Chat.com.tr
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
31.Ağu.2010
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın TESK iftarında bu konudaki taleplere olumlu cevap vermesi üzerine Meclis’in açılmasıyla yasal sürecin başlatılması bekleniyor. Zaman’ın haberine göre, affın kabul edilmesi halinde 46 milyar TL’yi bulan Bağ-Kur ve SSK prim borçlarına yeniden yapılandırma imkânı tanınacak.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni prim affına yeşil ışık yakması, Bağ-Kur borcu bulunan esnaf ve çiftçiyi umutlandırdı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre 3 milyon 278 bin esnaf ve çiftçiden 2 milyon 133 bininin prim borcu var. Borçsuz sayısı sadece 1 milyon 144 bin. Bağ-Kur’luların 620 bini hiç prim ödememişlerden oluşuyor. Buna göre her üç Bağ-Kur’ludan ikisi borçlu. Kurumun bu kişilerden alacağı 19,4 milyar lirayı buluyor. SSK’nın işverenden alacağı ise 26,4 milyar TL. Buna göre muhtemel prim affıyla 45,8 milyar liralık borca yeniden yapılandırma imkânı getiriliyor.
Bugüne kadar 17 kez prim affı çıkaran Türkiye, 18′inci affa hazırlanıyor. Kriz sebebiyle işleri bozulan esnafın uzun süredir dillendirdiği af talebine olumlu cevap, en üst düzeyden geldi. Başbakan Erdoğan, esnafın prim affı talebine ilişkin olarak TESK’in iftarında “Bu zamana kadar hiçbir meseleye olumsuz yaklaşımımız olmadı. Bir an önce esnaf ve sanatkârın sıkıntısını aşacak yeni bir ödeme planı ile bunları çözmüş olalım.” ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklamanın ardından esnaf örgütleri, Erdoğan’ın yeşil ışık yaktığı prim affı için SGK’nın kapısını aşındırmaya başladı. Meclis’in açılmasının ardından yeni prim affının yasalaşması bekleniyor. En son 2008′de çıkarılan ve son af olacağı ilan edilen prim affında 24 milyar TL’lik alacak yapılandırılmıştı. Ancak affın hemen arkasından gelen ekonomik kriz sonucu SGK’nın tahsilatı 9 milyar lirada kaldı. Prim affına başvuran 250 bin esnafın yapılandırması, kriz yüzünden bozulmuştu. Ancak prim afları, ‘nasıl olsa bir kez daha çıkar’ beklentisine yol açtığı için düzenli prim ödeme alışkanlığına darbe indiriyor.
SGK’nın prim tahsilatında yaşadığı sıkıntı, özellikle Bağ-Kur’da kronik bir problem haline gelmiş durumda. 3 milyon 278 bin Bağ-Kur’ludan 2 milyon 223 bini esnaf, 1 milyon 54 bini ise çiftçi. Prim borcunun düzenli ödenmemesi, hem esnaf hem çiftçi arasında yaygın. Borcunu hiç ödemeyenlerin büyük bölümü esnaftan oluşuyor. Bu kapsamdaki 620 bin borçludan 452 bini esnaf, 167 bini ise çiftçi. 2 milyon 133 bin borçludan 843 bininin borcu 2 bin TL’nin altında. Buna göre prim affı, çok sayıda kişinin borcunu tasfiye etmesine imkân tanıyacak. 10 bin TL üzerinde borcu bulunan esnaf sayısı ise 500 bin kişi civarında. SGK’nın tahsilat yapamadığı kronik grubu bu kişiler oluşturuyor. Borçları yüksek olduğu için ödenmesi de mümkün olmuyor. Ancak faiz işlediği için de borç her geçen gün artıyor. Prim afları, borcun faizinin de bir miktar silinmesini sağlıyor. Önceki afta, borç faizinin yüzde 85′i silinmişti.
SGK’nın prim alacaklarının büyük bölümü ise işverenlerden. Bu gruptaki 26 milyarlık alacağın 20 milyar lirası özel sektördeki firmalardan, 6 milyarı TL’si ise kamu kurumlarından oluşuyor. Prim borcu bulunan kamu kurumları arasında 5,8 milyar TL ile belediyeler başı çekiyor. Bunu 724 milyon lira ile KİT’ler takip ediyor.
AF, BORCU İÇİN EMEKLİ OLAMAYANA YARAYACAK
Prim afları en çok, yaşı gelmesine rağmen borçları olduğu için emekli olamayanlara yarıyor. Bu durumdaki Bağ-Kur’lu esnaf ve çiftçi, banka kredisi kullanarak emekli olabiliyor. Böylece maaşlarının bir kısım banka kredisine giderken hem bir miktar emekli maaşına hem de sağlık güvencesine kavuşuyorlar. Son prim affında bu durumdaki 75 bin 467 kişi, aftan yararlanıp banka kredisi kullanarak emekli olmuştu. Bu kişilere en düşük 533 TL maaş bağlandı.
Öte yandan bugüne kadar çıkarılan prim afları, istenen sonucu vermedi. Her afta, tahsilat, hedefin çok gerisinde kaldı. Son prim affı hariç tutulduğunda bugüne kadar çıkarılan aflarda tahsilat ancak yüzde 10′a ulaşabildi. 2008 yılındaki prim affında, dönemin SGK yönetiminin büyük çabası sayesinde krize rağmen 14,5 milyar liralık alacağın 9 milyar TL’si tahsil edilmişti. 2003′teki afta ise 18 milyar liralık borcun ancak 2 milyar lirası tahsil edilebilmişti.
20.Ağu.2010
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, ´´Bakan Çubukçu, hem sözleşmeli öğretmenlerimizden özür dilemeli hem de samimi olduğunu göstermek için verdiği sözü hemen yerine getirerek tüm sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirmelidir´´ dedi.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, yaptığı yazılı açıklamada, ´´Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu´nun Kırıkkale ziyareti sırasında kendisine ´sözleşmeli öğretmenlik uygulaması hala devam ediyor´ diyen sözleşmeli öğretmenlere ´´Siz sözleşmeli öğretmenliğe başvurmayabilirdiniz´´ diye cevap verdiğini belirterek, öğretmenlerin çalışma koşullarını tercih etme hakkı olduğunu söylediğini belirtti.
Milli Eğitim Bakanlığının bu konuyla ilgili yaptığı açıklamada Bakan Çubukçu´nun sözleşmeli öğretmenleri azarlamadığının belirtildiğini hatırlatan Koncuk, ´´Ülkemizde farklı statülerde öğretmen istihdamı AKP iktidarı tarafından getirilmiştir. Hüseyin Çelik yapımı olan bu uygulama öğretmenleri bölmüş, kamplara ayırmıştır. Bu istihdam modeli eğitimi de olumsuz etkilemiş, eğitimde verimi ve kaliteyi düşürmüştür´´ ifadesini kullandı.
Velilerin, çocuklarının sözleşmeli veya ücretli öğretmen yerine kadrolu öğretmen tarafından yetiştirilmesini istediğini öne süren Koncuk, kadrolu, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerin aynı fakültelerden mezun olduğunu belirtti.
Koncuk, şunları kaydetti:
´´Buradan Çubukçu´ya soruyoruz, sözleşmeli öğretmenler, sözleşmeli öğretmenliği tercih etmeseydi de ne yapsaydı? Onca yıl öğretmenlik okumasına rağmen işsiz mi kalsaydı? Ailesini geçindirmek, çocuklarını okutabilmek için başka iş mi arasaydı? Öğrencilerine bir şeyler öğretmek için kurduğu hayaller yarım mı kalsaydı? Bu öğretmenlerimiz zaten seçme şansı bulunmadığı için sözleşmeli öğretmen olmuştur. Siz hiç merak etmeyin Sayın Çubukçu, zaten bu öğretmenlerimiz tercih hakkı olsaydı sözleşmeli öğretmenlik yerine kadrolu öğretmenliği tercih ederdi.´´
Türkiye´de bugün öğretmenlerin çalışma koşullarını tercih etme hakkı ve şansı olmadığını ifade eden Koncuk, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
´´Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu´nun verdiği sözü hala yerine getirmemesinden dolayı sözleşmeli öğretmenlerimiz öfkelidir. Bu sözün üzerinden bugün tam 410 gün geçmiştir. Çubukçu 410 gün boyunca sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirememiştir. Dolayısıyla sözleşmeli öğretmenlerimizin Sayın Bakan´a sitemde bulunması çok doğaldır. Buna karşılık, Bakan Çubukçu´nun öğretmenlerimizi rahatlatmak yerine onları üzmesi kabul edilebilir değildir. Bakan Çubukçu, hem sözleşmeli öğretmenlerimizden özür dilemeli hem de samimi olduğunu göstermek için verdiği sözü hemen yerine getirerek tüm sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirmelidir.´´
07.Tem.2010
İngiltere’de Stoke City forması giyen Tuncay Şanlı, 2.5 yıl sonra ilk kez konuştu. Türkiye’den ayrılıp İngiltere’de futbol hayatını sürdüren milli futbolcu suskunluğunu Ntvspor’dan Ersin Düzen’e bozdu ve önemli açıklamalarda bulundu.
Fenerbahçe ile her zaman görüştüğünü kaydeden Tuncay, Türkiye’de Fenerbahçe’den başka takımda oynamayacağını söylerken İngiltere’de mutlu olduğunu ve dönmek de istemediğini belirtti. Tuncay, Premier Lig’deki ilk günlerinde maçların ilk 15 dakikasında hemen yorulduğunu fakat zamanla bu problemi de aştığını söylerken Premier Lig’de kapısının her takıma açık olduğunu söylerken Türk futbolcuların daha fazla Avrupa’ya açılması gerektiğini söyledi.
“Fenerbahçeli yöneticilerle devamlı görüşüyorum. Aykut Hocam’la da görüşüyorum. Kapının açık olduğunu söylüyorlar. Fakat şu an Türkiye’ye dönmeyi düşünmüyorum. Orada daha keyifli olduğumu hissediyorum. Fakat Fenerbahçe’yi de özlüyorum” açıklamasını yapan Tuncay, Fenerbahçe’nin Trabzonspor maçını da izlediğini ve o anda statta konuşamadığını ifade etti.
SADECE Fenerbahçe’DE OYNARIM
İngiltere’deyken Beşiktaş ile görüştüğünü ilk kez açıklayan Tuncay, “Türkiye’de oynarsam sadece Fenerbahçe’de oynarım. Başka takımda oynamaya duygularım elvermez.” dedi.
İngiltere’de mutlu olduğunu söyleyen Tuncay Şanlı, “Keyifliyim, mutluyum. Orada oynamak istiyordum. Hayalim vardı. İngiltere futbol anlamında çok farklı bir yer. Tatilimi bitirdim sayılır. Çarşamba günü İngiltere’ye dönüp kampa katılacağım.” açıklamasını yaptı. Tuncay, yeni sezonda hangi takımda olacağı sorusu üzerine ise, “Gelişmeler konusunda transferim olabilir. Stoke’ta kampa katılacağım. Ama farklı takımda da olabilirim. Ben de bunu bilmiyorum şu anda.” diye cevap verdi.
BENDEN DEFALARCA ÖZÜR DİLEDİ
Stoke City’ye transferi hakkında “Bonservis bedelim yüksekti. Benim bildiğim 8-10 milyon paund civarı para istendiği için çıkmaza girdi. Ayrılmak istediğimden dolayı Stoke City’ye transfer oldum. Daha iyi takımlara transfer olabilirdim ama bonservisin yüksekliği bunu engelledi. Şu anda da bonservisim yüksek. Engel olur mu bilmiyorum ama kulüple tekrar görüşeceğim. Kulüp ve hocam beni istiyor.” açıklamalarını yapan Tuncay yedek kaldığı süreler hakkında ise şunları söyledi;
“İlk günlerde daha çok üzülüyordum. Ama daha sonra profesyonelliği gördüm. Hocamla konuştum. Oynamak istediğimi söyledim. Sıkıntı yoktu. Oynamaya başladım fakat bir anda beni tekrar kesti.”
Oyuna girdikten hemen sonra teknik direktörü tarafından oyundan alındığı anı da anlatan Tuncay “Soyunma odasına gittim. Daha farklı tepkiler de gösterebilirdim. Kendisiyle görüştüğümde benden defalarca özür dileyip taktik icabı olduğunu söyledi. Sabrımdan dolayı bana teşekkür etti.” açıklamalarını yaptı.
ADA’DA HER TAKIMA KAPIM AÇIK
Tuncay Premier Lig’de kalmak istediğini söylerken “Amacım Premier Lig’de kalmak. Her takıma kapım açık. Avrupa’da farklı bir takım olup da hedefi de aynı doğrultuda olursa başka bir ülkede de oynayabilirim.” dedi.
“İlk sahaya çıktığımda koşuyordum ama onlara yetişemiyordum. Fizik açısından bizden iyiler. Tugay ağabey ile karşılaştım. 15 dakika sonra yoruldum. O açıdan zorluk yaşadım” sözleriyle ilk maçlardaki performans zorluğuna dikkat çeken Tuncay, şöyle konuştu;
“İngiltere’de iyi işler yaptığımı düşünüyorum. Daha iyi orta sahalar olsa daha iyi işler çıkarabileceğimi düşünüyorum” ifadesini kullanan Tuncay Premier Lig’de en çok Gerrard’ı beğendiğini, Drogba, Rooney, Fabregas gibi isimlerin de saha içinde çok güçlü olduklarını kaydetti. Tuncay esprili bir şekilde “Ne yiyip ne içiyorlar bilmiyorum ama gerçekten inanılmaz güçlüler.”
“Bazen hırsımın kurbanı olduğum anlar oluyor ama şimdi daha kontrollüyüm. Son dönemde daha aşağı çekmeye çalışıyorum. Yeteneklerimi bilen bir insanım.” diyen Tuncay kendini en çok hücuma dönük oynadığında keyifli hissediyor.
Tuncay Şanlı, “Türk futbolcular daha fazla Avrupa’da yer almalı. Ben Middlesbrough’a gittiğim için hiçbir zaman pişmanlık duymadım. 2 ay sonra geri dön dediler. Ama ben orada kendimi kanıtladım. Ben orada çok rahat takım buldum. Beni Stoke’un yanı sıra başka takımlar da istedi. İngiltere’deyken yenildiğimiz maçlar sonunda bile benle yolda fotoğraf çekilmeye geliyorlardı. Ama bu Türkiye’de imkansız.” açıklamasını yaptı.
05.Tem.2010
İspanya Teknik Direktörü Vicente del Bosque, forvet Fernando Torres’in 2 gün sonra yarı finalde oynayacakları Almanya maçında ilk 11′de başlamayabileceğini söyledi.
Del Bosque, yaptığı açıklamada, Torres’in İspanya’nın hücum hattında çok önemli bir oyuncu olduğunu, ancak bunun Torres’in ”dokunulmaz” olduğunu göstermediğini belirtti.
İspanya’nın Paraguay ile oynadığı çeyrek final maçında çok etkili gözükmeyen Torres, 56. dakikada Cesc Fabregas ile değiştirilmiş, İspanya bu dakikadan sonra orta sahaya biraz daha hakim hale gelmişti.
Fabregas’ın Almanya maçında 5′li orta sahada ilk 11′de başlayabileceği ve ileride tek forvet olarak David Villa’nın oynatılabileceği belirtiliyor. İspanya, 2008′deki Avrupa Şampiyonası finalinde Almanya’ya karşı bu taktikle oynamış ve ilerde tek forvet olarak oynayan Torres, takımını 1-0′lık galibiyete taşıyan golü atmıştı.
Del Bosque, Paraguay maçında oyun içindeki bu taktik değişikliğiyle ilgili olarak, ”Paraguay’ın bu taktiğe nasıl cevap vereceğini görmek istedik, ancak bizi iyi tanıyorlardı. 5 kişilik orta sahaya dönmemiz onların oyununu etkilemedi. Sonre eski düzenimize döndük. Rakibe göre böyle alternatifler kullanılabilir” dedi.
Paraguay maçında İspanya’da daha sonra Pedro oyuna girmiş ve takım 4-4-2 taktiğine dönmüştü.
26 yaşındaki Torres, Nisan’da dizinden ameliyat olmuştu. Torres, Milli Takım’da geçen yılki Konfederasyon Kupası’ndan bu yana gol atamadı.
03.Tem.2010
Milli futbolcu Halil Altıntop, Almanya Birinci Ligi (Bundesliga) takımlarından Eintracht Frankfurt ile 2 yıllık sözleşme imzaladı. Halil Bundesliga’da oynadığı toplam 202 karşılaşmada ise 47 gol kaydetti.
Eintracht Frankfurt kulübünden yapılan açıklamada, Halil’in Eintracht Frankfurt ile 30 Haziran 2012 yılına kadar sözleşme imzaladığı belirtildi.
Kulübün Başkanı Heribert Bruchhagen, Halil’in transferi ile teknik direktör Michael Skibbe’nin isteğinin yerine getirildiğini ve bundan dolayı mutlu olduğunu ifade etti.
Halil de, Bild gazetesine verdiği röportajda, ”İmza atmak için neden bu kadar düşündünüz?” şeklindeki soruya karşılık, 7 yıl Bundesliga’da oynadıktan sonra kendisinde Almanya dışında da oynama düşüncesinin oluştuğunu, bu konuda bir kaç teklif de aldığını belirterek, Skibbe’ye Eintracht Frankfurt’ta oynamanın kendisi için ne kadar cazip olduğunu söylediğini ifade etti.
Eintracht Frankfurt’ta sorumluluk almak istediğini ifade eden Halil, ”Bunun için mi 10 numaralı formayı giyeceksiniz? ” sorusuna da, ”Teknik direktör önde her türlü rolü alabileceğimi biliyor” şeklinde cevap verdi.
Einracht Frankfurt’a geçen sezonun ortasına transfer olan Halil, forma giydiği 15 maçta 3 gol attı. Halil Bundesliga’da oynadığı toplam 202 karşılaşmada ise 47 gol kaydetti.
02.Tem.2010
Hamas, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gilad Şalit ile bin Filistinli tutuklunun değiştirilebileceği ile ilgili sözlerine, ‘’sayının değil hangi mahpusların serbest bırakılacağının önemli olduğunu” belirterek yanıt verdi.
Hamas sözcülerinden Eymen Taha, ”Netanyahu İsrail kamuoyunu kandırmaya ve halkı aldatmaya çalışıyor. Bu sayı meselesi değil. Bu, kimlerin serbest bırakılacağı meselesi” dedi.
Taha, Hamas’ın, bu bin kişi dışında, İsrail’e şiddet eylemlerinde bulunduğu için hapsedilen 450 kişinin de serbest bırakılmasında ısrarcı olduğunu söyledi.
Geçmişteki müzakerelerde İsrail bu gruptakileri serbest bırakmayı reddetmişti.
Netanyahu, bugünkü konuşmasında, Hamas’ın, kaçırdığı İsrail askeri Gilad Şalit’i serbest bırakması halinde bin Filistinli tutsağı serbest bırakacaklarını söylemişti.
Ancak Netanyahu, serbest bırakılanların İsrail vatandaşlarına zarar verebilecekleri Judea ve Samarya (Batı Şeria) bölgelerine dönmemelerini istemiş, ”namlı teröristlerin” de serbest bırakılmayacağını açıklamıştı.
30.Haz.2010
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın idam kararının tekrar gündeme alınmasıyla ilgili açıklamalarına cevap verdi. Türkiye’de idam cezasının kaldırılmasının üzerinden yıllar geçtiğini belirten Arınç, “İdam cezası MHP, ANAP ve DSP’nin üçlü koalisyonu zamanında kaldırıldı. Kendi elleriyle kaldırdıkları idamı geri getirmek mümkün değil, doğru da değil. Dolayısıyla idam tartışmasını bu şekilde konuşmamak lazım. Çok gereksiz bir polemik.” dedi.
Bülent Arınç, çeşitli açılış ve temaslarda bulunmak üzere helikopterle Konya’nın Ilgın ilçesine geldi. Ilgın Stadyumu’na inen Arınç, daha sonra ilçe meydanına geçti. Burada halka hitap eden Arınç, hükümetleri döneminde vakıflara verdikleri önemi ve yaptıkları restorasyonları anlattı.
Restorasyonu tamamlanan Mimar Sinan’ın önemli eserlerinden Lala Mustafa Paşa Külliyesi’nin açılışını yapan Arınç, külliyeyi gezdi. Daha sonra şeker fabrikasında yemek yiyen Arınç, çıkışta basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin terör örgütü elebaşı Öcalan’ın idam kararının yeniden gündeme alınmasına ilişkin açıklamalarıyla ilgili değerlendirmeleri sorulan Arınç, “Bunu ortaya koyanlar, çok büyük bir mahcubiyet duyarlar.” diyerek söze başladı.
Terör örgütünün başı Abdullah Öcalan’ın 1999 Ocak-Şubat döneminde Türkiye’ye teslim edildiğini söyleyen Arınç, “Bizzat yakalanmadı. Kenya’da paketlenip, Türkiye’ye gönderildi. Sayın Başbakan’ın da çok güzel söylediği gibi ‘idam edilmemek şartıyla’. Arkasından seçimler oldu. Apo’nun yakalanması sebebiyle görevde bulunan Başbakan Ecevit ve partisi, milliyetçi akımı temsil eden MHP bu olayın rüzgârıyla yüksek oy alıp hükümet kurdular.” dedi.
Öcalan’ın yakalanıp Türkiye’ye teslim edilmesinin arkasından gelişen olayları herkesin çok yakından ilgiyle takip ettiğini dile getiren Başbakan Yardımcısı Arınç, “Koalisyon çok zor yürüdü. Üç buçuk sene sonra seçime gitti. Demokratik sol partinin oyu yüzde 22′den yüzde 1,5′e düştü. MHP’nin oyu 18,5′ten 8,5′e, ANAP’ın oyu 15,5′ten 5,5′e düşerek silindiler.” diye konuştu.
O günlerin artık geride kaldığını ifade eden Arınç, “Şimdi tekrar ’siz asarsanız biz varız’ demek. Ne asmak ne de böyle seçim meydanlarında halat, urgan atmak. Bunlar hoş şeyler değil. Türkiye’de Avrupa Birliği (AB) normlarına uygun bir şekilde önce terör nedeniyle ölüm cezaları kaldı, diğer adi suçlarla ilgili idam cezası kaldırıldı. Daha sonra da tüm idam cezaları ilgili kanunlardan çıkarıldı. Geriye dönüş yok olması da mümkün değil, doğru da değil.” ifadelerini kullandı.
Bu konuda gereksiz bir tartışma yaşandığını söyleyen Arınç, açıklamaları “faydasız bir polemik” olarak değerlendirdi.
28.Haz.2010
Lübnan’daki Hizbullah örgütü, Orta Doğu politikasını değiştirmediği sürece ABD ile diyalog istemediğini bildirdi.
Örgütün ABD’nin eski Bağdat Büyükelçisi Ryan Crocker’ın Kongre’deki konuşmasına cevap veren yardımcı lideri Şeyh Naim Kasım, Washington’ın politikasının tamamen İsrail yanlısı olduğunu söyledi.
Kasım, verdiği bir demeçte, İsrail’le savaş çıkacağını sanmadığını, ancak örgütün “yarın savaş olacakmış gibi” buna hazırlandığını da belirtti.
ABD’nin eski Bağdat Büyükelçisi Crocker, Kongre’de yaptığı konuşmada, ABD’nin uzun süredir devam eden politikasını değiştirerek Hizbullah’la diyaloğa başlaması gerektiğini söylemişti.
Crocker, Hizbullah’la müzakere etmenin ABD’ye kaybettirmekten çok kazandıracağını ifade etmişti.
Hizbullah, ABD’nin terör örgütleri listesinde bulunuyor.
12.Haz.2010
İran, BM Güvenlik Konseyinin son yaptırım kararları gerekçe gösterilerek gemilerinin kontrol edilmesini kabul etmeyeceğini, böyle bir durumda ise misillemede bulunacağını açıkladı.
Meclis Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Vekili Hüseyin İbrahimi, İran’ın gemicilik sektörünü de hedef alan BM Güvenlik Konseyi kararlarının öncekiler gibi etkisiz kalacağını söyledi.
İran gemilerinin uluslararası sularda kontrol edilmesi ve aranmasının cevapsız kalmayacağını belirten İbrahimi, ”İran gemisi güvenlik için durdurulup aranırsa biz de aynı şekilde karşılık vereceğiz. Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen Batılı gemileri kontrol edeceğiz” ifadesini kullandı.
İbrahimi, ”Bizimkilerden çok onların gemilerinin kontrol edilmesi gerekir” diye konuştu.
Dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’ndeki temsilcisi Ali Şirazi de ”İran gemilerinin kontrol edilecek olmasını uluslararası yasaların ve insan haklarının ihlali olarak gördüklerini” söyledi.
Şirazi, ”ABD, İran’ı istenmeyen bir harekete zorlarsa Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tüm güçleriyle onların karşısında duracak ve pişman edici cevap verecek” ifadesini kullandı.
”Yaptırım kararlarının uygulanmaya konulmak istenmesi durumunda tüm dünyanın ABD karşısında yer alacağı” görüşünü savunan Şirazi, ”ABD öncülüğündeki Batılı ülkelerin müdahaleci politikalarının kabul edilemeyeceğini” belirtti.
BM Güvenlik Konseyi, Türkiye ve Brezilya’nın ”hayır” oyuna karşı 12 ”evet” oyuyla 9 Haziranda İran’a karşı ağırlaştırılmış yeni yaptırım kararı almıştı. Konseyin geçici üyelerinden Lübnan ise oylamada çekimser kalmıştı.
Tahran yönetimi, ”Güvenlik Konseyinin diğer kararları gibi sonuncusunun da etkisiz kalacağını ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirtmiş, yaptırımların diyalog ve müzakere sürecini olumsuz etkileyeceğini” açıklamıştı.
Son Yorumlar