Chat.com.tr
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
04.Tem.2010
Tüm Dünya , özelliklede Türkiyede Avrupa Parlamentosunda (AP), İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere yaptığı saldırıda hayatını kaybeden 9 Türk için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu!.
Açıklama yapan Avrupa Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AAPA) Türk Grubu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Dağı, yaptığı açıklamada, Avrupa Parlamentosunda, Filistinli temsilcilerin önerileri üzerine, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere yaptığı saldırıda hayatını kaybeden 9 Türk için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulduğunu belirtti!.
Katliam şeklinde ve acımasızca İsrailli askerler tarafından öldürülen 9 Türk için milletler arası bir kurumda ilk defa saygı duruşunda bulunulduğunu vurgulayan Dağı, ayrıca AP’nin saldırıda ölenler için ilk kez ”şehit” ifadesini kullanarak İsrail’i kınayan bir deklarasyon yayınladığını kaydetti!.
AKP Ankara Millet Vekili Zeynep Dağı, İsrailli temsilcinin itirazlarına rağmen AP’nin iki hafta içinde İsrail’i ikinci defa kınadığına işaret ederek, AP’de saldırıyla ilgili milletler arası soruşturma talep eden bir de karar aldığını bildirdi!.
18.Haz.2010
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, üniversite kontenjanlarının yüzde 7.6 artırılacağını belirterek, ‘550 bin öğrenciye karşılık 672 bin kontenjanımız var. Bu mükemmel bir şey’ dedi.
Akdeniz Üniversitesinde süren Bologna Sürecinin Türkiye’de Uygulanması Projesi’ne ilişkin toplantıya katılan Prof. Dr. Özcan, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Üniversitelerin kontenjanlarında 2010-2011 akademik yılında yapılması planlanan yüzde 5 artışla ilgili bir soru üzerine Prof. Dr. Özcan, kararın çıkmak üzere olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Özcan, şunları söyledi:
‘O yüzde 5 dediğimiz rakam yüzde 7.6 gibi tecelli etti. Biraz daha kontenjan arttı. Bu, genelinde böyle ama fakülte bazında kontenjanın ne kadar arttığını sorarsanız öyle zannediyorum yüzde 13′ün birazcık yukarısına çıktık. O kadar tahmin etmemiştik ama yeni açılan fakültelerimiz, bölümlerimiz nedeniyle böyle bir artışa gidildi. Esasında bu sene ikinci öğretimi birazcık azalttık. Açıköğretimde bir değişiklik olmadı. Normal fakülte programlarında çok fazla oynamadık. Özellikle laboratuvar, mikroskop gibi alet edevat gerektiren bölümlerimizdeki kontenjanlarla hiç oynamadık. Küçük artışlar bile yapmadık. O artışları senenin başında ‘bir dahaki sene artış yapılacak ona göre altyapımızı hazırlayın’ dedikten sonra yapmaya karar verdik.
Güzel bir haber vereyim. Bu sene açıköğretim, örgün öğretim toplam dağıtılan kontenjan 672 bin civarında oldu. Mesleki okullar dahil olmak üzere bütün lise mezunları seviyesindeki okullardan mezun olan öğrenci sayısı geçen sene 540 bin civarındaydı, bu sene de zannediyoruz o kadar olur, hadi 10 bin artsa 550 bin olabilir. Yani 550 bin öğrenciye karşılık 672 bin kontenjanımız var. Bu mükemmel bir şey. Geldiğimden beri söylüyorum, ‘birkaç yıl içerisinde bütün lise mezunlarına yer açacağız’ diye. işte o noktaya geldik ama eskiden bekleyen öğrencilerimiz olduğu için maalesef yine sınavda bir sıkışıklık var ama 1-2 sene içinde, bekleyenler de eridikten sonra Türkiye’de üniversiteye giriş sorunu diye bir sorun olmayacak. Herkes istediği üniversiteye rahatlıkla girebilecek. Rekabet sadece çok iyi yerler için olacak.’
Prof. Dr. Özcan, bu nedenle dersanelerin sayısının 3-5 yıl içerisinde giderek azalacağını belirterek, ‘Dershanelerin de artık eskisi gibi iş yapmayacağını düşünebilirsiniz. Tamamen kalkmayacaklar ama çok makul ölçülerde azalacağını söyleyebiliriz’ diye konuştu.
FiŞLEME iDDiASı
YÖK Başkanlığından, ‘Üniversitelere kimi öğrencilerin fişlenmesine yönelik yazı gönderildiği’ iddiasıyla ilgili soru üzerine de Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ‘Tamamıyla asılsız bir suçlamadır. YÖK fişlemelerden en çok zarar gören kuruluşlardan birisidir. Eski dönemlerden gelen maalesef böyle bir sıkıntı vardı. Biz böyle bir şeyi aklımızdan bile geçirmeyiz’ dedi.
‘CHP iki vakıf üniversitesinin kuruluşunun iptali için başvurdu. Bu konuda bir değerlendirme yapabilir misiniz?’ sorusu üzerine de Özcan, ‘Onlar yargıdaki meseleler, bir yorum yapmayayım. Senetleriyle ilgili bir şey… Senetlerinde üniversite eğitimi yapılamayacağına dair eksiklik olduğunu söylemişler. Yargıda olduğu için bir yorum yapmayayım’ diye konuştu.
11.May.2010
Cumhuriyet tarihinde ilk defa oluşturulan ve 4 firkateyn ile bir lojistik gemiden oluşan Türk Deniz Görev Grubu, subay, astsubay ve er ve erbaşlardan oluşan 233 personeliyle Akdeniz’e uğurlandı. Somali’de deniz korsanlarıyla mücadele eden Gaziantep ve Giresun fırkateynleri de bu görevde yer alıyor. Akdeniz ve Adriyatik’te 2 ay boyunca görev yapacak olan görev grubunun Marmaris’teki Aksaz Deniz Üssü’nde düzenlenen ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Uğur Yiğit’in da katıldığı uğurlama töreninde askerlerin eş ve çocukları da hazır bulundu. Tuğamiral İsmail Taylan komutasındaki grup Tunus, Cezayir, İspanya, İtalya, Karadağ, Hırvatistan, Bosna Hersek, Arnavutluk ve Mısır’da 10 ayrı limanı ziyaret edecekcek. Dost ve müttefik ülkelerle işbirliğinin geliştirilmesinin amaçlandığı görevde, yeralan SAS komandoları isemayınların imhası ile gemi arızalarının giderilmesinde görev yapacak.
06.Şub.2010
Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Ankara Büyükelçisinin bir gazeteyle yaptığı söyleşide iç politikaya yönelik değerlendirmelerini eleştirdi.
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Diplomatik teamüller uyarınca Büyükelçilerin görev yaptıkları ülkelerin iç politikası hakkında yorumlarda bulunmamaları beklenir.
Bu itibarla, Sayın Jeffrey’nin de bu konuya daha büyük bir hassasiyetle yaklaşmış olması ve Türk iç siyasi yaşamı hakkında beyanlarda bulunmaktan kaçınması gerekirdi” denildi.
Jeffrey, Sabah gazetesiyle yaptığı söyleşide dış politikadan Ergenekon’a, ordunun siyasetteki rolüne kadar birçok konuda görüşlerini dile getirmişti.
İŞTE SÖYLEŞİNİN DIŞİŞLERİ’Nİ KIZDIRAN KISMI
“- Ya bugünkü tabloyu nasıl görüyorsunuz?
- Türkiye’de demokratik sistemin kökleri ve iç sorunları çözmede hoşgörü farkı bir noktada. AKP hükümeti ve başka unsurların yarattığı demokratik dönüşüm (Türkçe söyledi) açık. Bu durumda da ordunun içerdeki durumu güçlü biçimde denetlemesi ve gözetlemesine duyulan ihtiyaç azalmış durumda. Bu da açıkça görülüyor. Tabii bir de AB’ye katılımın gerekli kıldığı koşullar var. Ordunun sivil hayata müdahalesinin azaltılması hatta tümüyle ortadan kaldırılması gerekiyor. Hatta ordunun politikaların şekillenmesindeki müdahalesinin de azaltılması hatta kaldırılmasını gerekli kılıyor. Avrupa bizim Amerika’daki uygulamamızdan çok daha ileri gidiyor. Bizde generaller görüşlerini söylerler ve dış politikanın şekillenmesinde rol oynarlar.
- Yani gerek Akdeniz’deki değişim, gerekse Türkiye’deki demokratikleşmeyle ordunun iç politikadaki rolüne ihtiyaç da azaldı mı diyorsunuz?
- Evet. Ayrıca bir gerçek daha var. Türkiye artık çok daha istikrarlı bir ülke oldu. 1980′lerdeki gibi ülkede yaygın şiddet yok. Yasalar o dönemdeki gibi çiğnenmiyor. Sağcılar solculara, Aleviler Sünnilere, Kürtler Türklere, sendikalar sendikalara karşıydı. Suçlular ortada dolaşıyordu. Çok yönlü şiddet vardı.
- Türk ordusu da bu yeni döneme uyum sağlamaya mı çalışıyor?
-Türk ordusuyla konuşmanız lazım. Bizim genel durumla ilgili gözlemlerimiz var. Ama belirli kurumlar hakkında yorum yapmayız.
- Darbe tartışmalarını demokratikleşme sürecinde bir geçiş dönemi olarak görenler var.
- Ergenekon ya da diğerleriyle ilgili yorum yapmamı istiyorsanız yapamam. Çünkü neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyoruz.
- Ya Balyoz, Ayışığı, Sarıkız gibi darbe iddiaları?
- Olan biteni anlamıyoruz. Anlamamız için medyayı izlememiz ve yargının varacağı sonucu beklememiz gerekiyor. Kim ne yaptı, ne yasaldı, ne yasal değildi? Ne doğruydu? Ne yalandı? Bütün bunların başlangıcındayız.
- Belki garip bir soru ama sizce Türkiye’de askeri darbe olabilir mi?
- General Başbuğ’un açıklamalarını dinledim. Başbuğ demokrasiye bağlı olağanüstü bir lider. Bu parti 7 yıldır iktidarda. Bu partiyle, dünya görüşü farklı olan ordunun geleneğinden gelenler arasındaki ilişkilere bakarsanız bazı sonuçlara varırsınız.
Son Yorumlar