Posts tagged Daha

Selma Ergeç ; Et yemem.!

Ses Filmi ve Kalp Ağrısı Dizisiyle Gündemde Olan Genç Oyuncu Selma Ergeç, Cinedergi’nin Sorularını Yanıtladı.!

‘Oyunculukta kurallarınız var mı?’ sorusuna Ergeç’in verdiği cevap oldukça ilginç ve özgündü:

Daha önce Sis ve Gece filminde filmin diğer başrol oyuncusu Uğur Polat’la rol aldığı cesur sahneler çok konuşulan güzel oyuncunun bu soruya cevabı, ‘Sanırım kurallarım yok, yalnızca et yemem çünkü vejetaryenim’ oldu.

(TelevizyonGazetesi.com)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Şili Depreminin Etkileri Büyüyor

Şili’de Geçtiğimiz Hafta Sonu Meydana Gelen 8.8 Şiddetindeki Depremin, Dünya’nın Eksenini Kaydırarak Kendi Etrafında Dönüş Süresini Kısalttığı Tahmin Ediliyor.!

NASA uzmanlarından Richard Gross, yapılan hesaplamalara göre, Şili’de 700′den fazla insanın ölümüne ve geniş çaplı tsunami alarmına neden olan depremin etkisiyle Dünya’nın ekseninde 7.6 santimetre bir kayma gerçekleştiği tahmin ediliyor..

Dünyanın kütlesini dengede tutan bu eksende süre olarak da saniyenin 2.7 milyarda biri kadar kayma olduğu hesap ediliyor.

NASA tarafından yapılan hesaplamalara göre, bu eksen kayması sonucunda da Dünya’nın kendi etrafında dönme süresinin, 1.26 mikrosaniye, yani saniyenin 1.26 milyonda biri kadar, kısalmış olabileceği bulgusuna ulaşıldı.

EKSEN KAYMASI SUMATRA DEPREMİNDEN FAZLA

Gross, aynı hesaplama modeli 2004′teki 9.1′lik Sumatra depremine uygulanacak olursa, o depremde de Dünya’nın bir gününün 6.8 mikrosaniye kısaldığının ortaya çıktığını ifade etti. Sumatra depreminin yol açtığı eksen kayması ise 7 santimetre olarak belirleniyor.

Gross, Şili depreminin 2004 Sumatra depremi kadar büyük olmamasına rağmen daha büyük bir eksen kaymasına sebep olmasını ise iki nedene dayandırıyor.

Birincisi, Sumatra depremi Ekvator’a yakın bir noktada meydana gelirken, Şili depreminin güney yarımkürenin orta enlemleri dolaylarında oluşması. Bu da son depremin Dünya’nın ekseni üzerinde daha etkili olması sonucunu doğuruyor.

Gross ikinci sebep olarak da, Şili depreminin meydana geldiği fayın, Sumatra depremini üreten faya nazaran Dünya’nın merkezine daha dik bir açıyla yöneliyor olmasını gösteriyor.

NASA uzmanı, Şili felaketinin ardından yapılan tahminlerin, Güney Amerika ülkesini vuran deprem hakkında daha detaylı bilgiler elde edildiğinde değişebileceğini de sözlerine ekledi..

(Kaynak: Anadolu Ajans)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Nükleer Endişenin Adı; İran

İran’ın İki Yeni Uranyum Zenginleştirme Tesisi İnşa Edeceğini Açıklaması, İran’ın Nükleer Programıyla İlgili Endişeleri Artırıyor.!

İran’ın iki yeni uranyum zenginleştirme tesisi inşa edeceğini açıklaması, iran’ın nükleer programıyla ilgili endişeleri artırıyor. AB, daha sert bir tutum izleyeceğini açıklarken, ABD de Tahran’ın planını kınadı.

iran ile ilgili nükleer tartışmalar her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve Batılı ülkeler anlaşma umudu taşırken, birkaç hafta önce iran’dan gelen bir haber ortamı daha da gerginleştirmişti. iran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, ülkesinin uranyumu yüzde 20 oranında zenginleştirmeye karar verdiğini açıklamıştı. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu da Tahran’ın nükleer başlık üreteceği kuşkusu taşıdığını ilk kez dile getirmişti.

iran’dan dün gelen yeni bir haber endişeleri daha da artırdı. Tahran yönetimi, iki yeni uranyum zenginleştirme tesisi inşa edeceğini duyurdu. iran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, yeni tesislerin inşaasına Nisan ayı başında başlanacağını bildirdi.

iki uranyum zenginleştirme tesisinin yine dağların altına kazılan tünellere yerleştirilmesi bekleniyor. Böylelikle tesislerin askerî bir saldırıya karşı korunabileceği belirtiliyor. Ancak iran yönetimi, tesislerin kesin coğrafi konumu hakkında bilgi vermekten kaçınıyor.

Tahran, şimdilik 10 yeni uranyum zenginleştirme tesisi daha inşaa etmeyi planlıyor. Salihi, bu tesislerden beşinin inşaa edileceği yerlerin tespit edildiğini kaydetti. Bu beş tesisin konumu hakkında da somut bir bilgi verilmedi.

iran, enerji üretimi ve tıbbi alanlardaki ihtiyaçlarını gidermek için gerek duyduğu uranyumu zenginleştirebilmek için uzun vadede 20 yeni tesis inşaa etmeyi planladığını söylüyor. Uzmanlar ise bu adımları, güç gösterisi yapmaya yarayan gerçek dışı bir bakış açısı olarak değerlendiriyorlar.

Urayumu yurt dışında zenginleştirmeyi reddetti.

Son açıklama aslında oldukça kritik bir aşamada geldi. Tahran yönetimi kısa süre önce, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın uzlaşma önerisini reddetmişti. Anlaşma, bin 200 kg az derecede zenginleştirilmiş uranyumun Rusya’ya gönderilmesini ve orada yüzde 4 ila 20 oranında zenginleştirilip, yakıt çubuklarının üretimi için Fransa’ya gönderilmesini içeriyordu. Bu yakıt çubuklarının daha sonra, tıbbi bir araştırma reaktöründe kullanılmak üzereyıl sonuna kadar tekrar iran’a getirilmesi öngörülüyordu. Tahran yaklaşık 3 ay somut yanıt vermekten kaçındı.

iki hafta önce Salihi’den gelen açıklama ise Batı’yı oldukça endişelendirdi. Salihi, “Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na ilgili mektubun yazıldığını beyan ediyorum. Mektup, uranyumu yüzde 20 oranında zenginleştirme hedefimizi açıklıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetçileri de hazır bulunacaktır. Allah’ın izniyle, sürece hemen başlayacağız” açıklamasında bulundu.

Batılı ülkeler endişeli.!

iran, hâlihazırda iki uranyum zenginleştirme tesisine sahip. Ancak sadece Natanz’daki tesis faaliyette. Atom Enerjisi Ajansı’na göre, şu anda tesiste uranyumun zenginleştirildiği 8 bin 610 santrifüj bulunuyor. iran’ın bu rakamlarla, nükleer silah üretimi için gerekli olan yüzde 80 oranındaki zenginleştirme derecesine ulaşıp ulaşamayacağı konusu ise tartışılıyor.

Batı, iran’ın nükleer programını askerî amaçlar için de kullanmasından endişe ederken, iran programlarının tamamen barışçıl bir karaktere sahip olduğunu iddia ediyor.

Eski CıA Başkanı James Woolsey, bir kaç hafta önce yaptığı açıklamada, endişelerini şöyle dile getirmişti: “Birkaç ay ya da bir iki yıl içerisinde, kendimizi, iran’ın bir füze ya da basit bir silahı çölde kuzeye doğru ateşlediği bir ortamda bulabiliriz. Eğer iran bunu deneme amaçlı yapabiliyorlarsa, dünyanın gözünde nükleer güç sayılır ve şimdikinden çok daha aşırı dvranışlarda bulunması da beklenebilir.”

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Yukiya Amano da geçen hafta, mevcut bilgiler ışığında, ajansın, iran’ın nükleer silah başlığı üretebilecek duruma gelmesinden endişe duyduğunu dile getirmişti. Böylece, Atom Enerjisi Ajansı ilk kez olmak üzere, iran’ın nükleer tehdit kaynağı konumuna geldiğini rapor etmiş oldu.!

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Sorunun Adı “Falkland Adaları”

İngiltere ile Arjantin Arasında 1982 Yılında Savaşa Neden Olan Falkland Adaları, İngiltere’nin Adaların Etrafında Petrol Aramaya Başlamasıyla Yeniden Gündeme Geldi.!

İngiltere ile Arjantin arasında 1982 yılında savaşa neden olan Falkland Adaları, İngiltere’nin adaların etrafında petrol aramaya başlamasıyla yeniden gündeme geldi.

İngiltere’nin petrol arama çalışmalarına tepki gösteren Arjantin, Meksika’da düzenlenen Latin Amerika ve Karayipler Zirvesinde, İngiltere’yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı ve konuya ilişkin aradığı desteği, zirveye katılan diğer ülkelerden buldu.

Arjantin’e en güçlü desteği, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez verdi. Zirvedeki konuşmasında İngiliz hükümeti ve kraliçesine seslenen Chavez, İngiltere’yi BM kararlarına uymaya ve adaları Arjantin’e iade etmeye çağırdı.

İngiliz hükümetinden ise kendi kontrolünde olan ve Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus’un ortasında bulunan Falkland Adalarıyla ilgili açıklama, bugün İngiltere’nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Chris Bryant’dan geldi.

Bryant, Sky kanalına yaptığı açıklamada, ”Falkland Adaları üzerindeki egemenliğimiz konusunda kesinlikle bir şüphemiz yok ve Chavez’in açıklaması beni biraz şaşırttı çünkü kendisiyle özellikle Venezuela’da büyük bir problem olan uyuşturucuyla mücadele gibi konularda birlikte çalışıyoruz” dedi.

Konuyu yakından takip ettiklerini ifade eden Bryant, ”Falkland Adalarının İngiliz olduğu ve adalıların Birleşik Krallık’ın bir parçası olmak istediklerinden çok eminiz ve bunu memnuniyetle karşılayıp, yanlarında yer alıyoruz” diye konuştu…

Arjantin’in gelecek günlerde konuyu bir kez daha BM’ye taşıması bekleniyor.

Arjantin, 1982 yılındaki savaşta İngiltere karşısında yenilmiş, 649 Arjantinli, 255 de İngiliz askeri hayatını kaybetmişti.!

(Kaynak: Anadolu Ajansı)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Bülent Ersoyun şaşırtan talebi

Recep Tayyip Erdoğan’ın sanatçılarla yaptığı kahvaltılı toplantının en dikkat çeken ismi Bülent Ersoy oldu.

Söz isteyen Ersoy, “Ülkeye mâl olmuş bir sanatçı olarak, havaalanlarında VIP’den geçme hakkım var” dedi.

En uzun konuşmayı yapan Bülent Ersoy tepki çekti. Ersoy, “Sanatçı var, şarkıcı var. Biz sanatçıyız ve sanatçı gibi davranılmasını istiyoruz. Çok seyahat eden bir insanım. Sanatçıların havaalanlarında VIP’ten geçmesini istiyoruz” dedi. Emel Müftüoğlu, ‘Lütfen kısa keselim’ uyarısında bulunurken, bir başka kişi ‘Burayı da Popstar’a çevirdiniz’ dedi. Bülen Ersoy’un Başbakan’dan, uçakta rahat bir şekilde seyahat edebilmek için daha geniş koltuklar istediği de öğrenildi.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

FireFox’da yeni kritik bir AÇIK.!

Bu Kez Firefox’un İşi Zor; Çünkü Yeni Açık Hem Çok Ciddi, Hem de Keşfedenlerin Niyeti Pek İyi Değil.!

Geçtiğimiz günlerde Mozilla’nın uğraştığı açıklarla ilgili bir haber yayınlamıştık. Tam bu haberin üzerine yeni bir gelişme daha yaşandı. Moskova’dan güvenlik şirketi ıntevydis’in kurucusu Evgeny Legerov, Firefox’un son sürümündeki kritik bir açığı ortaya çıkarttığını resmi olarak duyurdu.

Saldırganlar, güvenlik açığı sayesinde uzaktan kod çalıştırabiliyorlar. Legerov bu kodarı güvenlik uzmanlarına satılan otomatik açık değerlendirme sistemine eklediklerini duyurdu.

XP ve Vista altında bu kodların çalıştığı da denenerek onaylanmış. Bu açıklar Mozilla’nın yeni yamadığı Firefox’un 3.5.7 sürümünden son sürüm olan 3.6 sürümüne kadar geçerli. işin ilginç kısmı ise, açığın, eski Firefox’ların güncellenmesinin hemen ardından ortaya çıkmış olması. ! (Kaynak: Chip.com.tr)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Başbakan Erdoğan : Gazze ‘ye Verilen Sözler Tutulmalı.!

Başbakan Tayyip Erdoğan, Bir Yıl Önce Şarm El Şeyh’te Bazı Ülkelerin Gazze İçin Verdikleri Sözleri Tutması Gerektiğini Söyledi.!

Başbakan Tayyip Erdoğan, bir yıl önce Şarm El Şeyh’te bazı ülkelerin Gazze için verdikleri sözleri tutması gerektiğini söyledi. Erdoğan, Doha’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Hamad Bin Jassim Bin Jaber Al Thani ile görüştükten sonra düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada “Süratle ve yoğun bir şekilde, Şarm El Şeyh’te bir yıl önce söz veren ülkeler, bu sözlerini yerine getirmelidirler diye düşünüyorum.” dedi. Gazze’ye insani yardım konusunda başta Birleşmiş Milletler olmak üzere İsrail’in uyarılması ve Mısır’ın da sürece çok daha farklı bir katkı sağlaması gerektiğini dile getiren Erdoğan, böylece Gazze’de alt ve üstyapı çalışmalarının başlatılabileceğinin altını çizdi.

Dün geldiği Katar’da ABD ve İslam Forumu’nda bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Gazze hakkındaki açıklamalarını bugün de sürdürdü. Katar Başbakanı Al Thani ile Divanı Emir’de baş başa ve heyetler arası bir görüşme gerçekleştiren Erdoğan, ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, burada kendisine Mısır’ın Gazze’ye yardımlar konusundaki tutumuna ilişkin yöneltilen bir soruya “Şu anda Gazze’nin dört tane giriş kapısı var. Bunlardan bir tanesi de Mısır girişi. Fakat henüz bu dört girişten de ne yazık ki Gazze’nin inşasına yönelik olarak müsaade yok. Ancak diğer yardımlar için ilaç, gıda gibi zaman zaman müsaade veriliyor.” cevabını verdi.

Bu konuda BM ve İsrail’in uyarılması ve Mısır’ın da sürece çok daha farklı bir katkı sağlamasının gerektiğinin altını çizen Erdoğan, “Zira şu anda 5 bin kadar aile malum hala çadırlarda yaşamaya devam ediyor. Türkiye olarak biz bu sürece verdiğimiz sözlerde durmak üzere hazır olduğumuzu hep ifade ettik ve Katarlı kardeşlerimizle de yaptığımız görüşmelerde zaten kendileri de bu konuda yardımcı olmaya hazır olduklarını söylediler. Süratle, yoğun bir şekilde, Şarm El Şeyh’te bir yıl önce söz veren ülkeler, bu sözlerini yerine getirmelidirler diye düşünüyorum.” diye konuştu.

Toplantıda Erdoğan’a bölgeye ilişkin yöneltilen bir başka soru ise İran hakkında Katarlı bir gazeteciden geldi. Gazeteci, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yarın İran’a gideceğini hatırlatarak Türkiye’nin İran’ın nükleer çalışmaları hakkında arabuluculuk yapıp yapmayacağını sordu. Erdoğan ise bu konuda uzun süredir yardımcı olmaya gayret ettiklerine dikkat çekerek, “Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun daha önceki Başkanı Muhammed El Baradey’in bir açıklaması olmuştu; ‘Türkiye bu takas işlemiyle alakalı olarak bir merkez olabilir’ demişti. Burada henüz bir mutabakat sağlanmadı.” dedi.

Ardından Amerikan yönetiminin de aynı teklifi getirdiğini bildiren Erdoğan, şöyle devam etti: “Eğer böyle bir görev Türkiye’nin üzerine düşerse, biz bu takas işleminin yapılması için her zaman hazırız. Şu anda bunun sıkıntıya dönüşmemesi ve bir hal yoluna girmesi konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sürece yardımcı olmanın gayreti içerisindeyiz. Çünkü biz bunun artık insani amaçlı kullanılması ve bölgemizde bir nükleer silah kullanımının oluşmasına vesile olacak adımların atılmasından yana değiliz. Buna karşıyız ve bu konuda çabamız devam edecektir.”

Katar Başbakanı Al Thani de bu konuda “Türkiye’ye güvenimiz ve itimadımız çok büyük. Eğer Türkiye’ye böyle bir görev düşerse çok iyi olur.” şeklinde kaydetti.

İKİ ÜLKE STRATEJİK MECLİS KURACAK

Toplantıda konuşan iki Başbakan da iki ülke arasındaki ilişkilere de değindi. Katar Başbakanı Al Thani, “kardeşim ve arkadaşım” diye nitelendirdiği Başbakan Erdoğan’ı ülkesinde görmekten duyduğunu söyledi. Toplantıyı, “bir dönüm noktası” olarak niteleyen Al Thani, Başbakan Erdoğan’ın da görüşmede iki ülke arasında “stratejik meclis” kurulmasını önerdiğini aktardı. Katar Başbakanı, “Böyle bir meclis kurulmasını biz de istiyoruz.” diye konuştu. Başbakan Erdoğan da, iki ülke arasındaki ilişkilerin 7 yıl öncesine göre çok daha farklı bir noktada olduğunu dile getirdi. İki ülke arasındaki dış ticaret hacminin 24 milyon dolardan başladığını anımsatan Erdoğan, 2008 yılı sonu itibariyle bu rakamın 1,2 milyar dolara ulaştığını vurguladı.

Başbakan Erdoğan, tarım ve gıda sektöründe bugün 500 milyon dolarlık sözleşme imzalandığına işaret ederek, “Bu anlaşmalar inanıyorum ki iki ülke arasında gıda sektöründe çok farklı bir sıçramaya vesile olacaktır. Bunu adeta görür gibiyim. Bunun da hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu bizim ticaret potansiyelimize de yakışan bir ilk adım olmuş oldu.” diye konuştu.

Toplantı öncesinde de Bahçıvan Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ile Katar firması Hasat Hud arasında 500 milyon dolarlık bir tarımsal işbirliği anlaşması imzalandı. Anlaşma et, süt ve gıda üretimi alanlarında Türkiye’nin değişik yörelerinde entegre tesislerin kurulmasını öngörüyor. (CİHAN) (Cihan Haber Ajansı)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Evlilik programlarında bir ilk! Bu da Lezb-i İzdivaç!

Ekranlardaki evlenme programlarının ilki Esra Erol’da evlen Benimle’de bir şok yaşandı. Telefonla programa katılan kadın, stüdyodaki kadınlara talip oldu.

Sabah Gazetesi yazarı Yüksel Aytuğ, evlilik programlarında bugüne kadar yaşanan en ilginç olayı köşesinde anlatt. Esra Erol’un programına telefonla katılan kadın, stüdyoda kendilerine eş arayan kadınlara talip oldu.

Yaşanan rezaleti Yüksel Aytuğ şu satırlarla anlatı:

“Ve sonunda bu da oldu. İzdivaç programına telefonla katılan bir kadın, stüdyoya evlenmek için gelen kadınlara talip oldu… İzleyenlerin ağzını bir karış açık bırakan olay önceki gün atv ekranlarında yaşandı. Esra Erol her zamanki gibi stüdyoda talipleri ağırlıyor, zaman zaman da telefon bağlantıları yaparak, kendine eş arayan Serdar Bey’in taliplerini çeşitlendiriyordu. Telefon bağlantısı ile canlı yayına katılan Eda Şan adlı kadın önce Erol’a ve programına övgüler yağdırdı. Herkes, Eda Hanım’ın, diğerleri gibi Serdar Bey’e talip olduğunu sandı. Telefondaki kadın daha sonra “Hollanda’da evlendim. Ailemin onaylamadığı bir evlilikti. Bu nedenle bir yıl evli kaldım ve boşandım.

Şimdi kendime yeni eş arıyorum” dedi. Esra Erol bu klasik konuşmanın ardından “Nasıl birini arıyorsunuz?” diye sorunca film koptu. Eda Hanım, “Ben Hollanda’da bir kadınla evlendim. Hollanda’da evim var. Maddi durumum da iyi. Oradaki bayanlardan beni anlayacak biriyle evlenmek, beraber yaşamak istiyorum” deyince başta sunucu Esra Erol olmak üzere stüdyodaki herkes dondu, kaldı. Sunucu Erol, ilk şoku atlatır atlatmaz, “Haydi git başka programlara” diyerek, sesi yayından aldırdı ve kameraya dönüp, izleyicilerle dertleşmeye başladı. “Bu hanım şov yapmak istedi. Biz de buna istemeden alet olduk. Çeşit çeşit insan var. Kimsenin cinsel tercihi bizi ilgilendirmiyor ama bu sadece şov amaçlı. İyi de Serdar Bey’i niye kullandı?” diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Sinirlerine hakim olmakta güçlük çektiği gözlenen Erol konuşmasını şöyle sürdürdü: “İyi oldu be, renk geldi programa… Hep birlikte güldük, eğlendik. Aslında söyleyecek çok söz var ama terbiyem müsaade etmiyor… Ama ben o telefon numarasını bulurum. Arayan kişinin de canını yakarım…” Bu aralar canlı yayınları telefonla sabote etmek pek bir moda… Sanırım bu da “kafa bulmak isteyen” birinin benzer bir girişimiydi. Yoksa değil mi?.. Yoksa bir “ihtiyacın” tezahürü mü? İster misiniz bir yapımcı çıkıp, lezbiyenler için “Lezb-i İzdivaç” programı ekrana sürsün?

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Eloktronik zihazlar dokunma hiisi yaratacak

Bir İngiliz firması tarafından geliştirilen ve “Quantum Tunnelling composite” olarak tescil edilen teknoloji, örneğin, uzun bir liste veya web sayfası aşağı indirilmek istendiğinde dokunmatik ekrana ya da dokunmatik klavyeye daha çok basmak yeterli olacak.
Yeni teknolojinin, elde taşınan cep telefonu gibi cihazlardan oyun konsollarına veya GPS cihazlarına kadar uygulaması olabilecek.

Dokunma hissi yaratan yeni teknoloji sayfa kaydırma dışında, ekranda “3. boyut” da oluşturabilecek. Şu anki “2 boyutlu” sayfa uygulamalarının aksine, yeni teknolojiyle parmak dokunması sayesinden tek bir sayfadaki uygulamalar tiplerine göre gruplandırılabilecek ve istenen uygulama seçilebilecek.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Dışişleri’nden ABD Elçisine Eleştri!

Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Ankara Büyükelçisinin bir gazeteyle yaptığı söyleşide iç politikaya yönelik değerlendirmelerini eleştirdi.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Diplomatik teamüller uyarınca Büyükelçilerin görev yaptıkları ülkelerin iç politikası hakkında yorumlarda bulunmamaları beklenir.

Bu itibarla, Sayın Jeffrey’nin de bu konuya daha büyük bir hassasiyetle yaklaşmış olması ve Türk iç siyasi yaşamı hakkında beyanlarda bulunmaktan kaçınması gerekirdi” denildi.

Jeffrey, Sabah gazetesiyle yaptığı söyleşide dış politikadan Ergenekon’a, ordunun siyasetteki rolüne kadar birçok konuda görüşlerini dile getirmişti.

İŞTE SÖYLEŞİNİN DIŞİŞLERİ’Nİ KIZDIRAN KISMI

“- Ya bugünkü tabloyu nasıl görüyorsunuz?

- Türkiye’de demokratik sistemin kökleri ve iç sorunları çözmede hoşgörü farkı bir noktada. AKP hükümeti ve başka unsurların yarattığı demokratik dönüşüm (Türkçe söyledi) açık. Bu durumda da ordunun içerdeki durumu güçlü biçimde denetlemesi ve gözetlemesine duyulan ihtiyaç azalmış durumda. Bu da açıkça görülüyor. Tabii bir de AB’ye katılımın gerekli kıldığı koşullar var. Ordunun sivil hayata müdahalesinin azaltılması hatta tümüyle ortadan kaldırılması gerekiyor. Hatta ordunun politikaların şekillenmesindeki müdahalesinin de azaltılması hatta kaldırılmasını gerekli kılıyor. Avrupa bizim Amerika’daki uygulamamızdan çok daha ileri gidiyor. Bizde generaller görüşlerini söylerler ve dış politikanın şekillenmesinde rol oynarlar.

- Yani gerek Akdeniz’deki değişim, gerekse Türkiye’deki demokratikleşmeyle ordunun iç politikadaki rolüne ihtiyaç da azaldı mı diyorsunuz?

- Evet. Ayrıca bir gerçek daha var. Türkiye artık çok daha istikrarlı bir ülke oldu. 1980′lerdeki gibi ülkede yaygın şiddet yok. Yasalar o dönemdeki gibi çiğnenmiyor. Sağcılar solculara, Aleviler Sünnilere, Kürtler Türklere, sendikalar sendikalara karşıydı. Suçlular ortada dolaşıyordu. Çok yönlü şiddet vardı.

- Türk ordusu da bu yeni döneme uyum sağlamaya mı çalışıyor?

-Türk ordusuyla konuşmanız lazım. Bizim genel durumla ilgili gözlemlerimiz var. Ama belirli kurumlar hakkında yorum yapmayız.

- Darbe tartışmalarını demokratikleşme sürecinde bir geçiş dönemi olarak görenler var.

- Ergenekon ya da diğerleriyle ilgili yorum yapmamı istiyorsanız yapamam. Çünkü neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyoruz.

- Ya Balyoz, Ayışığı, Sarıkız gibi darbe iddiaları?

- Olan biteni anlamıyoruz. Anlamamız için medyayı izlememiz ve yargının varacağı sonucu beklememiz gerekiyor. Kim ne yaptı, ne yasaldı, ne yasal değildi? Ne doğruydu? Ne yalandı? Bütün bunların başlangıcındayız.

- Belki garip bir soru ama sizce Türkiye’de askeri darbe olabilir mi?

- General Başbuğ’un açıklamalarını dinledim. Başbuğ demokrasiye bağlı olağanüstü bir lider. Bu parti 7 yıldır iktidarda. Bu partiyle, dünya görüşü farklı olan ordunun geleneğinden gelenler arasındaki ilişkilere bakarsanız bazı sonuçlara varırsınız.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati