Siyaset

Halk Oylamasında Süre değişimi

Anayasa Değişikliklerinin Halk Oylamasına Sunulma Süresini 120 Günden 60 Güne İndiren Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda Kabul Edilerek Yasalaştı.!

Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’a göre, Anayasa değişikliğinin halk oylamasına sunulmasında öngörülen süre, 120 günden 60 güne inecek. Yurt dışında yaşayan vatandaşların halk oylamasında oy kullanacakları süre ise 40 günden 20 güne çekilecek..

(Kaynak: Anadolu Ajans)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

İsrail Operasyonu Facebook’ta

İsrailli Bir Askerin, Geçtiğimiz Günlerde Batı Şeria’da Düzenlenecek Bir Baskını Facebook’ta Paylaşması, İsrail Ordusunun Operasyonu Ertelemesine Yol Açtı. Operasyonun Yerini ve Zamanını Facebook’a Yazan Asker İse Cezalandırıldı.!

Ynet sitesinde çıkan habere göre, Batı Şeria’da bir Filistin köyünde yapılacak tutuklama operasyonu, askerin operasyonun zamanını ve yerini arkadaşlarıyla paylaşması üzerine iptal edildi..

Askerin bağlı bulunduğu tümenin güvenlik subayının durumu öğrenmesi ve komutanlığını uyarması üzerine, Judea ve Samarya (Batı Şeria) tümen komutanının, askerlerin hayatının tehlikeye girebileceği endişesiyle operasyonu erteleme kararı aldığı, askerin hücre cezasına çarptırıldığı bildirildi.

Bu arada İsrail ordusunun, gizli bilgilerin internette paylaşılmasını önlemek amacıyla eğitim çalışması başlattığı ve kuralı ihlal edenlerin ağır cezalara çarptırılmasının söz konusu olduğu belirtildi!

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Başkan Kılıç’tan Açıklama

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, “Bir Ülkede Adaletten ve Yargıdan Kaygı Duyuluyorsa, Bu Sesleri Dinlemek ve Sorunlara Projeler Üretmek Zorundayız.” Dedi. Haşim Kılıç, Yüksek Yargı Kurumlarının Avrupa Standartları Bakımından Rollerinin Güçlendirilmesi Ortak Projesi Konferansının Açılışına Katıldı.!

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, “Bir ülkede adaletten ve yargıdan kaygı duyuluyorsa, bu sesleri dinlemek ve sorunlara projeler üretmek zorundayız.” dedi. Haşim Kılıç, Yüksek Yargı Kurumlarının Avrupa Standartları Bakımından Rollerinin Güçlendirilmesi Ortak Projesi konferansının açılışına katıldı.

Kılıç, burada yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yüksek yargının rolünün, demokratik bir rejimde bulunması gereken gerçek bir hukuk devletinin tesis edilmesi olduğunu söyledi.

Kılıç, “Yargının içinde bulunduğu durum, bu bağlamda değerlendirildiğinde yargıya verilen rolle uygulama aşamasında oluşan farklılıklar güçlendirme ihtiyacını ortaya koymaktadır.” diye konuştu.

Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı, adil yargılanma ve ağır işleyen bir yargı sistemine ilişkin konularda toplumda önemli bir duyarlılık oluştuğunu ifade eden Kılıç, “Endişe ile izlenen bu sorunlara acil çözüm getirilmesinin ilgililerden beklenmiştir. Ne yazık ki topluma acı veren bu konularda gerekli düzenlemeler yapılması için tüm çağrılar sonuçsuz kalmıştır. Her fırsatta yargı, siyasi partiler, Seçim sistemi, özgürlükler ve demokratik alanın genişletilmesi gibi konularda değişiklik önerileri, toplumun tüm kesimlerince dile getirilmesine rağmen gerekli adımlar atılmamıştır. Korkmadan konuşabilmeyi, öfkelenmeden tartışabilmeyi beceremediğimiz için farklı görüşler arasında olması gereken diyalogları maalesef kuramadık. Kuvvetler arasında yaşanan sınır çatışmalarını büyüterek toplumu taraf olmaya zorladık.” şeklinde konuştu.

YARGI REFORMU ANCAK SİYASİ KAVGALARDA HATIRLANIYOR

Gerilimsiz bir ortamda yargının sorunlarına ilişkin yapılması gerekenlerin yapılmadığını kaydeden Kılıç, sorunları çözmesi gerekenlerin yargı reformunu ancak siyasi kavgaların ve siyasi sonuçların sıcak ortamında hatırladıklarını vurguladı.

Kılıç, şunları söyledi: “Bu sıcak ortamda, yargının sorunlarını tartışan başka odaklar ise yargıyı ele geçirme itirazları ve ithamları arasında çözümsüzlüğü güvence altına aldılar. Oysa bu kadar farklılıkların yaşandığı bir ülkede birlikte yaşama ortamını sağlayacak olan tek gücün yargı olduğu bilinmeliydi. Taraf olmaya zorlanan bir yargının, bu görevi yerine getirmesi düşünülemez. Unutmayalım ki demokratik, laik bir hukuk devletinin alın yazısı gerçekten bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığına bağlıdır.”

Toplumun insan onuruna yakışır bir hayat sürme talebi olduğunun altını çizen Kılıç, bu talebin önünde hiçbir gücün duramayacağına dikkat çekti.

Kılıç, bu aşamada devlete düşen görevin, insan onurunun ve evrensel hukukun kabul etmeyeceği yerel ideolojik saplantılardan kurtularak, çağdaş bir dünyanın üyesi olmak için gerekli düzenlemeleri acilen hayata geçirmek olduğuna vurgu yaptı.

YARGININ TARAF GÖRÜNTÜSÜ VERMESİ KABUL EDİLEMEZ

Hangi kutsal düşünce adına olursa olsun, yargının taraf olması ya da bu görüntüyü vermesinin asla kabul edilemeyeceğinin üzerinde duran Kılıç, şöyle devam etti: “Yargı toplumun bir kesiminde soysal, siyasal ya da duygusal kopuş yaratacak davranışlara neden olamaz. Tarafsızlığını koruyamayan bir yargı bu nedenle mağdur ettiği insanların ancak öfke ve isyan duygularını kabartır. Yargının kapısında hak isteyeni haklamak kimsenin hakkı olmaz.”

Toplum yargıçtan adil yargılama yapması ve tarafsız kalmasını istediğini kaydeden Kılıç, “Kendi yandaşlarına, inancına ya da ideolojisine daha iyi inisiyatif yapabilmek için yargı bağımsızlığının arkasına saklanmak hukuk ahlakının kabul edemeyeceği bir büyük olumsuzluk. Devlet gücünü kullanan kim olursa olsun, hukuk dışına çıktığında hesap vermek zorunda olduğunu bilmelidir. Bu gücü hukuk dışına çıkılarak toplumu hizaya getirmek amacıyla kullanamaz. Kamu gücünün emanet edildiği görevliler, bunu kullanarak toplumu tehdit etmek, korkutma, sindirme hakkına sahip değildir. Yargı yetkisini kullananların adil yargılama yaptığını, tarafsız kaldığını topluma hissettirme borcu vardır.” şeklinde konuştu.

Başına buyrukları hukuk içine çekmek için yargının güçlü olması gerektiğini vurgulayan Kılıç, “Toplumun arındırmanın yolu budur. Hukuka bağlı olmayan, kirlenmiş vicdanlarla bu görevin yerine getirilmesi beklenemez.” ifadesini kullandı.!

(Kaynak: Cihan)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Konut Açıklaması Adalet Bakanlığı’ndan Geldi

Adalet Bakanlığı, Yoğun İş Yükü Altında Çalışan Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile Adalet Personelinin Lojman İhtiyaçlarının Karşılanması Amacıyla Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı(atgv) Tarafından İhtiyaç Duyulan Yerlerde Konut Alımları Yapıldığını Bildirdi.!

Adalet Bakanlığı, yoğun iş yükü altında çalışan hakim ve Cumhuriyet savcıları ile adalet personelinin lojman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı(ATGV) tarafından ihtiyaç duyulan yerlerde konut alımları yapıldığını bildirdi.

Adalet Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, bazı basın yayın organlarında İstanbul’daki 192 dairelik hakim ve savcı lojmanı alımıyla ilgili CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’ın bazı iddialarda bulunduğu hatırlatıldı.

Açıklamada, yoğun iş yükü altında çalışan hakim ve Cumhuriyet savcıları ile adalet personelinin lojman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla ATGV tarafından ihtiyaç duyulan yerlerde konut alımı yapıldığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Haberlere konu edilen İstanbul’daki 192 daire de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ile Bakırköy Adalet Komisyonu Başkanlığının talep ve tercihleri doğrultusunda ATGV tarafından 2 Ocak 2008 tarihinde TOKİ iştiraki olan Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.’den satın alınmıştır. Ödemeler Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile bu şirketin hesaplarına geçilmiştir. Haberlerde adı geçen firma ise Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.’nin yüklenici firmalarından birisidir.”

(Kaynak: Anka)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Sanayi ve Ticaret Bakanı’nın 2023 Planı

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, “2023 Yılına Geldiğimizde Dünyadaki En Büyük 10 Ekonomiden Biri Olmalıyız.” Dedi. Ergün, Kişi Başına Düşen Gayri Safi Milli Hasılanın da 20 Bin Doları Geçmesi Gerektiğini Söyledi.!

Kahramanmaraş’ta çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulunan Bakan Ergün, Ticaret ve Sanayi Odası’nda da (KMTSO) işadamları ile bir araya geldi. Ergün, burada Türkiye ekonomisi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin 2009 yılının Mart ayından itibaren bir toparlanma sürecine girdiğini ifade eden Ergün, ülkenin her geçen gün iyiye gittiğini ancak bunu muhalefete anlatamadıklarını kaydetti.

Muhalefet partilerinin grup toplantılarından iki mesaj çıktığını belirten Ergün, “Sanki Türkiye batmış, bir daha toparlanamayacak gibi davranıyorlar, yani bu toplantılar felaket senaryoları ile dolu. Oradan çıkan insan ne yatırım, ne de üretim yapar. İkinci verilen mesaj ise husumet. Bu ülkeye husumet hiçbir şey kazandırmaz. Husumetten kaçınmalı, birbirimizi sevmeli ve kardeşlik içerisinde olmalıyız. Böyle bir atmosferde ne yatırım ne de üretim olur. Ayrıca söylediğim bu negatif bilgiyi verenler doğru bilgiye de müracaat etmeden ağzına geleni söylüyor. Bir Maraş’ın, bir Antep’in göstergeleri onların söylediklerini doğrulamıyor. Diğer yandan ekonomik krizin kendisi, dedikodusu kadar bu ülkeyi etkilemedi. Krizden etkilenmeyenler bile etkilenmiş gibi hareket etmeye başladı. Bu davranışlardan uzaklaşmalıyız” açıklamasında bulundu.

7 yılda alınan mesafenin gelecekte neler başarılabileceğinin daha iyi anlaşılması açısından önem arz ettiğini dile getiren Ergün sözlerini şöyle sürdürdü: “Krizden çıkarken oluşan göstergelere ve tabloya baktığımızda Türkiye’nin gelecekte en hızlı büyüyecek ülkelerden biri olacağını görüyoruz. Üst sıralara doğru tırmanmayı sürdürmeliyiz. Şu anda dünyanın en büyük 17. ekonomisine sahibiz. 2023 yılına geldiğimizden en büyük 10 ekonomiden biri olmalıyız. Ülkemizde yaşayan insanların kişi başına düşen gayri safi milli hasılası 20 bin doları geçmeli.”

Türkiye’nin işadamlarına ve ürünlerine büyük rağbet olduğunu da aktaran Bakan Ergün, bunun en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Ergün, “Geçmişte yapılan hataları tekrarlamamamız lazım. Ayrıca komşu ve dünya ülkeleri ile ticari ilişkilerimizi geliştirmeliyiz. Biz gittiğimiz her ülkede serbest ticaret anlaşmaları, çifte vergi uygulamalarını, vizeleri kaldırmak için çalışıyoruz. Komşularla sıfır problem oluşturmaya çalışıyoruz. Ancak muhalefet, ülkeyi satıyorlar diyor. Ben soruyorum bu psikoloji ne zamana kadar yaşanacak. Bu ‘üç tarafı denizle, dört tarafı düşmanla çevriliyiz’ anlayışından kurtulmalıyız.” şeklinde konuştu.

Türkiye’deki demokrasi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Bakan Ergün, herkesi demokrasiye sahip çıkmaya çağırdı. Ülkede demokrasinin göreceği bir zafiyetten en çok zararı iş dünyasının göreceğini belirten Bakan Ergün, demokrasi mücadelesinin Türkiye’ye daha çok özgürlük, daha rahat bir yaşam ve daha çok yatırım ile istihdam getireceğini ifade etti. Konuşmasında demokrasiye sahip çıkılması gerektiği üzerinde duran Ergün şöyle konuştu: “Demokrasiye herkesin sahip çıkması gerekiyor. Şunu da unutmamak gerek demokrasinin bu ülkede herhangi bir zafiyet görmesi halinde en büyük zararı iş dünyası görür. Demokrasi mücadelesi Türkiye’ye daha çok özgürlük, daha çok yatırım ve istihdam getirecektir.”

KMTSO Başkanı Mehmet Balduk’un da ilin ekonomik verileri hakkında sunum yaptığı toplantıda, Bakan Ergün işadamlarının sorularına da cevap verdi.!

(Kaynak: Cihan)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Nükleer Endişenin Adı; İran

İran’ın İki Yeni Uranyum Zenginleştirme Tesisi İnşa Edeceğini Açıklaması, İran’ın Nükleer Programıyla İlgili Endişeleri Artırıyor.!

İran’ın iki yeni uranyum zenginleştirme tesisi inşa edeceğini açıklaması, iran’ın nükleer programıyla ilgili endişeleri artırıyor. AB, daha sert bir tutum izleyeceğini açıklarken, ABD de Tahran’ın planını kınadı.

iran ile ilgili nükleer tartışmalar her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve Batılı ülkeler anlaşma umudu taşırken, birkaç hafta önce iran’dan gelen bir haber ortamı daha da gerginleştirmişti. iran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, ülkesinin uranyumu yüzde 20 oranında zenginleştirmeye karar verdiğini açıklamıştı. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu da Tahran’ın nükleer başlık üreteceği kuşkusu taşıdığını ilk kez dile getirmişti.

iran’dan dün gelen yeni bir haber endişeleri daha da artırdı. Tahran yönetimi, iki yeni uranyum zenginleştirme tesisi inşa edeceğini duyurdu. iran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, yeni tesislerin inşaasına Nisan ayı başında başlanacağını bildirdi.

iki uranyum zenginleştirme tesisinin yine dağların altına kazılan tünellere yerleştirilmesi bekleniyor. Böylelikle tesislerin askerî bir saldırıya karşı korunabileceği belirtiliyor. Ancak iran yönetimi, tesislerin kesin coğrafi konumu hakkında bilgi vermekten kaçınıyor.

Tahran, şimdilik 10 yeni uranyum zenginleştirme tesisi daha inşaa etmeyi planlıyor. Salihi, bu tesislerden beşinin inşaa edileceği yerlerin tespit edildiğini kaydetti. Bu beş tesisin konumu hakkında da somut bir bilgi verilmedi.

iran, enerji üretimi ve tıbbi alanlardaki ihtiyaçlarını gidermek için gerek duyduğu uranyumu zenginleştirebilmek için uzun vadede 20 yeni tesis inşaa etmeyi planladığını söylüyor. Uzmanlar ise bu adımları, güç gösterisi yapmaya yarayan gerçek dışı bir bakış açısı olarak değerlendiriyorlar.

Urayumu yurt dışında zenginleştirmeyi reddetti.

Son açıklama aslında oldukça kritik bir aşamada geldi. Tahran yönetimi kısa süre önce, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın uzlaşma önerisini reddetmişti. Anlaşma, bin 200 kg az derecede zenginleştirilmiş uranyumun Rusya’ya gönderilmesini ve orada yüzde 4 ila 20 oranında zenginleştirilip, yakıt çubuklarının üretimi için Fransa’ya gönderilmesini içeriyordu. Bu yakıt çubuklarının daha sonra, tıbbi bir araştırma reaktöründe kullanılmak üzereyıl sonuna kadar tekrar iran’a getirilmesi öngörülüyordu. Tahran yaklaşık 3 ay somut yanıt vermekten kaçındı.

iki hafta önce Salihi’den gelen açıklama ise Batı’yı oldukça endişelendirdi. Salihi, “Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na ilgili mektubun yazıldığını beyan ediyorum. Mektup, uranyumu yüzde 20 oranında zenginleştirme hedefimizi açıklıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetçileri de hazır bulunacaktır. Allah’ın izniyle, sürece hemen başlayacağız” açıklamasında bulundu.

Batılı ülkeler endişeli.!

iran, hâlihazırda iki uranyum zenginleştirme tesisine sahip. Ancak sadece Natanz’daki tesis faaliyette. Atom Enerjisi Ajansı’na göre, şu anda tesiste uranyumun zenginleştirildiği 8 bin 610 santrifüj bulunuyor. iran’ın bu rakamlarla, nükleer silah üretimi için gerekli olan yüzde 80 oranındaki zenginleştirme derecesine ulaşıp ulaşamayacağı konusu ise tartışılıyor.

Batı, iran’ın nükleer programını askerî amaçlar için de kullanmasından endişe ederken, iran programlarının tamamen barışçıl bir karaktere sahip olduğunu iddia ediyor.

Eski CıA Başkanı James Woolsey, bir kaç hafta önce yaptığı açıklamada, endişelerini şöyle dile getirmişti: “Birkaç ay ya da bir iki yıl içerisinde, kendimizi, iran’ın bir füze ya da basit bir silahı çölde kuzeye doğru ateşlediği bir ortamda bulabiliriz. Eğer iran bunu deneme amaçlı yapabiliyorlarsa, dünyanın gözünde nükleer güç sayılır ve şimdikinden çok daha aşırı dvranışlarda bulunması da beklenebilir.”

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Yukiya Amano da geçen hafta, mevcut bilgiler ışığında, ajansın, iran’ın nükleer silah başlığı üretebilecek duruma gelmesinden endişe duyduğunu dile getirmişti. Böylece, Atom Enerjisi Ajansı ilk kez olmak üzere, iran’ın nükleer tehdit kaynağı konumuna geldiğini rapor etmiş oldu.!

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Sorunun Adı “Falkland Adaları”

İngiltere ile Arjantin Arasında 1982 Yılında Savaşa Neden Olan Falkland Adaları, İngiltere’nin Adaların Etrafında Petrol Aramaya Başlamasıyla Yeniden Gündeme Geldi.!

İngiltere ile Arjantin arasında 1982 yılında savaşa neden olan Falkland Adaları, İngiltere’nin adaların etrafında petrol aramaya başlamasıyla yeniden gündeme geldi.

İngiltere’nin petrol arama çalışmalarına tepki gösteren Arjantin, Meksika’da düzenlenen Latin Amerika ve Karayipler Zirvesinde, İngiltere’yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı ve konuya ilişkin aradığı desteği, zirveye katılan diğer ülkelerden buldu.

Arjantin’e en güçlü desteği, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez verdi. Zirvedeki konuşmasında İngiliz hükümeti ve kraliçesine seslenen Chavez, İngiltere’yi BM kararlarına uymaya ve adaları Arjantin’e iade etmeye çağırdı.

İngiliz hükümetinden ise kendi kontrolünde olan ve Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus’un ortasında bulunan Falkland Adalarıyla ilgili açıklama, bugün İngiltere’nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Chris Bryant’dan geldi.

Bryant, Sky kanalına yaptığı açıklamada, ”Falkland Adaları üzerindeki egemenliğimiz konusunda kesinlikle bir şüphemiz yok ve Chavez’in açıklaması beni biraz şaşırttı çünkü kendisiyle özellikle Venezuela’da büyük bir problem olan uyuşturucuyla mücadele gibi konularda birlikte çalışıyoruz” dedi.

Konuyu yakından takip ettiklerini ifade eden Bryant, ”Falkland Adalarının İngiliz olduğu ve adalıların Birleşik Krallık’ın bir parçası olmak istediklerinden çok eminiz ve bunu memnuniyetle karşılayıp, yanlarında yer alıyoruz” diye konuştu…

Arjantin’in gelecek günlerde konuyu bir kez daha BM’ye taşıması bekleniyor.

Arjantin, 1982 yılındaki savaşta İngiltere karşısında yenilmiş, 649 Arjantinli, 255 de İngiliz askeri hayatını kaybetmişti.!

(Kaynak: Anadolu Ajansı)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Başbakan Erdoğan : Gazze ‘ye Verilen Sözler Tutulmalı.!

Başbakan Tayyip Erdoğan, Bir Yıl Önce Şarm El Şeyh’te Bazı Ülkelerin Gazze İçin Verdikleri Sözleri Tutması Gerektiğini Söyledi.!

Başbakan Tayyip Erdoğan, bir yıl önce Şarm El Şeyh’te bazı ülkelerin Gazze için verdikleri sözleri tutması gerektiğini söyledi. Erdoğan, Doha’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Hamad Bin Jassim Bin Jaber Al Thani ile görüştükten sonra düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada “Süratle ve yoğun bir şekilde, Şarm El Şeyh’te bir yıl önce söz veren ülkeler, bu sözlerini yerine getirmelidirler diye düşünüyorum.” dedi. Gazze’ye insani yardım konusunda başta Birleşmiş Milletler olmak üzere İsrail’in uyarılması ve Mısır’ın da sürece çok daha farklı bir katkı sağlaması gerektiğini dile getiren Erdoğan, böylece Gazze’de alt ve üstyapı çalışmalarının başlatılabileceğinin altını çizdi.

Dün geldiği Katar’da ABD ve İslam Forumu’nda bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Gazze hakkındaki açıklamalarını bugün de sürdürdü. Katar Başbakanı Al Thani ile Divanı Emir’de baş başa ve heyetler arası bir görüşme gerçekleştiren Erdoğan, ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, burada kendisine Mısır’ın Gazze’ye yardımlar konusundaki tutumuna ilişkin yöneltilen bir soruya “Şu anda Gazze’nin dört tane giriş kapısı var. Bunlardan bir tanesi de Mısır girişi. Fakat henüz bu dört girişten de ne yazık ki Gazze’nin inşasına yönelik olarak müsaade yok. Ancak diğer yardımlar için ilaç, gıda gibi zaman zaman müsaade veriliyor.” cevabını verdi.

Bu konuda BM ve İsrail’in uyarılması ve Mısır’ın da sürece çok daha farklı bir katkı sağlamasının gerektiğinin altını çizen Erdoğan, “Zira şu anda 5 bin kadar aile malum hala çadırlarda yaşamaya devam ediyor. Türkiye olarak biz bu sürece verdiğimiz sözlerde durmak üzere hazır olduğumuzu hep ifade ettik ve Katarlı kardeşlerimizle de yaptığımız görüşmelerde zaten kendileri de bu konuda yardımcı olmaya hazır olduklarını söylediler. Süratle, yoğun bir şekilde, Şarm El Şeyh’te bir yıl önce söz veren ülkeler, bu sözlerini yerine getirmelidirler diye düşünüyorum.” diye konuştu.

Toplantıda Erdoğan’a bölgeye ilişkin yöneltilen bir başka soru ise İran hakkında Katarlı bir gazeteciden geldi. Gazeteci, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yarın İran’a gideceğini hatırlatarak Türkiye’nin İran’ın nükleer çalışmaları hakkında arabuluculuk yapıp yapmayacağını sordu. Erdoğan ise bu konuda uzun süredir yardımcı olmaya gayret ettiklerine dikkat çekerek, “Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun daha önceki Başkanı Muhammed El Baradey’in bir açıklaması olmuştu; ‘Türkiye bu takas işlemiyle alakalı olarak bir merkez olabilir’ demişti. Burada henüz bir mutabakat sağlanmadı.” dedi.

Ardından Amerikan yönetiminin de aynı teklifi getirdiğini bildiren Erdoğan, şöyle devam etti: “Eğer böyle bir görev Türkiye’nin üzerine düşerse, biz bu takas işleminin yapılması için her zaman hazırız. Şu anda bunun sıkıntıya dönüşmemesi ve bir hal yoluna girmesi konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sürece yardımcı olmanın gayreti içerisindeyiz. Çünkü biz bunun artık insani amaçlı kullanılması ve bölgemizde bir nükleer silah kullanımının oluşmasına vesile olacak adımların atılmasından yana değiliz. Buna karşıyız ve bu konuda çabamız devam edecektir.”

Katar Başbakanı Al Thani de bu konuda “Türkiye’ye güvenimiz ve itimadımız çok büyük. Eğer Türkiye’ye böyle bir görev düşerse çok iyi olur.” şeklinde kaydetti.

İKİ ÜLKE STRATEJİK MECLİS KURACAK

Toplantıda konuşan iki Başbakan da iki ülke arasındaki ilişkilere de değindi. Katar Başbakanı Al Thani, “kardeşim ve arkadaşım” diye nitelendirdiği Başbakan Erdoğan’ı ülkesinde görmekten duyduğunu söyledi. Toplantıyı, “bir dönüm noktası” olarak niteleyen Al Thani, Başbakan Erdoğan’ın da görüşmede iki ülke arasında “stratejik meclis” kurulmasını önerdiğini aktardı. Katar Başbakanı, “Böyle bir meclis kurulmasını biz de istiyoruz.” diye konuştu. Başbakan Erdoğan da, iki ülke arasındaki ilişkilerin 7 yıl öncesine göre çok daha farklı bir noktada olduğunu dile getirdi. İki ülke arasındaki dış ticaret hacminin 24 milyon dolardan başladığını anımsatan Erdoğan, 2008 yılı sonu itibariyle bu rakamın 1,2 milyar dolara ulaştığını vurguladı.

Başbakan Erdoğan, tarım ve gıda sektöründe bugün 500 milyon dolarlık sözleşme imzalandığına işaret ederek, “Bu anlaşmalar inanıyorum ki iki ülke arasında gıda sektöründe çok farklı bir sıçramaya vesile olacaktır. Bunu adeta görür gibiyim. Bunun da hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu bizim ticaret potansiyelimize de yakışan bir ilk adım olmuş oldu.” diye konuştu.

Toplantı öncesinde de Bahçıvan Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ile Katar firması Hasat Hud arasında 500 milyon dolarlık bir tarımsal işbirliği anlaşması imzalandı. Anlaşma et, süt ve gıda üretimi alanlarında Türkiye’nin değişik yörelerinde entegre tesislerin kurulmasını öngörüyor. (CİHAN) (Cihan Haber Ajansı)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Clinton : Afganistan’ı Bırakmayacağız.!

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ‘ABD’nin Afganistan’ı İşgal Etme Niyetinde Olmadığını, Ancak Bu Ülkede Güvenlik Sağlanana Dek Afganistan’ı Bırakmayacağını’ Söyledi.!

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ”ABD’nin Afganistan’ı işgal etme niyetinde olmadığını, ancak bu ülkede güvenlik sağlanana dek Afganistan’ı bırakmayacağını” söyledi.

Clinton, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen ABD-İslam Dünyası Forumu’nda yaptığı konuşmada, uluslararası güçler Afganistan’dan çekildiğinde, Afganistan, ABD ve diğer ülkelerle uzun vadeli bir ortaklık için sivil mevcudiyetin devam edeceğini bildirdi.

Clinton, Irak’ta Martta yapılması planlanan seçimle ilgili olarak da Irak’ta demokrasiye giden yolun kolay olmadığını, ancak son zamanlardaki şiddet eylemlerinin ülkeyi bölemediğini vurguladı.

Irak’ın komşularını önündeki engelleri kaldırmak için bu ülkeye yardım etmeye çağıran Clinton, ayrıca bu ay Irak’taki Amerikan askerlerinin sayısının 100 binin altına düştüğünü, bu sayının 2011 sonuna dek tüm askerler çekilinceye kadar düşeceğini söyledi.

Clinton, ”Askeri mevcudiyetimizi azaltırken, Irak hükümetiyle uzun vadeli sivil ilişkimizi güçlendiriyoruz” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı, İsrail-Filistin barış sürecinde ilerleme kaydedilememesinin, ”hayal kırıklığı” yarattığını söyledi.

”Ancak ne ABD, ne de başka bir ülkenin bir çözüm dayatabileceğini” belirten Clinton, tarafların anlaşmazlıkları müzakere ile çözmesi gerektiğini vurguladı.

Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanı, İran Devrim Muhafızlarının gücünün artmasının herkes için doğrudan bir tehdit olduğunu savundu. (Anadolu Ajansı)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Erdoğan ; İsrail Uyarılmalı.!

Başbakan, Gazze’ye İnsani Yardım Konusunda, İsrail’in Uyarılması gerektiğini söyledi.!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gazze’ye insani yardım konusunda, ”Başta BM olmak üzere İsrail’in uyarılması ve Mısır’ın da sürece çok daha farklı bir katkı sağlaması gerekmektedir ki alt ve üst yapı noktasında Gazze’de bu çalışmalar başlatılabilsin” dedi.!

Divanı Emir’de yapılan baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Başbakan Erdoğan ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Hamad Bin Jassim Bin Jaber Al Thani, ortak basın toplantısı düzenledi.

Başbakan Erdoğan’ın iki ülkenin ‘’stratejik meclis” kurma önerisinde bulunduğunu belirten Al Thani, ”Böyle bir meclis kurulmasını biz de istiyoruz” diye konuştu.

Erdoğan iki ülke arasındaki ilişkilerin 7 yıl öncesine göre çok daha farklı bir noktada olduğunu vurgulayarak, iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin 24 milyon dolardan başladığını, 2008 yılı sonu itibariyle bu rakamın 1.2 milyar dolara ulaştığını belirtti.

Başbakan Erdoğan, tarım ve gıda sektöründe bugün 500 milyon dolarlık sözleşme imzalandığına işaret ederek, ”Bu anlaşmalar inanıyorum ki iki ülke arasında gıda sektöründe çok farklı bir sıçramaya vesile olacaktır” diye konuştu.

Katarlı bir gazetecinin, ”Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yarın İran’a gideceğini anımsatması ve Türkiye’nin İran’ın nükleer çalışmaları konusunda ara buluculuk yapıp yapmayacağını sorması” üzerine Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Sayın Davutoğlu’nun yarın buradan Tahran’a bir ziyareti olacak. İran’ın nükleer programıyla ilgili olarak biz de uzun süredir yardımcı olmaya gayret ettiğimizi söyleyebilirim. Nitekim daha önceki Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun Başkanı Muhammed El Baradey’in bir açıklaması olmuştu; ‘Türkiye bu takas işlemiyle alakalı olarak bir merkez olabilir’ demişti. Burada henüz bir mutabakat sağlanmadı. Daha sonra Amerika da aynı teklifi getirdi. Eğer böyle bir görev Türkiye’nin üzerine düşerse, Türkiye olarak biz de bu takas işleminin yapılması için her zaman hazırız. Şu anda da bu nükleer programla ilgili bunun sıkıntıya dönüşmemesi ve bir hal yoluna girmesi konusunda bizler çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sürece yardımcı olmanın gayreti içerisindeyiz. Çünkü biz bunun artık insani amaçlı kullanılması ve bölgemizde bir nükleer silah kullanımının oluşmasına vesile olacak adımların atılmasından yana değiliz”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Gazze’ye yardımlar konusunda Mısır’ın tutumuna ilişkin bir soruya” karşılık da şunları söyledi:

”Şu anda Gazze’nin dört tane giriş kapısı var. Bunlardan bir tanesi de Mısır girişi. Fakat henüz bu dört girişten de ne yazık ki Gazze’nin inşasına yönelik olarak müsaade yok. Ancak diğer yardımlar için ilaç, gıda gibi zaman zaman müsaade veriliyor. Bu konuda başta BM olmak üzere İsrail’in uyarılması ve Mısır’ın da sürece çok daha farklı bir katkı sağlaması gerekmektedir ki alt ve üst yapı noktasında Gazze’de bu çalışmalar başlatılabilsin. Zira şu anda 5 bin kadar aile malum hala çadırlarda yaşamaya devam ediyor. Türkiye olarak biz bu sürece verdiğimiz sözlerde durmak üzere hazır olduğumuzu hep ifade ettik . Süratle, yoğun bir şekilde, Şarm El Şeyh’te bir yıl önce söz veren ülkeler, bu sözlerini yerine getirmelidirler diye düşünüyorum.”

Al Thani de Türkiye’nin İran’ın nükleer enerji programına yönelik arabuluculuk yapması konusunda ne düşündüğünün sorulması üzerine, ”Türkiye’ye güvenimiz ve itimadımız çok büyük. eğer Türkiye’ye böyle bir görev düşerse çok iyi olur” karşılığını verdi.

Bir gazetecinin, ”krize rağmen, Türkiye’nin kredi notunun yükseldiğini anımsatarak, Katar’ın Türkiye’de yatırım yapıp yapmayacağı” sorusuna karşılık Al Thani, Türkiye’ye güvenlerinin ”tam” olduğunu, ekonomik istikrar bulunduğunu belirterek, ”Türkiye’ye yatırım yapma konusunda bir çekincelerinin olmadığını” söyledi. (Anadolu Ajansı)

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati