Siyaset

Arınç, son ankette oy oranlarını açıkladı

Başabakan Yardımcısı Bülent Arınç bir haber kanalında katıldığı programda gazetecilerle gündemi değerlendirdi.. Arınç, parti olarak sık sık kamuoyu çalışması yaptırdıklarını söylerken son anket sonuçlarını paylaştı..

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, partisinin oy oranlarına ilişkin, ”Biz yüzde 40′ların çok üstündeyiz, buna inanın” dedi.

Bülent Arınç, CNN Türk televizyonunda canlı yayımlanan ”Ne Oluyor?” programında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Arınç, bir gazetecinin muhalefet partilerinin referandumu, hükümete karşı bir güven oylamasına karşı dönüştürmeye çalıştığına ilişkin sözlerine ‘halkın kafasına karıştırmaya gerek olmadığı” karşılığını verdi.

Arınç, ”Partinizin sık sık kamuoyu yoklaması yaptırdığını biliyoruz, son rakamlar nelerdir?” şeklindeki soruya karşılık, ”Seçimle ilgili biz 40′ların çok üstündeyiz, buna inanın. CHP açısından değerlendirdiğiniz de CHP, Sayın Deniz Baykal ile yüzde 20-22 bandına yerleşmişti. Kılıçdaroğlu’yla yüzde 25-26′ları gördü ama yüzde 30′ları 32′leri görmedi…” dedi.

-”ÇOK İYİ NİYETLİ BİR İŞ OLMADIĞINA YÜREKTEN İNANIYORUM”-

Arınç, ”Suikast iddiaları ve yapılan soruşturmalara ilişkin” bir soruya karşılık da şunları kaydetti:

”Bu konu üzerinde ben bugüne kadar pek çok defalar konuştum, yani olayı çok karikatürize eden siyasetçiler de oldu, ”kozmik odalar kozmik patates çıktı’ diye, grup toplantısında Sayın Baykal’ı hatırlıyorum, pek patates olmadığı anlaşıldı, buna benzer çok hadiseler oldu… Anlaşıldı ama gören gözler bunu bilir, bugünlerde yayınlanan pek çok kayıtlarda da pek çok iddialarda da gerçi yüksek tirajlı gazetelerin büyük bir kısmı bunu paylaşmasa da bazı televizyon ekranları herhalde korktukları için bunları yayınlamasalar da, bir şeyler olduğunu, birilerinin bir şeyler yapmak istediğini, bunun için organize hale gelmiş olduklarını hissediyoruz, görüyoruz, duyuyoruz, bu çok şey değil, herkesin hissetmesi gereken bir şey ama buna sadece benimle ilgili bunlar pek çok kayıtlardı ama sadece benimle ilgili hadise olarak olaya bakmamak lazım, öylesine vahim olaylar ve iddialar var ki benimle ilgili iddia sadece bunlardan birisi.

Ben kendi şahsımı, nefsimi, hayatımı, emniyetimi elbette düşünürüm ama Türkiye’de olan bitenlere, yapılması istenenlere bakılırsa benimle ilgili olan olay belki onların en küçüklerinden bir tanesidir, o tarihte ben Manisa’daydım. Olduğunu duydum geldim, bununla ilgili açıklamaları da yaptım yüreklilikle samimiyetle daha doğrusu sonra zor bir süreç başladı, aramalar, aramalardan ne çıktığını bilmiyoruz, aramalara hakimler zor sokuldu, şartlar ağırlaştırıldı, bunları basından takip ettik, ben ne savcıyı tanırım ne hakimi tanırım, kendim de yıllardan beri hukukla iç içeyim, yani ‘benim şöyle bir olayım var, ne yapıyorsunuz desem?’ bunun yanlış anlaşılacağını, birileri tarafından kullanılacağını bilirim, o savcı da beni görse tanımaz, ben de görsem tanımam doğrusu. Hiç bir şekilde irtibatım olmadı, ne yaptığını da bilmiyorum. Ama duyabildiğim, hissedebildiğim şeyler şüphesiz, hayatıma kastedebilecek bir eylem değil, o günkü olan olay, yani bulunmuş iki kişi, üzerlerinden farklı hüviyetler çıkmış, kiralanmış araçlarla bir adres tespitine yönelmiş bir eylem gibi, önce inkar edildi sonradan da bizzat Sayın Genelkurmay Başkanı ‘işte dışarıya bilgi sızdırdığı iddia edilen birisi ile ilgili olarak bir inceleme yapıyorlardı, talimatı da ben vermiştim’ dedi. O zaman anlaşıldı ki bir eylem var. Bu bana yönelik mi bir başkasına yönelik mi onu ancak yargı çözecek, o zaman savcının bulabildiği veya mahkemeye sevk ederken kullandığı deliller yine gazetelerde yer aldı, sayı sekize çıktı bildiğim kadarıyla, Sayın Hayati Yazıcı, Sadullah Ergin ve Meclis Başkanıyla da bağlantılı bir istihbarat olduğu söylendi…

Şimdi ben sabırla bekliyorum, sabırla bekliyorum ne olacak savcı elindeki delilleri yeterli görürse bir amme davası açacak, yeterli delilleri bulmazsa takipsizlik kararı verecek, delilleri buldu dava açtı diyelim, ya beraat ya mahkumiyet kararı verecek. Ben bekleme noktasındayım, ben Sayın Başbuğ gibi çok merak da etmiyorum, çünkü benimle ilgili olduğu söylenen, benim başıma geldiği iddia edilen bu olayın onlarcası, belki yüzlercesi başkalarının başına geliyor. Burada Bülent Arınç’ın ağırlığı nedir ben o tarafta değilim. Ben Türkiye’de bir insan nasıl böyle bir eylemle irtibat kurulabilir onun merakı içerisindeyim, diyelim ki mahkeme beraat verdi, takipsizlik oldu ve dosya hukuk açısından kapandı, mesele bitmiştir benim açımdan, ne müdahil olurum ne arkasını takip ederim ama içimdeki kuşku devam eder. Çünkü ben bu olayın içerisinde çok iyi niyet olmadığına ve yapılmak istenenin de çok iyi niyetli bir iş olmadığına yürekten inanıyorum. Ne yapayım ki kalbim böyle söylüyor…”

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Kılıçdaroğlu’nun cemaatten iki isteği

Dört günlük ülke gezisine çıkan CHP Lideri Kemal Kılıçaroğlu dün Ankara Polatlı’da Cuma namazı için bekleyen cami cemaatine sürpriz yapmıştı. Kılıçdaroğlu’nun cemaatten iki isteği oldu ve birisi tartışma çıkaracak gibi…

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yurt gezileri kapsamında dün Anka-ra’nın Polatlı ilçesi ve Eskişehir’de vatandaşlarla bir araya geldi.

CAMİDE DE HAYIR OYU İSTESİ

Polatlı’da yaptığı konuşmadan sonra ilçenin caddelerini dolaşan Kılıçdaroğlu, cuma salâsı okunduğu sırada bir caminin avlusuna giderek cemaatten dua ve referandumda ‘hayır oyu’ kullanmaları için destek istedi.

Bir vatandaş, Kılıçdaroğlu’na “Çok mütevazısınız. Deniz Baykal olsa korkar, buraya gelmezdi.” diye seslendi. CHP lideri cuma namazına kalmayarak camiden ayrıldı.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, dün Ankara’nın Polatlı ilçesi ve Eskişehir’deydi. Polatlı’da parti otobüsü üzerinden halka seslenen Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği paketini eleştirdi. “Anayasa değişikliği çiftçinin sorunlarını çözüyor mu, yolsuzlukları bitiriyor mu, işsizliği ortadan kaldırıyor mu?” diye sordu. Bunların olmayacağını, bu nedenle herkesin ‘hayır’ oyu kullanması gerektiğini ileri sürdü. Kenan Evren başta olmak üzere 12 Eylül darbecilerine yargı yolunu açan paket için ‘Kenan Paşa’nın anayasasının devamı’ nitelemesinde bulundu.

CHP lideri, sela okunduğu sırada bir caminin avlusuna gitti ve cuma namazı hazırlığı yapan cemaatle ayaküstü sohbet etti. Cemaatten dua istedi. Kılıçdaroğlu daha sonra Polatlı’da vatandaşlara deprem eğitimi veren ‘deprem simülatörü’ne çıktı. Burada 7,4 büyüklüğündeki bir sarsıntıya tabi tutuldu. Yaklaşık 30 saniye sarsılan Kılıçdaroğlu, gazetecilerin, “Neler hissettiniz?” sorusuna, “O anda Allah’a dua etmekten başka bir şey yapamıyorsunuz.” karşılığını verdi.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Koltuk Kılıçdaroğlu’na yaramadı

CHP’deki hareketli süreç, çiçeği burnunda genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yaramadı.

Kılıçdaroğlu, genel başkan olduktan sonra 3.5 kilo verdi

23 Mayıs’ta CHP Genel Başkanlığı’na seçilen Kılıçdaroğlu, tüm Türkiye’yi dolaşmaya karar verince, kilo kaybetmeye başladı.

40 gündür her hafta sonu Anadolu illerini karış karış gezen Kılıçdaroğlu, yoğun tempoya dayanamadı. 67 kilodan 63.5′a düşen Kılıçdaroğlu’na ilk müdahale doktorundan geldi.

Doktoru, 3.5 kilo veren CHP liderinin kilosuna dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Aksi halde Kılıçdaroğlu’nun önemli sağlık sorunları ile karşılaşabileceği açıklandı.

Kilosu zaten düşük olan Kılıçdaroğlu’na doktoru, özel bir yemek listesi hazırladı. CHP lideri için sebze-meyve ağırlıklı özel bir liste yapıldı.

Doktorundan  uyarı alan Kılıçdaroğlu’nun verilen listeye uymaya başladığı öğrenildi.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Küfür yiyeceğini bile bile Saadet’i yazdı

Numan Kurtulmuş’a bayrağı devretmesi gerektiğini öğütleyen Vakit gazetesi yazarı, bu yazıyı Saadet Partililerden küfür ve hakaret yiyeceğini bile bile yazdığını söylüyor.

“Ağabeyler ve Numan Kurtulmuş”

Hani bir atasözümüz vardır, “açtırmayın kutuyu, söyletmeyin kötüyü” derler.

Mümkün mertebe Saadet Partisi ile ilgili yazmamaya özen gösteririm. Ne kutuyu açmak, ne de kötü olmak isterim.
Çünkü iyi de yazsam, kötü de yazsam küfür yiyorum. İyi yazdığım zaman “Haa nihayet anladın” deyip ağızlarına geleni söylüyorlar. Eleştirdiğim zaman da yine bir yığın ağza alınmayacak hakaret ve küfür savuruyorlar.
Hatta birkaç kez İstanbul İl Başkanı sevgili dostum Erol Erdoğan’a durumu ilettim, “Yahu bu işin bir çözümü yok mu? Tabandaki bu tahammülsüzlükleri; seminerlerle, yazılarla, konuşmalar ve görüşmelerle halledemez misiniz” dedim.
Neyse, yine küfür ve hakaret yiyeceğimi bile bile, iyi niyetle ve samimi bir şekilde hatta sınırsız objektif olacak bir tarzda, bir iki şey söylemek isterim. Aman öncelikle şunu belirteyim.
Yazacaklarımdan dolayı beni eleştireceklerin, küfür edeceklerin ve hakaret edeceklerin bir kere yaşının 45’in üzerinde olması lazım. Bu yaşın altındakilerin henüz babaları ve anneleri evlenmemişken, ben bu davanın içinde ve malum büyüklerin çok yakınındaydım. Ne yediklerinden, ne içtiklerinden ve nasıl yaşadıklarından haberdarım.
Bunları söylerken işkembeden atmıyorum, “Siyasal İslam’ın Dünü Bugünü” diye uzun bir çalışma yaptım ve çalışmayı yayınlamadım. Baktım ki, “faydasından çok zararı olacak. Kaş yaparken göz çıkarmanın kimseye yararı olmayacak”, bu düşünceyle vazgeçtim.
Mesela küçük bir örnek vereyim.
Röportaj yaptığım eski bir MSP’li vekil, Refah Partisi döneminde dışarıda kalınca Erbakan Hocam’a ateş püskürüyordu. Konuşmayı kayda almıştım ama böyle bir konuşmayı bırakın yazmayı, anlatmayı bile hoş karşılamadığım için sildim. Ve aynı sayın eski vekil, ne yaptı ne etti, Saadet Partisi’nden aday olunca, Erbakan hocama toz kondurmadı.
Onun için olabildiğince Saadet Partisi üzerine yazı yazmamaya gayret ediyorum. Sadece Erbakan hocama olan saygım yüzünden bunu yapıyorum. Ha bu, Numan Kurtulmuş’a karşı yapılanları hoş karşıladığım anlamına gelmesin. Asla hoş karşılanacak bir davranış değil yapılanlar. Gerçi Numan Kurtulmuş da bir ilk değil zaten.
MSP döneminde, Refah Partisi döneminde, Fazilet Partisi döneminde, bu ve buna benzer nice kumpaslar olduğu için parti bir türlü kendisini toparlayamamıştır. Partinin tavanında iyi bir teşebbüs ruhu vardır ama kötü bir işletmecilik hâkimdir. Ne demek istediğimi anlayan anlar.
Şunu da belirtmek gerekir..
Hepsi de siyasetin dışında iyi insanlardır, hepsi iyi bir ağabey, iyi bir baba ve iyi bir arkadaştır. Yalnız siyasi hırs noktasında, bazı insanî zaafları sözkonusudur..
Büyük bir aile terbiyesi almış, siyasette nezaket timsali olarak gösterilecek olan Numan Kurtulmuş; kişilik, kimlik, bilgi birikimi ve tecrübe bakımından önemli bir isimdir ve toplumun bütün kesimlerini kucaklayacak bir karaktere sahiptir.
Numan Kurtulmuş’un bu yapısı, partinin ellerinden çıkacağı endişesi taşıyan bazı kişilerin hırslarını tahrik etmektedir.
Sonuçta isteniyor ki; Numan Kurtulmuş’un ağzından çıkacak her sözden, önce ağabeylerin haberi olsun.. Hatta Numan bey hiç konuşmasın.
Numan Kurtulmuş iş başına geldiği günden beri bu sıkıntıyı yaşıyor aslında.
Eğer yanılıyorsam inkâr edebilir.
O sebeple derim ki “Sayın Numan Kurtulmuş, size rahat vermeyecekler, ümmet adına bir hayır işleyin ve kim istiyorsa bayrağı teslim edin.”

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

MHP pankartına polis müdahalesi / GALERİ

MHP Aydın İl Başkanlığının bulunduğu binaya partililerce asılan pankartın polis tarafından kaldırılmak istenmesi üzerine gerginlik yaşandı.

MHP Aydın İl Başkanlığının bulunduğu binada, partililerce yaklaşık 20 gün önce asılan ”Sen açıldıkça analarımız ağlıyor” pankartını indirmek isteyen polislere partililer karşı çıktı.

MHP’liler, aynı binada bulunan AK Parti İl Başkanlığına asılan ”Şehit üzerinden siyaset yapanlar şehit kanıyla boğulacaklar” pankartının indirilmesini isteyince uzun süre tartışmalar yaşandı.

Polis ekipleri AK Parti’nin pankartını indirdikten sonra bu kez itfaiyeyi çağırarak MHP’lilerin pankartını indirmek istedi.

Bu arada olayı duyan çok sayıda MHP’li ve MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, başkanlığın bulunduğu binanın önüne geldi.

Uzunırmak’ın tepki göstermesi üzerine Aydın Belediyesine ait itfaiye aracı olay yerinden ayrıldı.

Burada bir açıklama yapan Uzunırmak, pankartın indirilmesinin yasal olmadığını öne sürdü.

Valinin suç işlediğini savunan Uzunırmak, ”Aydın valisi iktidar gücünü, kamu gücünü yanlış kullanıyor. Bir hukuk kuralı olmadan savcının, hakimin kararı olmadan bu uygulamalar yanlıştır. Bu uygulamalar ülkeye hayırlar getirmez” dedi.

Bölgeye tesadüfen geldiklerini anlatan Uzunırmak, itfaiye aracının görev kağıdının bulunmadığını, polislerin de hangi görev ve yetkilendirme ile geldiğinin belli olmadığını öne sürdü.

MHP Aydın İl Başkanı Hasan Muti de demokratik açılıma tepkilerini, demokratik yollardan ortaya koymak için hazırladıkları pankartın indirilmek istenmesine anlam veremediklerini söyledi.

GERGİN ANLAR

Açıklamaların ardından Milletvekili Uzunırmak olay yerinden ayrılırken, partilileri sakin olmaya davet etti.

Uzunırmak’ın olay yerinden ayrılması sırasında polis ile partililer arasında kısa süreli arbede yaşandı.

Bu arada, olay yerinden ayrılan Aydın Belediyesine ait itfaiye ekibi yerine Sultanhisar Belediyesine bağlı itfaiye ekibi bölgeye geldi.

Bazı partililerin pankartı indirmek isteyen itfaiye görevlilerine tepki göstermesi üzerine Çevik Kuvvet’e bağlı polisler binanın 3. katına itfaiye aracının merdivenlerinden çıkarak pankartı indirdi.

Partililer de bu sırada ”Şehitler ölmez vatan bölünmez” şeklinde slogan attı.

Pankartın indirilmesinin ardından grup dağıldı.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Irak ‘ın Kuzeyinde Kerkük ‘de PATLAMA!

Büyük patlamanın gerçekleştiği Irak’ın kuzeyindeki Kerkük kentinde valilik binası yakınında bomba yüklü araçla bir saldırı düzenlendi. Yaklaşık 1 saat önce meydana gelen patlamada 14 kişinin yaralandığı ve Kerkük’teki çeşitli hastanelere kaldırıldığı belirtildi. Yaralılardan üçünün durumunun ise ağır olduğu aktarıldı!.

14 kişinin can verdiği Patlama, bitişik haldeki dört binanın bulunduğu alanda meydana geldi. Bu dört binadan birinin Irak Parlamentosu milletvekillerinden Jale Neftçi’nin evi, Kerkük Vali Yardımcısı’nın evi, Kerkük Din İşleri Müdürlüğü binası ve tartışmalı Sahva (Uyanış) güçlerinin yönetim binası olduğu aktarıldı.

Kerkük’deki patlama ABD güçlerinin desteği ile ilk olarak El Anbar’da oluşturulan Sahva güçleri Irak’ın Bağdat, Kerkük, Bakuba, Tikrit ve son olarak Mehdi Ordusu ve güvenlik güçleri arasında meydana gelen çatışmaların ardından Basra’da oluşturulmuştu. Sahva güçlerinin çoğunluğu Sünni Araplardan meydana geliyor!.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Avrupa Parlamentosunda Öldürünlen Türkler İçin Saygı Duruşu!

Tüm Dünya , özelliklede Türkiyede Avrupa Parlamentosunda (AP), İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere yaptığı saldırıda hayatını kaybeden 9 Türk için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu!.

Açıklama yapan Avrupa Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AAPA) Türk Grubu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Dağı, yaptığı açıklamada, Avrupa Parlamentosunda, Filistinli temsilcilerin önerileri üzerine, İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere yaptığı saldırıda hayatını kaybeden 9 Türk için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulduğunu belirtti!.

Katliam şeklinde ve acımasızca İsrailli askerler tarafından öldürülen 9 Türk için milletler arası bir kurumda ilk defa saygı duruşunda bulunulduğunu vurgulayan Dağı, ayrıca AP’nin saldırıda ölenler için ilk kez ”şehit” ifadesini kullanarak İsrail’i kınayan bir deklarasyon yayınladığını kaydetti!.

AKP Ankara Millet Vekili Zeynep Dağı, İsrailli temsilcinin itirazlarına rağmen AP’nin iki hafta içinde İsrail’i ikinci defa kınadığına işaret ederek, AP’de saldırıyla ilgili milletler arası soruşturma talep eden bir de karar aldığını bildirdi!.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Çiçek: Kılıçdaroğlunun mevzi ziyareti önemli

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun mevzi ziyaretini olumlu bulduklarını belirterek Kılıçdaroğlu’nun bundan sonraki değerlendirmelerinde değişiklik olacağını söyledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Kuzey Irak’a operasyona ilişkin olarak, bu operasyonların, hükümetin bilgisi dahilinde bügüne kadar devam ettiğini, gereği varsa bundan sonra da devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Yiğit Akü ile Forum Mühendislik’in düzenlediği, Türkiye’de üretilen ilk hibrit dönüşümlü araç tanıtım toplantısına katılan Çiçek, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Çiçek, ”terör olaylarının artmasıyla birlikte Kuzey Irak’a operasyonlarda artış olacak mı?” sorusu üzerine, 17 Ekim 2007′de terörle mücadelede önemi sebebiyle hudut ötesi operasyonlara imkan veren bir tezkereyi TBMM’den geçirdiklerini hatırlatarak, o tezkerenin halen yürürlükte olduğunu, ihtiyaç hasıl olduğunda gereğinin yine yapılacağını söyledi.

TEZKERE HALEN YÜRÜRLÜKTE

Terörle mücadelede sonuna kadar kararlı olduklarının altını çizen Çiçek şöyle devam etti:

”Hududu, şümulü ve gereği Genelkurmay Başkanlığımızca tayin ve takdir edildiği ölçüde bu operasyonlar bugüne kadar devam etti, Hükümetin dahilinde. Gereği varsa bundan sonra da devam edecektir. Bu da şunu gösteriyor; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve devleti olarak terörle mücadelede sonuna kadar kararlıyız.”

Bu konuda karar almakta hiçbir zaman gecikmediklerini ve tereddütleri olmadığını belirten Çiçek, ”bugün de böyle bir tereddütümüz söz konusu değil. İhtiyaç hasıl olduğunda gerekli değerlendirmeleri güvenlik güçlerimiz yapıyor, Genelkurmay Başkanlığı yapıyor, bize de bilgi veriyor, ondan sonra bu operasyonlar yapılıyor. Bundan sonra da ihtiyaç varsa yapılacaktır” dedi.

”KILIÇDAROĞLU’NUN SINIR BÖLGESİNE ZİYARETİ FAYDALI OLMUŞTUR”

Cemil Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sınır bölgesine yaptığı ziyarete ilişkin bir soru üzerine, gazetecilere şu yanıtı verdi:

”Siyasi parti liderlerimizin, mümkünse sizlerin, bu üzücü olayların meydana geldiği bölgeye ziyaret yapmaları, coğrafyayı yakinen görmeleri bence son derece faydalı olur. Bu ziyaret, bu manada faydalı olmuştur.

”Türkiye’yi tanımadan, orada olup biten işler nasıl oluyor? Orada görev yapan güvenlik güçleri hangi şartlar altında öylesine fedakarane bir mücadeleyi sürdürüyor? Bunu Ankara’dan değerlendirmek doğru olmuyor. Daha evvel de söyledim. Bizim insanımız bazen Elmadağ ile Kandil Dağı’nı karıştırıyor. Onun için biraz da bilmeden, tanımadan görüş sarfediyorlar. Bu da güvenlik güçlerimizin moralini bozuyor.”

Çiçek, son ziyarette de bu konunun gündeme geldiğini, Başbakan ve kendilerinin, bu ziyaretlerin değişik kesimler, en başta diğer parti liderleri ve konuya ilgi duyan, bunu yorum, görüş, müzakere konusu yapan kesimlerin de bu ziyaretlerinde fayda gördüklerini kaydetti.

Dolayısıyla bir ana muhalefet partisi lideri olarak, bu ziyaretin, bu manada olumlu olduğunu ifade eden Çiçek, ”ümit ediyorum ki, değerlendirmeleri de herhalde gitmeden önceki duruma göre biraz daha farklı olacaktır, olmalıdır” dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Kılıçdaroğlu’nun ziyaret bölgesinde ayakta durması ile ilgili olarak da, ”Ayakta durdu durmadı tarzındaki bir iş, işin magazin kısmı. İnsanların hayatını ortaya koyarak, canını vererek, bu ülkenin birliği, dirliği için mücadele verirken, bu tip konuları magazin konusu yapmak işin ciddiyeti, önemiyle de bağdaşmaz” diye konuştu.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Çelik’ten Kılıçdaroğlu’na Don Kişotlu ima

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Erdoğan’ın mevzide çömelmiş halini Atatürk’ün durumuyla kıyaslayanlara Köroğlu’yla, Kılıçdaroğlu’nun mevzi gezisini ise Cervantes’le açıkladı. İşte ilginç sözler:

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, ”Ben siperde otururum çömelirim, çömelmem gibi tartışmalar çok abes bir tartışmadır” dedi.

AK Parti Hendek İlçe Başkanlığı danışma toplantısına katılan Çelik, burada kardeşlik mesajı içeren pankartla karşılandı.

Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Çelik, ”CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sınır karakollarını ziyaretinde çömelmediği” yönündeki haberlere ilişkin soru üzerine, bu yöndeki tartışmaların talihsizlik olduğunu söyledi.

Çelik, söz konusu durumun işin uzmanı askerlerce belirlendiğini ifade ederek, ”Kum torbalarını başınızın hizasına kadar koyarsanız, çömelmeye gerek yoktur. Onu dizayn edenler de işin uzmanı askerlerdir. Sayın Başbakan giderken de bunu yaparlar. Cesur olmakla, ahmak olmayı birbirine karıştırmamak gerekir. Cesur olmak; Don Kişot olmak anlamına gelmez” dedi.

Gayri nizami bir silahlı güçle mücadele edildiğini anlatan Çelik, oradaki uzmanların görüşlerine uymak gerektiğine dikkati çekti.

Çelik, durumun Atatürk’le mukayese edildiğini belirterek, Atatürk’ün cephede nizami güçlere karşı savaştığını, birbirinden farklı iki durumun karıştırılmaması gerektiğini kaydetti.

Bu tür durumlarda ”kabadayılık” olmayacağını vurgulayan Çelik, ”Biliyorsunuz ki Köroğlu’nun meşhur bir sözü vardır: ‘Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu’ , ‘Kurşun bana isabet etmez’ diye bir şey yoktur. Körü körüne, pisi pisine, devlet adamlarımızın hatta siyaset adamlarımızın harcanması doğru bir şey midir? Ben siperde otururum, çömelirim, çömelmem gibi tartışmalar, çok abes bir tartışmadır” diye konuştu.

Çelik, gazetecilerin, İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu’nun AK Parti’den istifasına ilişkin sorusunu, ”Kendi kararlarıdır. Hayırlı olsun” şeklinde yanıtladı

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati

Kılıçdaroğlu gazeteci götürmedi açıklaması!

CHP Genel Merkezi, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ’sınır bölgesine yaptığı ziyarette kendisine eşlik eden gazetecileri seçerek götürdüğü’ iddialarının gerçek dışı olduğunu, geziye gazeteci götürülmediğini bildirdi.

CHP Genel Merkezi’nden bugün bir gazetede yer alan ”Kılıçdaroğlu’na eşlik eden gazetecilerin Kılıçdaroğlu tarafından özel olarak seçildiği ve bu kişilerin Genelkurmay nezdinde enforme edilip, ziyaretin gün ve saatiyle ilgili kamuoyuna önceden bilgi vermemeleri konusunda uyarıldıkları, ziyarete İHA, CHA gibi ajansların yanı sıra devlet ajansı olan AA’nın da götürülmemesi sansür olarak yorumlandı” yönündeki iddialar üzerine açıklama yapıldı.

Geziye gazeteci götürülmediği vurgulanan açıklamada, ”gazetenin kamuoyuna duyurduğu tüm bilgilerin bütünüyle gerçek dışı olduğu” ifade edildi.

Bu konuyu arkadaşlarınla paylaş:
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Live
  • Technorati