusuz 2 senedir yapılan doğru çalışmaların meyvesi.”
Koşar, bu önemli maddi katkının en doğru şekilde aktarılması için mali ve yönetimsel kriterler oluşturarak, tüm düzenlemeleri kurumsallaştırmaya başladıklarını belirterek, ”2011-2012 sezonundan itibaren bu çalışmaları hayata geçirmiş olacağız. Bu açıdan, yeni sezon futbol ailesi için anahtar bir yıl olacak. Kulüplerimizin, kurumsallaşma, mali yapı, insan kaynakları, tesisler gibi her alanda UEFA Kulüp Lisans Kriterlerine uygun duruma gelmeleri çok önemli. Bizim tüm gayemiz, Türk futbolunda Batılı standartlarda atılımlar gerçekleştirmek” dedi.
Koşar, 2 yıl önce 225 bin olan lisanslı futbolcu sayısını yüzde 100 artışla 465 bine çıkardıklarını sözlerine ekledi.
Manisaspor İkinci Başkanı ve Mali İşler Koordinatörü Sait Türek ise statta sürdürülen çalışmaların birkaç güne kadar tamlanacağını ve TFF’ye bildirileceğini söyledi.
Manisaspor Basın Sözcüsü Selami Delan ise taraftarların desteğini beklediklerini, kombine bilet alarak bunu sağlayabileceklerini vurguladı.
22.Tem.2010
Bank Asya 1. Lig ekiplerinden Denizlispor’un Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu, fikstürü kağıt üzerinde avantajlı gördüğünü ancak sahada bu durumun farklı olabileceğini söyledi.
Hamzaoğlu, 2010-2011 sezonu Bank Asya 1. Lig Fikstürü hakkında AA muhabirine yaptığı açıklamada, fikstürün belli olmasının çok önemli olmadığını, maçın sahada kazanılacağını savundu.
Fikstürü kağıt üzerinde avantajlı gördüğünü ancak sahada bu durumun farklı olabileceğini vurgulayan Hamzaoğlu, şöyle konuştu:
”İyi bir başlangıç yapmak istiyoruz. İlk hafta rakibimiz lige yeni katılan ve kadrosunda fazla değişiklik yapmayan tanıdığımız bir takım. Üzerimize düşeni yapacağız. Daha takımların kadroları da tam olarak belli olmadı, net şeyler söylemek mümkün değil. Ama ilk maçı seyircimiz önünde oynamak bizi lige daha iyi hazırlayacaktır. Maçlarda herkes en iyi olmak için mücadele edecek. Tabii ki amacımız kazanmak. Maçlara kazanmak, mutlak galibiyet için çıkacağız. Bugüne kadar transferlerimiz oldu. Alternatif futbolcular almaya devam edeceğiz. Hazırlık maçları öncesi şekillendirdiğimiz bir kadromuz var. Maçlar öncesi kadromuzdaki eksiklikleri görerek tamamlamaya çalışacağız.”
- ERKAN: ”HERKES SAHA İÇİNDE RAKİBİMİZ” -
Genel Menajer Adnan Erkan da, çekilen fikstürün ilk bakışta olumlu gözüktüğünü belirterek, ”Sonuçta her takım ile oynayacağız. Takımlarla ilk hafta veya son hafta karşılaşacak olmamızdan çok, rakiplerimiz karşısındaki gücümüz önemli. Herkes saha içinde rakibimiz. Denizlispor olarak, taraflı tarafsız tüm izleyenlerin beğenisini almak istiyoruz. Bütün çalışmalarımızı bu yönde gerçekleştiriyoruz. Yeni sezonun fair-play çerçevesinde geçmesini ve herkese hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.
20.Tem.2010
Yeni sezon hazırlıklarını Belçika’da sürdüren Fenerbahçe’de, sportif direktör ve teknik direktör Aykut Kocaman basın mensuplarının sorularını yanıtladı.İstanbul’da ağır antrenmanlar yaptıklarını kaydeden Kocaman, “İzin kullandıktan sonra şimdiki kamp yerimize geldik. Buradaki amacımız maçlar oynamaktı. Young Boys karşılaşmasına hazırlanmak için 3 tane karşılaşma oynadık. Yarın da Galatasaray ile bir hazırlık karşılaşması daha oynayıp, hazırlıklarımızı bitirip, Young Boys karşılaşmasına yoğunlaşmaya çalışacağız. Çok önemli bir karşılaşma. Öncelikle onları eleyip yeni rakibimizi beklemek en büyük amacımız olacak” dedi. Transfer çalışmalarına değinen Kocaman şöyle konuştu:”Birincisi taraftarlar ve basın mensupları bu dönemi tamamen transferle özdeşleştiriyor. Bir tarafı tabi ki haklı ama tamamen transfer değil. Şu an Gökhan Gönül, Özer, Mehmet Topuz ve Emre’den hemen hemen hiç faydalanamadık. Lugano aramızda değil. Stoch geldi, 3-4 günlük antrenmandan sonra yeni toparlanıyor.
Benim futbola ve takıma bakışım var olan futbolcularımızın performanslarının yükselmesi. Eğer hala yeterli görmüyorsak transferlerle takımı geliştirmeye çalışmak. Bu söylediğim oyunculardan eksik kalanlar da olmuş olabilir. Bir kere transferde endişeli bir ortam yaratılıyor. Şampiyonlar Ligi için oynadığımız için bunu anlıyorum da. Önce takımı bir araya getirebilsek bu takımın performansını yükselteceğimizden şüphemiz yok. Başkana ve yöneticilere söylediğim şu: Fenerbahçe son 10 yılda isim olarak çok önemli transferler yaptı. Bu hem marka değeri hem de dünya futbolundaki tanıtımı için anlaşılabilir bir durum. Ancak geçen seneden beri başlayan şu dönüşümü yapmak zorundayız. Artık miyadını doldurmuş oyunculara, Fenerbahçe’den almak değil, Fenerbahçe’ye vermek isteyen oyunculara ihtiyacımız var. Bunda ısrarlıyım. Eğer endişeler oluştuysa bu durumdan kaynaklandı. Markete gidip de bir şeyler almaya benzemiyor transfer yapmak.
İnsanlarla muhatap oluyorsunuz çünkü. Eğer nitelikli bir oyuncuyla ilgileniyorsunuz bu daha da zor. İnsan alıyorsunuz çünkü. Bazen oyuncunun seçeneği olmuyorsunuz. İlgilendiğimiz oyuncular değerli oyuncular çünkü. Bazen de oyuncuyla anlaşıp kulüple anlaşamıyorsunuz. Eğer niyetimiz sadece transfer yapmak olsaydı Türkiye’deki takımlar arasından çok kolay transferler yapabilirdi. Bilinen isimler zor transferler. Bu hafta içinde transferlerden birinin ve hatta ikisinin sonuçlanma ihtimali çok fazla. Geçen sezon daha fazla transferlerle ilgilendim. Ancak bu sezon teknik sorumluluk da işin içine girince esas yoğunluğu buraya verdim. Taraftarlarımız merak etmesin. Olmasa bile biz mevcut kadromuzla geçen sezonlardan bir adım yukarda olacağız, olmak zorundayız. Fenerbahçe kulübünün kasasından çok Fenerbahçe’ye değer katabilecek oyuncuları düşünüyorum. Transfer adına yapılacak çok kolay işler olabilirdi. Fenerbahçe bunu yapabileceğini son 10 yılda gösterdi bana göre. Buraya geldiği zaman kulübe ait hissetmesi önemli futbolcunun. Buradan neler alacağını değil, neler verebileceği önemli. Tabiri caizse aç oyuncular istiyoruz.”
“HER OLAYI KÖTÜ TARAFINDAN ELE ALIYORUZ”
Transferde öncelikle yaşı uygun oyuncuları kadroya katmak istediklerini kaydeden genç teknik adam, “Bakıldığı zaman Fenerbahçe çapındaki tüm kulüplerin ortak problemi bu. İmza töreninde de söylemiştim bunu. Ben ‘asla olmamalı’ demiyorum. Hatta Hagi örneğini vermiştim. Buradaki en önemli kriter geldiği kulübe değer katabilmesi. Uyum sorununu nispeten kolay atlatacak olması. Yaşı burada çok önemli değil. Fenerbahçe’ye gelirken yaşı da uygun olursa, giderken de kazandıracak bir oyuncu olursa tabi ki daha iyi. Bizim kulüplerimizin yapısı değersizleştirmeye yönelik. Bunda medyanın da payı var. Biz de dahiliz buna tabi. Her olayı tamamen kötü tarafından alıyoruz ele. Genel olarak futbol dünyamız böyle. Oyuncuları bir anda tepeye çıkarıp bir anda aşağı indiriyoruz. Kulüp aidiyetinin dışına itiyoruz oyuncuları. Futbolcular da hem kulüpten hem de ülkeden gitmek için daha fazla uğraşıyorlar” şeklinde konuştu.
GÜIZA KONUSU
Takımın sorunlu futbocu Daniel Güiza’ya da değinen Aykut Kocaman, “Güiza konusunda ufak toleranslar oldu ama demin de dediğim gibi takımda antrenman yapmayı seven, kendini geliştirmeyi seven ve kulüp aidiyetine sahip oyuncularla sonuna kadar devam etme amacındayım. Bunun içinde Güiza ne kadar yer alıyor veya yer almıyor bu başka bir taraf. Bu sıcakta antrenman yapıyor insanlar, bu insanlara saygı göstermek lazım. Kulüp de yükümlülüklerini yerine getiriyor hem Güiza’ya karşı hem diğer oyunculara karşı. Bu oyunculara öncelikle antrenman yapmaları için para ödeniyor zaten.Esas markanın Fenerbahçe olduğunun altını çizen Fenerbahçe teknik direktörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraftarın esas görevi Fenerbahçe markasına sadakat ve hizmettir. Kombinelerin yıldız transferiyle alakası olmamalı bence. Yıldızlar, Fenerbahçe’yi de parlatacak yıldızlar olmalı. Fenerbahçe taraftarının önce o stadyumda bulunan arma ve marka için oraya gelmeleri gerekiyor. Fenerbahçe’nin gücünü bir adım daha yukarıya çıkaracağız, ondan sonra taraftarın tepkisini ölçeceğiz. Bunlar olsa da, olmasa da taraftarımızın yapacağı şey orada olmak olmalı. Bu sadece forma için olmalı, demek istediğim bu.”
“BEKLEDİĞİMİN ÜZERİNDE DESTEK GELDİ”
Takımın başına gelmesiyle camiadan büyük destek gördüğünü ifade eden Kocaman, “Son 10�5 günlük periyotta ne oldu, ne bitti hiç bilmiyorum. Gazete ve televizyonları takip edemedim. Ondan evvelki dönem için konuşursak eğer beklediğimin çok üzerinde, gurur verici, onur verici bir destek geldi bana. Bugüne kadar yapılanların heba olmadığını görmek adına önemliydi bu tabi ki” dedi.Kazım’ın geçen sezon kiralık olarak gönderilme kararını yönetimle beraber aldıklarını vurgulayan Aykut Kocaman, “Takımın bütünlüğünü korumak adına Roberto Carlos ve Kazım hamleleri yapıldı geçen sene. Biraz sıkıntılı bir dönemimiz vardı o zaman. Arka arkaya kötü sonuçlar alınmıştı. Biraz toparlanmamız gerekiyordu ve bu amaçla bir tasarrufta bulunuldu geçen sene. Kazım sözleşmeli oyuncularımızdan bir tanesi. Ona bir şans verildi, ne kadar kullanacağına bakılacak. Bu Güiza için de, bütün oyuncular için de aynı. Durumu oyundan oyuna değerlendiriyoruz ama böyle yapmamak lazım. Dünkü Kazım gibi hareketli, koşan, istekli bir oyuncuya kapı her zaman açık. Göndermeyi düşündüğümüz oyuncu ihtimalleri var. Çok değişken bir durum bu. Mesela Köln maçındaki Kazım’la Genk maçındaki Kazım’ın arasındaki fark ne kadar fazla değil mi? Bu kararı bir günde vermemek gerek yani. Çok zor bir soru bu. Bir şey söylediğim an bağlayıcı bir açıklama yapmış olurum. Bunu yapmak istemiyorum. Bazı düşüncelerim var ama bırakın bu içimizde kalsın. Fenerbahçe’nin ve benim kriterlerime uymayan oyuncularla yollarımızı ayıracağız. Yabancı-yerli diye ayırmak yanlış olur. Benim için sadece futbolcu vardır” ifadelerini kullandı.Sarı lacivertli takımın eski teknik direktörü Daum’un yaptığı açıklamalarla ilgili bir soruya ise genç teknik adam, “Daum’un açıklamalarından dolayı hiçbir rahatsızlık duymuyorum. Gerçeğin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu var. Bir gün gerçek ortaya çıkıyor. Şu an için gerçekten ilgilenmiyorum. Bu tip bir polemiğe girmek istemiyorum. Ben 25 tane oyuncuyla beraberim, bunlara yabancı-yerli, tecrübeli-genç diye ayırmadan bakacağım. Semih de performans gösterdiği sürece takımda olacak. Tersini düşünmeyeceğim” yanıtını verdi.Aykut Kocaman, takımda çok uzun zamandan beri oturmuş bir tek forvet yapısı olduğunu belirterek, “Bunu bir anda değiştirmek doğru değil ama bu değişimi yapacağım. Bu biraz da gözlemlerime dayanarak olacak. Süreç içerisinde bu dönüşüm olacak. Futbolcular da bana alışacaklar zamanla. Ben burada olduğum sürece bana alışmak zorundalar zaten. Ben böyleyim ve değişemem. Etraftan gelen sözlerle, yanlış sözlerle bir yere kadar gidebilirsiniz. Ben düşüncelerimi aktarmayı seven bir insanım. Açık olduğunuz sürece baştan acıtıcı olabiliyor ama sonra daha rahat konuşabiliyorsunuz. Değişmeyi de doğru bulmuyorum. Açık olmayı her zaman daha doğru buluyorum ben” diye konuştu.
Köln maçından sonra kendi düşüncelerini oyuncularına illettiğini ifade eden Fenerbahçe teknik direktörü, “Oyuncularımın düşüncelerine de önem veren bir insanım. Onların mesleklerine de değer veriyorum. O maçtan sonra kendi düşüncelerimi aktardım onlara. O an benim düşüncelerim daha önemliydi. Köln maçındaki durum normal ve kabul edilebilir bir durum değildi. İlk yarı özellikle. Fenerbahçe’nin dinamiklerini biliyorum. Ben sonuçlara karşı hazırlıklı bir insanım. Başarısız sonuçlara da hazırlıklıyım ben. Sporda böyle şeyler oluyor, önemli olan ne kadar çaba harcadığınız. Özellikle ilk yarıdaki oyun kabul edilebilir değildi. Bazen istediklerinizi yapamayabilirsiniz ama bu kadar aciz bir oyun bize yakışan görüntü değildi. Çok maç kazanıp, kaybedeceğiz ama o görüntü normal değildi. Takımla da bunu paylaştım” dedi.Emre Belözoğlu’nun öfkeli bir oyuncu olduğunun altını çizen Kocaman, “Zaman zaman öfke kontrolünü yitirebiliyor. Öfke önemli bir performans aracıdır kontrol edilebildiği sürece. Konsantrasyon ve adale gücünü arttırır. Oyunculardan en çok istediğim şeylerden biri budur. Oyunculara, “şunu yap, bunu yapö dersen yapamayabilirler ama önemli olan gayret göstermektir. Emre de bu gayreti gösteren bir oyuncu.
Emre böyle olduğu sürece ben ona destek olacağım. Öfkesini kontrol etmesinde de yardımcı olacağım ona. Bu öfke hem kendisine hem de takıma zarar vermeye başlarsa o zaman farklı bir şekilde konuşabiliriz kendisiyle, farklı uygulamalara da gidebiliriz. Öncelikli olarak gayret göstermesi önemli Emre’nin. Emre’nin davranışı hoş değildi açıkçası. Bunu kendisi de biliyor. Emre’yle konuşmam da bunu gösteriyor. Emre’nin zaten başka bir tarzı olduğunu düşünürsem en başında söylediğim futbolcu biçimi konusuna dönerim. Benim yaşam tarzım bu değiştirmeyi de düşünmüyorum. Emre tarzındaki oyuncuların daha dikkatli olması lazım. Emre’nin tanılarının burada konulması için 4� günlük bir zaman gerekirdi. Batıda insanlar bir takım sıralamalara göre kontrolden geçiyorlar. Emre 2 haftadır bu sıkıntılarla yaşıyordu. Bu sıkıntılar büyümüştü son günlerde. Emre tedavisinin hızlanması için İstanbul’a gitti. Yazıldığı gibi bir durum yok. Tekrar söylüyorum gerçek bir gün ortaya çıkar. Tersi bir durum olursa ilerde bana söylersiniz doğrusunu” şeklinde konuştu.Volkan Demirel’in Türkiye’nin en iyi kalecisi olduğunun altını çizen Kocaman, “Bütünüyle en iyi kalecisi. Arkasındaki oyuncularda değiştirmemiz gereken isimler değil, zihniyetler. Onların kaleye yakın olduklarını hissettirmemiz lazım. Dün Mert bu konuda bir alternatif olmaya yaklaştığını gösterdi. Eğer olmayacağını düşünürsek kaleci transferi tasarrufu olabilir, planlarda da var. Ama Mert gibi kalede olduğunu gösteren bir oyuncu var. Bunu göstermesi çok önemli. Transferde yerli opsiyonlarımız da var yabancı opsiyonlarımız da var” ifadelerini kullandı.Kesin olarak bir yabancı daha alacaklarını söylediğini hatırlatan Aykut Kocaman, “Şu anda forvetin merkezi için son derece yoğun çabalarımız sürüyor.. Özellikle ofansif anlamda derinlik katacak isimler arıyoruz. Stoch önemli şeyler gösteriyor bu konuda bize. Topla beraber öne doğru koşmasını seven bir oyuncuya karşı talebimiz var. Fenerbahçe artık takım içi yıldızların olduğu bir takım haline gelmek zorunda. Önümüzdeki 10 yıl içinde benimle veya bensiz bu yola gidecek Fenerbahçe. Son 10 yılda bu tip transferler anlaşılabilirdi ama bundan sonra dönüşüm olması gerekiyor. Öteki türlü olduğu zaman 2 adım ileri gidip, 1 adım geri gidiyorsunuz. Artık 2 adım ileri gittikten sonra soluklanıp, yine ileri gitmemiz gerekiyor. Fenerbahçe’nin bu potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Ben de umarım bu dönüşümün içinde olurum” dedi.
“BASİT TOP KAYBI AZALMALI”
Dünya futbolunda artık topu çok kolay kaybeden takımlara yer olmadığını belirten Fenerbahçe teknik direktörü Kocaman şu ifadeleri kullandı:”En önemli kriter bu. Basit top kaybının azalması gerekiyor. Oyuncuların kullandıkları alanın biraz daha genişlemesi gerekiyor. Ana hatlarıyla söylüyorum ben tabi ki. Artık oyuncular sahanın bütün metrekarelerini kullanmalı. Bununla beraber süratin artması lazım. Fizik kalite çok arttı çünkü artık. Hızlı karar vermek ve hızlı hareket etmek çok önemli. Bunlar olmadığı zaman 2 ileri 1 geri hale gidiyorsunuz�Bu geçiş başka türlü olmaz. Biz hem Avrupa’da hem de Türkiye’de son ana kadar başarılı olmak için yarışacağız ve aynı anda bu dönüşümü yapacağız. Hem yarışacağız hem de dönüşüm yapacağız. Bu sözlerden zaman istediğim falan anlaşılmasın sakın.”
“KRASIC GELMEK İSTEMİYORSA VAZGEÇİLİR”
Son dönemlerde basında transfer için yer alan isimlerin doğruya yakın olduğunu kaydeden Aykut Kocaman, ” Bazı detaylar var. Ne oyuncular ne de futbolcularla ilgili sorunlar yok. İşin mali yönleri konuşuluyor şu an. Krasic’in, “Türkiye’ye gelmek istemiyorumö sözü kesinlikle deminki tarifimin içinde kalıyor. Fenerbahçe 10-15 yıl sonra dünyada 1. sınıf kulüplerden olma yolunda gidiyor. İlk 10 kulüp arasına gidiyor. Bazı oyuncuların buraya gelme durumlarını yaratmamız gerekiyor. İsmi geçen oyuncu gelmek istemiyorsa, birkaç kez daha söylenir, hala istemiyorsa da vazgeçilir. Çünkü o şekilde getirilen bir oyuncuya karşı sonrasında tavizkar olmak gerekiyor. Öyle olunca da oyuncular çok kolay kararlar veriyor. Oyuncular bu kadar yüksek paralar alıyorken bu kadar kolay kararlar verilmemeli. Güiza için de bu durum geçerli, Krasic için de. Güiza konusunu hem sayın başkan hem de yönetim kurulu değerlendirecektir” şeklinde konuştu.Şu an kulüpteki görevlerinden teknik direktörlük görevine daha fazla yoğunlaştığını vurgulayan genç çalıştırıcı, “Şu an idari taraftan uzaklaşarak teknik tarafa yoğunlaşmak zorundayım. Öteki tarafa biraz daha rahatlayınca gideceğim yine. Ancak başarı veya başarısızlık futbol takımının durumuna göre yapılıyor. O yüzden önce burayı toparlamam gerekiyor. Ondan sonra idari kısımla da daha çok ilgileneceğim” ifadelerini kullandı.”
“LUGANO’NUN BAŞKA TAKIMA GİTME GİBİ BİR İSTEĞİ YOK”
Şampiyonlar Ligi 3. ön elemedeki rakipleri Young Boys’un kağıt üzerindeki halinden daha dişli olduğunun altını çizen Kocaman, “Diri ve disiplinli bir takım olarak görünüyorlar. Eleyeceğimiz konusunda şüphelenmiyorum tabi ki ama kolay olmayacak. Şu an var olan oyuncularımız bizim için en değerli oyuncularımız. Lugano ilk maç yok ama rövanşa yetişecek. Oynar, oynamaz ayrı konu ama rövanşa yetişecek. Lugano’nun başka takıma gitme gibi bir isteği yok. Sözleşmesini biliyorsunuz ama tekrar söylemeye gerek yok. Yarın bu sözleşmeyi kullanmaya karar verirse ayrı konu. Ama bugün için böyle bir durum asla yok” dedi.Aykut Kocaman son olarak ise Galatasara ile oynayacakları hazırlık maçıyla ilgili olarak ise “Galatasaray maçı her iki takım için de riskli bir maç açıkçası. Böyle bir maç iki takım için de önemli. Yurt dışındaki vatandaşlarımız için önemli bir fırsat bu takımları izlemek için. Hem Galatasaray hem de bizim için önemli bir prova olacak Avrupa kupası maçlarından önce. En büyük dileğim maçın dostluk havası içinde geçmesi” şeklinde konuştu.
Son Yorumlar