Chat.com.tr
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
Türkiye’nin güncel haber ve blog servisi!
23.Ağu.2010
İran, ilk uzun menzilli insansız savaş uçağını dün kamuoyuna tanıttı. ‘Kerrar’ adlı insansız uçak, 4 metre uzunluğunda ve 4 cruise füzesi taşıyabiliyor.
İsrail’e kadar ulaşamayan Kerrar’ın menzili 1000 kilometre. Saatte 900 kilometre hıza varabilen ve yüksek irtifada uçabilen insansız uçak, belirlenen hedeflere bomba fırlatabilme özelliklerine sahip. Kerrar ayrıca iki 113 kilogramlık bomba ya da tek 204 kilogramlık bomba taşıyabiliyor.
1980′lerin sonlarından bu yana kendi insansız savaş uçaklarını geliştirme çabası içinde olan İran’ın, yeni bazı silah ve araç gereçlerin tanıtımını yapması da bekleniyor.
12.Ağu.2010
AYDIN’ın Kuşadası İlçesi’nde, para karşılığı bir başkasının suçunu üstlenerek hapis yattığını iddia eden 47 yaşındaki A!.
AYDIN’ın Kuşadası İlçesi’nde, para karşılığı bir başkasının suçunu üstlenerek hapis yattığını iddia eden 47 yaşındaki A.İ., parasını alamayınca pişman olup kendisini ihbar etti. A.İ.’nin asıl suçluların yakalanmasını istediğini söylediği öğrenildi!.
İnşaatlarda boyacılık yaptığı öğrenilen A.İ., Kuşadası Emniyet Müdürlüğü’nü telefonla arayıp kendisi hakkında ihbarda bulunacağını belirtti. Bulunduğu yeri polise bildirmesi üzerine yanına gelen ekipler, A.İ.’yi gözaltına alarak Kuşadası Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü. Emniyet Müdürlüğü’nde, bir yıl Ünce ıalıştığı işyerine gelen O.S.’nin, bir akrabasının yerine cezaevine girmesi karşılığında 30 bin TL para teklif ettiğini kendisininde kredi kartı borcundan dolayı teklifi kabul ettiğini söyleyen A.İ., “O.S’ye şı fotoğrafımı verdim. O.S, bu fotoğraflarla bana İzmir’deki akrabası M.G. adına sahte kimlik ııkarttı. Bu kimlikle Ankara’ya giderek, polis merkezine yakın bir kahvehanede oturmaya başladım ve O.S.’nin bulunduğum yeri polise bildirmesi şzerine sahte kimlikle M.G. yerine yakalanarak gözaltına alındım” şeklinde ifade verdiği öğrenildi!.
M.G.’nin işlediği ‘Ateşli silahlar kanuna muhalefet’ suçundan dolayı bir yıl Sincan L Tipi Kapalı Cezaevi’nde hapis yattığını sÜyleyen A.İ., tahliye olduktan sonra kendisine vadedilen paranın verilmemesi nedeniyle yaptığından pişman olduğunu ve şşpheliler O.S ve M.G’den şikayetıi olduğunu belirtti.A.İ. hakkındaki işlemlerin tamamlanmasının ardından sevkedildiği adliyede Cumhuriyet Başsavcısı’na verdiği ifadenin ardından serbest kaldı.MDNMMDNM Firari olan O.S. ve M.G.’nin arama çalışmalarının sürdürüldüğü bildirildi!.
AYDIN, (DHA)
10.Ağu.2010
İstanbul, Avcılar’da denizde tutunduğu pet şişe su alıp batınca panikleyip kaybolan gençten bir daha haber alınamadı.
Sıcak hava nedeni ile serinlemek için Avcılar Ambarlı sahilinde denize giren iki kuzenden biri denizde kayboldu.
Edinilen bilgiye göre amcasının oğlu 19 yaşındaki Cevat Pekediz ile akşam saat 17:00 civarında serinlemek amacı ile Avcılar Ambarlı sahilinde denize giren 20 yaşındaki Olcay Sancar denizde pet şişeye tutunakar yüzerken bir süre sonra suda kayboldu. Kuzeninin battığını gören Cevat Pekediz kurtarmaya çalıştı ancak başaramadı. Hızla sahile çıkan Pekediz vatandaşlardan yardım istedi. Durumu haber alan vatandaşlar durumu sahil güvenlik ekipleri ve polise bildirdi. Bölgeye gelerek hava kararana kadar arama yapan ekipler bir ize rastlamayınca gün ışığında tekrara arama yapmak üzere bölgeden ayrılırken durumu haber alan Sancar’ın yakınları sahile koştu. Sancar’ın annesi, babası ve yakınları gözyaşları içinde sahilde bekledi. Ekiplerin ayrılmasının ardından aile kendi imkanları ile denizde arama yapmaya devam etti. Esenyurt Yeşilkent’te ailesi ile kaldığı öğrenilen Sancar’ın bir ayakkabı firmasında gece işçisi olarak çalıştığı ve 1 ay sonra askere gitmeyi planladığı öğrenildi.
Kuzeni gözleri önünde suda kaybolan Cevat Pekediz ise , “Saat bir gibi kuzenim ile geziyorduk. Kendimize kot ayakkabı alacaktık. Sahilde tur atalım dedik. Sahilde kimse yoktu, hadi yüzelim dedim. Beraber yüzüyorduk. Ben başka bir kişi ile ilerdeki tekneye kadar yüzelim dedim. O da arkamızdan geliyordu, pet şişeye tutunarak. Pet şişe onu havada tutuyordu. Fazla yüzme bilmiyordu. Pet şişe batınca panikledi. Ben de teknede oturuyordum. Geldim kurtarmaya ama kurtaramadık. Sahile çıkıp yardım aradım. Aradan 5 saat geçti, sadece polis geldi. Ne can yeleği var ne bir şey” dedi.
Sahilde denize giren vatandaşlar bu noktada arama kurtarma ve deniz polisi gibi resmi ekiplerin bekletilmesini istedi.
10.Ağu.2010
Gece operasyonu ile, Şişli’de Bir Masaj Salonuna Yapılan Fuhuş Baskınında 10′u Kadın 15 Kişi Gözaltına Alındı. Zanlılar, Haklarında Yasal İşlem Yapılmak Üzere Asayiş Şube Müdürlüğü’ne Götürüldü. Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği Ekipleri, Şişli’deki Bir Masaj Salonunda Fuhuş Yapıldığı İhbarını Aldı. Polis Ekipleri, İşyerine Müşteri Olarak Girdi!.
İhbar üzerine istanbul Şişli’de bir masaj salonuna yapılan fuhuş baskınında 10′u kadın 15 kişi gözaltına alındı. Zanlılar, haklarında yasal işlem yapılmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.
Fuhuş operasyonunu düzenleyen, Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği ekipleri, Şişli’deki bir masaj salonunda fuhuş yapıldığı ihbarını aldı. Polis ekipleri, işyerine müşteri olarak girdi. Polis, çalışanlarla yaptığı fuhuş pazarlığının ardından operasyonu başlattı. Masaj salonuna yapılan baskında fuhuş yaptığı ve yaptırdığı iddiasıyla aralarında işletme sahibinin de bulunduğu 10 kadın ile 5 müşteri gözaltına alındı. Polis minibüsüne bindirilen 15 zanlı, Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü. Gözaltına alınan kadınlar, basın mensuplarına görüntü vermemek için yüzlerini gizlemeye çalıştı. Zanlılar hakkında yasal işlem yapılacağı bildirildi. (Cihan Haber Ajansı)
10.Ağu.2010
Suudi Arabistan Hükümetinin İki Yıl Önce Başlattığı 20 Senelik Kalkınma Planı Çerçevesinde Mekke’nin ‘Dünyanın En Güzel Şehri’ Haline Getirilmesinin Hedeflendiği Bildirildi.
Alınan bilgilere göre, Suudi Arabistan hükümetinin iki yıl önce başlattığı 20 senelik kalkınma planı çerçevesinde Mekke’nin ‘dünyanın en güzel şehri’ haline getirilmesinin hedeflendiği bildirildi!.
Yerel medyada çıkan haberlere göre Mekke Prensi Halid El Faysal, işadamları ve yatırımcılarla hafta sonu yaptığı bir toplantıda ‘Eğer kutsal Mekke şehrini dünyanın en güzel şehri yapmak için çalışmazsak, Allah’a hesap vermek zorunda kalırız’ dedi!.
El Faysal, şu anki şartların uygun olduğunu, liderlerin tam desteğini aldıklarını ve ülkede finansal açıdan zenginlik yaşandığını hatırlatarak hedeflerine ulaşmalarının mümkün olduğunu vurguladı!.
Prens, dünyanın en büyük petrol ihracatçısının 20 yıllık kalkınma planını uygulamaya koyduğunu ve her yıl dünyanın farklı yerlerinden gelen milyonlarca müslümanın ziyaret ettiği Mekke’yi daha güzel hale getireceklerini belirtti. Prens, ‘Dünya üzerindeki en kutsal mekana yakışacak yol ve ulaşım ağına sahip olmalıyız ve bu şehri dünyanın en güzel yeri haline getirmeliyiz’ dedi!.
Yetkiliye göre plan dahilinde özellikle hac sezonunda hacıların hareketini kolaylaştırma amacıyla şehir içi ve yakın çevresinde yeni yol çalışmaları ve inşaatlar üzerine yoğunlaşılacak. Yani , Dünyanın en güzel şehiri MEKKE olacaktır. (Cihan Haber Ajansı)
20.Tem.2010
Yunanistan’da Richter ölçeğine göre 4.6 büyüklüğünde yer sarsıntısı meydana geldi.
Atina Yerbilimleri Enstitüsü, sarsıntının merkez üssünün Mora Yarımadası’nın güneyinde yer alan Methoni yerleşim yerinin 100 kilometre güney açıığında olduğunu bildirdi.
Saat 06.10′da 46 kilometre derinlikte meydana gelen sarsıntının can ve mal kaybına yol açmadığı kaydedildi.
Atina’nın 235 kilometre güneybatısında yer alan Methoni yerleşim yerinin 70 kilometre açıklarında, 13 Temmuz’da da 4.7 büyüklüğünde bir sarsıntı yaşanmış, sarsıntıda herhangi bir can veya mal kaybı meydana gelmemişti.
18.Tem.2010
Hamburg’da ilkokullardaki eğitimin dört yıldan altı yıla çıkarılmasını öngören eğitim reformu için halk oylaması yapılıyor. Eğitim sisteminin eyaletlere göre farklılıklar gösteridiği ülkede yeni reformlarlar öngörülüyor.Almanya’da öğrenciler, genelde dört yıllık ilkokul eğitiminin ardından, derslerindeki başarı seviyesine göre farklı okullara ayrılıyor. Başarılı öğrenciler, “Gymnasium” adı verilen orta ve devamında lise eğitiminin verildiği genel liselere girmeye hak kazanırken, bu okullara giremeyen öğrencilere orta okul düzeyinde çeşitli seçenekler sunuluyor.
Referandumun yapıldığı Hamburg’da da eyalet hükümeti, ilkokul süresinin dört yıldan altı yıla çıkarılmasını ve öğrencilerin yedinci sınıftan itibaren notlarına göre farklı okullara ayrılmasını amaçlıyor. Hamburg eyaletindeki Yeşiller-Hrıstiyan Birlik Partileri koalisyonunun söz konusu önerisine karşı çıkanlar, bu değişikliğin referanduma götürülmesi gerektiği konusunda ısrarcı olmuştu.
Alman öğrencilerin karnesi zayıf
Ancak çeşitli reform girişimlerine rağmen, Alman öğrenciler uluslararası araştırmalara göre “en başarılı öğrenciler” arasında yer alamıyor. Araştırmalarda birinci gelemeyen Almanya’nın eğitimin başka bir alanında ise kırılamayan bir rekoru var: Almanya birbirinden farklı 16 eğitim sisteminin geçerli olduğu tek ülke. Yani, Almanya’da her eyaletin kendine özgü bir eğitim sistemi var. Berlin’deki Sosyal Araştırmalar Bilim Merkezi’nden Dr. Rita Nikolai, eyaletler arasında okul değiştirmenin giderek zorlaştığına dikkat çekiyor.
Nikolai,”Çocukların daha kötü bir okula, örneğin genel liselerden daha düşük seviyeli bir okula düşme ve sınıfta kalma ihtimali yükseliyor, çünkü eyelatelerin müfredatları birbirinden çok farklı. Yani Bremen’de ya da Hamburg’da öğretilenler, Bavyera ve Baden-Württemberg’de öğretilenlerle aynı değil” diyor.
16 ayrı eyalet, 16 ayrı eğitim sistemi
Örneğin Hessen eyaletinde altıncı sınıftan itibaren ikinci yabancı dil öğrenme imkanı sunulurken, diğer eyaletlerde ikinci yabancı dil eğitimine yedinci sınıfta başlanıyor. Bir öğrenci, altıncı sınıfta başka bir eyaletten Hessen’ taşındığında, bir yıllık yabancı dil açığıyla karşı karşıya kalıyor. Öğrencinin altıncı sınıfı tekrar mı edeceği, yoksa ek yabancı dil dersleri mi alacağı konusundaki karar ise okullara bırakılıyor.
Almanya’nın pek çok eyaletinde gelecek yıl için büyük eğitim reformları öngörülüyor. Örneğin Berlin’de yaz tatilinin ardından farklı düzeydeki tüm orta okullar, ‘ikinci derece okul’ adı altında birleştirilecek. Saar eyaletinde ise ilkokulun süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılmasına karar verildi.
Almanya’da, devlet ile eyalet yönetimleri 2006 yılında, eyaletlere eğitim alanında daha fazla yetki tanınmasını öngören değişiklik üzerinde uzlaşmaya varmıştı. Ortak eğitim standartları, karşılıklı olarak diplomaların tanınması gibi konular ise düzenli aralıklarla toplanan Kültür Bakanları Konferansı’nda ele alınıyor. Konferansta bir araya gelen 16 eyaletin bakanının bu sorulara ortak bir yanıt bulması bekleniyor. Thüringen eyaleti Kültür Bakanı Christoph Matschie, ortak eğitim politikası belirleme yetkisinin devletten alınmış olmasını eleştiriyor.
Matschie, “Bence, eğitim politikasında, Berlin’de, Erfurt’ta ya da Hamburg’da okula giden çocukların aynı standartlara sahip olmasını sağlamak için çabalamamız şart. Aslında bu yetkinin devlette kalması gerekiyordu, ama buna engel olundu” değerlendirmesinde bulunuyor.
17.Tem.2010
İspanya’nın Dünya Kupası’nı kazanması halinde turnuva sırasında satılan malların parasının geri iade edileceğine ilişkin duyuru yapan ancak bu vaatlerini yerine getirmeyen Toshiba ve Tom Tom firmaları hakkında suç duyurusunda bulunuldu.
Güney Afrika’daki Dünya Kupası öncesinde İspanya’da promosyon başlatan ve turnuva boyunca televizyon, bilgisayar türü elektronik eşya alanlara İspanya’nın Dünya Kupası’nı kazanması halinde paralarını geri iade etme sözü veren iki firma, vaatlerini yerine getirmeyince tüketicilerden büyük tepki aldı.
İki firma, tüketicilerin paralarını geri almaları için daha önceden internetteki sitelerine kayıt olmaları gerektiğini savunup, kaydolmayan müşterilerine para iadesi yapmazken tüketici dernekleri internete kayıt konusunun sonradan çıkarıldığını, tüketicinin aldatıldığını savundu.
Tüketici derneği FACUA, kendilerine yapılan çok sayıda başvurudan sonra reklam örneklerini toplayarak Toshiba ve Tom Tom firmaları hakkında İspanya Sağlık Bakanlığına bağlı Ulusal Tüketim Enstitüsüne suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.
17.Tem.2010
Suriye Devlet Başkanı Esad, İsrail’le aralarındaki sorunların çözümünde Türkiye’nin vazgeçilmez olduğunu söyledi. ‘İsrail Türkiye’yi süreçten uzaklaştırmak istedi’ diyen Esad’ın PKK-İsrail iddiası ise şöyle:
İspanya’ya yaptığı son ziyaret sırasında ‘Türkiye, İsrail ile ilişkilerini bozarak bölgesel barış konusundaki rolünü ortadan kaldırdı’ dediği iddia edilen Suriye lideri Beşşar Esad bir grup Türk gazetecisini kabul ederek, Türkiye-Suriye ilişkilerini değerlendirdi.
Türk liderleri ile olan karşılıklı ve mutlak güvene dayanan dostluğuna dikkat çeken Esad ‘İsrail ile barış konusunda Türkiye’ye bir alternatif bulunmadığını, İsrail’in başından beri Türkiye gibi dürüst bir arabulucu istemediğini, bu nedenle Türkiye’yi bu süreçten uzaklaştırmak istediğini” söyledi.
İSRAİL’İN EYLEMİ ‘TERÖRİST’
Esad, ‘İsrail’in Türkiye’ye yönelik bu tür saldırıları aslında yardım gemilerine yönelik terörist saldırısından önce başladı. İsrail bu saldırıyı Türkiye’nin Suriye’den yana olmasından değil; tersine tarafsız olması yani kendisinden yana olmaması nedeniyle gerçekleştirdi. Buna rağmen, Türkiye sürekli olarak kendi konumunu korumak, İsrail ile normal ilişkilerini sürdürmek ve bu ülke ile ilişkilerini normalleştirmek amacıyla özel çaba harcadı” dedi.
İsrail’in Gazze’ye yardım gemilerine yönelik saldırısını ‘terörist bir eylem’ olarak niteleyen Esad, ‘Dokuz vatandaşını kaybeden Türkiye, İsrail’in bu cinayetini unutmayacaktır. Bu nedenle biz Türkiye’nin tekrar arabuluculuk pozisyonuna dönmesini isterken, hiçbir şekilde İsrail’den yerine getirmesini istediği haklı taleplerinden vazgeçmesini isteyemeyiz” diye konuştu.
TÜRKİYE’YE GARANTÖR ROLÜ
Kendisini ziyarete gelen tüm Amerikalı ve Avrupalılara Suriye’nin barış konusunda hep kararlı davrandığını söylediğini anlatan Esad, şöyle konuştu: ‘Bizim bu konudaki tavrımız net. Gelen herkese ‘Gidin, önce İsrail’e baskı yapın’ diyoruz. Bu nedenle İsrail ile Türkiye arasındaki gerginlik, bizim barıştan ve Türkiye’nin rol ile çabasından vazgeçeceğimiz anlamına gelmez ve gelmeyecektir. Biz, Türkiye’nin rol ve arabuluculuk çabasının başarısına inanıyor ve güveniyoruz. Biz bu konuda Türkiye’den daha güvenilir ve başarılı bir ülke bulursak hemen ona yöneliriz. Çünkü, biz barış istiyoruz. Ancak biz böyle bir arabulucuyu şimdiye kadar bulamadık’ dedi.
Türkiye’nin rolünün, temel rol olduğu ve alternatifinin olmadığını vurgulayan Esad, ‘Bu nedenle, herkes Türkiye’nin arabulucu rolüne geri dönüp dönmemesini değil de, İsrail’in barışa yönelik gerçek niyetini sorgulamalıdır’ ifadesini kullandı.
İSRAİL’İ TANIMIYORLAR
Birçok Avrupalı ve hatta bazı Amerikalıların da aynı şeyi düşünmeye başladığına işaret eden Esad, sözlerine şöyle devam etti: ‘Biz hep Türkiye’nin rolünün vazgeçilmez, alternatifsiz ve başrol olduğunu söylüyor ve dolaylı görüşmelerde büyük başarı sağlayan Türkiye’nin dolaysız görüşmeler sürecinde de diğer ülkelerle birlikte önemli bir rol üstlenmesini savunuyoruz. Diğer ülkeler diyorum çünkü son aşamada ve barış anlaşmasının imzalanması sürecinde, başta ABD olmak üzere büyük devletlerin katkısı ve sponsorluğu gerekecektir.’
İsrail konusunda kendilerinin çok deneyimli olduklarının anlatan Esad, ‘1991′de Madrid Konferansı’ndan bu yana 19 yıl geçti ama İsrail barış konusunda bir adım bile atmadı. Batılılar bölge gerçeklerini bilmiyor ve genellikle taraflı davranıyorlar. Ayrıca Türkiye ile olan güven faktörü, diğer ülkeler için geçerli değildir. İşte bu nedenle biz, Türkiye’yi İsrail ile varılacak barış anlaşmasının da garantörü olarak görüyoruz” dedi.
Son dönemde artan PKK saldırıları ile İsrail’in yardım gemilerine yönelik saldırısı arasında bir bağ kurulması ile ilgili bir soruya ise Esad, ‘Bu konu ile ilgili benim bir kanıtım yok. Ancak, Türk istihbaratı İsrail’in PKK ile ilişkilerini bilmektedir” yanıtını verdi. Cumhurbaşkanı Esad ‘Türkiye’nin PKK’ya yönelik af çıkarması durumunda, örgüt içindeki Suriye kökenli Kürtlerin de ülkelerine dönebileceklerini” tekrarladı ve Türkiye’deki Kürt açılımı ile ilgili olarak görüşlerini anlattı. ‘Suriye ve Türkiye’de Kürtler toplumun birer parçasıdır. Yani onlar geçici oturanlar ya da turist değiller. Ancak önemli olan bazı Kürtlerin Batılılar tarafından kullanılmasıdır. Örneğin gemi saldırılarından sonra PKK eylemlerinin artması ya da Batılıların daha yoğun olarak Kürtlerin haklarından söz etmesi ilginçtir” dedi. Esad, Kürt sorununun dış faktörlerden ayrılması gerektiğini vurguladı.
IRAK’TA KÜRTLERİN ROLÜ
Suriye’deki Kürtlerin yurtsever olduklarına ve bölgede yüzlerce terörist Kürt’e karşın milyonlarca Kürt’ün kendi ülkelerinin gelişmesi ve güçlenmesi için çaba harcadıklarına dikkat çeken Esad, ‘Suriye’de de Kürtlere yönelik bir açılım bulunuyor mu?” soruruna, ‘Biz açılımla başka yerlere varmak istemeyiz. Biz Türkiye gibi etnik, dinsel ya da mezhepsel zenginliği olan bir ülkeyiz. Bu nedenle silahını bırakıp siyasallaşmak isteyen Kürt hareketlerini herkes kabul eder” diye yanıtladı.
Irak’taki Kürt Federe Bölgesi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Esad ‘Oradaki durum çok daha farklı ve karmaşık. Kürtler yoğun olarak o bölgede yaşıyor. Ancak burada önemli olan, Kürtler Irak’ın parçalanmasında mı, yoksa daha güçlü ve birleşik kalmasında mı rol alacaklar?” diye sordu. Irak’ta federalizmin hiçbir şekilde etnik ya da mezhepsel temeller üzerinde kurulmaması gerektiğini vurgulayan Esad, Irak’taki Kürtlerin Irak’tan ayrılıkçı tavırlarıyla hakkındaki bir soruya ise, ‘Onların tavırları ile ilgili peşin değerlendirme yapmak anlamsız. Ancak, biz şimdiye kadar Kürt kardeşlerimizden olumlu şeyler duyuyoruz” diye yanıtladı.
GENİŞ KAPSAMLI İŞBİRLİĞİ
Suriye’nin PKK’ya karşı Türkiye ile birlikte çalıştığını ve bu konuda çok geniş ve kapsamlı işbirliği bulunduğunu belirten Esad, bu işbirliğinin son dönemlerde çok farklı içerik kazandığını söyledi. Esad, ister asker ister sivilleri hedef alsın, PKK’nın tüm saldırılarına karşı olduklarını vurguladı.
Amerikan kurumları Obama’ya yardım etmiyor
ABD Başkanı Obama’nın diğerlerinden farklı olarak başka ülkeleri dinlediğine dikkat çeken Esad, ”Başkan Obama, Bush’tan farklı olarak Amerikan politikalarını başkalarına dayatmıyor. Bu nedenle, onun bu tavrını olumlu buluyoruz. Ancak uluslararası ilişkilerde niyetler değil, daha çok ulusal ve karşılıklı çıkarlar geçerlidir. Ne yazık ki, bugüne kadar Başkan Obama’dan net bir adım göremedik. Ama biz Amerika’daki bazı geleneksel kurumların Suriye ve bölgemizle ilgili politikalarda Başkan Obama’ya yardımcı olmadığını biliyoruz. Bu nedenle Obama’yı gerçek anlamda değerlendirebilmek için bir süre daha beklememiz gerekir. Çünkü Irak ve Afganistan’da hiç bir şey değişmedi. Ortadoğu’da barış süreci tamamen durmuş. Terör ise her yerde artıyor. Ekonomik ve mali krizi zaten herkes biliyor” dedi. Her şeye rağmen Amerika’nın tek süper güç olarak kalacağını belirten Esad, Türkiye gibi ülkelerin bölgelerinde etkin olduklarına ve ABD’nin bu ülkelerle iyi işbirliği yapması gerektiğini savundu.
OLMERT YALAN SÖYLEDİ
İsraİl Başbakanı Olmert’in Aralık 2008′de Ankara’ya gelerek Başbakan Erdoğan ile Suriye ile barış konusunda anlaştığını hatırlatan Esad, ‘İsrail asıl o zaman barışı istemediğini kanıtladı. Çünkü bu buluşmadan birkaç gün sonra Gazze’ye saldırdı. Yani İsrail’in Türkiye ile ilişkileri gemilere yönelik saldırısından sonra değil, esas Olmert’in Erdoğan’a yalan söylemesiyle bozulmuştur. Biz başından beri Türkiye’ye güvendik ve barış anlaşmasının imzalanmasında da çok önemli rol oynaması gerektiğine inandık” diye konuştu.
PKK’YA KARŞI ORTAK MÜCADELE
Türk medyasına da yansıyan ‘400 PKK’lının tutuklandığı’ yönündeki haberle ilgili olarak Esad, ‘Ben Cumhurbaşkanı olarak bu tür detayları takip etmem. Önemli olan konunun özüdür. Yani PKK’ya karşı birlikte mücadele etmektir. Ama bu konuda da zaman zaman doğru bilgi verilmemektedir. Örneğin Kürtlerin toprağına el konulması ile ilgili haber. Bu, doğru değil. Biz farklı güvenlik gerekçelerinden dolayı tüm sınırlarımızda toprak mülkiyetleri ile ilgili bir yasa çıkarttık. Ama yasa sanki ‘Kürtleri hedef alıyor’ şeklide yansıtıldı. İşte bu nedenle bence önemli olan sorunun özünü görmektir. Yani yalnızca terör ve teröristlerle uğraşmak yerine terörü önleyici tedbirler almak gerekir. Yoksa teröristleri öldürürsünüz, başkaları ortaya çıkar ve bu işin sonu gelmez’ dedi.
AB üyeliğiniz çok önemli
BEŞŞAR Esad, Türkiye ve dünyada ‘Türkiye’nin ekseninin kaydığı’ şeklindeki tartışmalara ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Esad, ‘Türkiye’de herkes İngilizce, Fransızca, Almanca ya da İspanyolca konuşunca sorun olmuyor da Arapça ya da Farsça konuşulunca neden sorun oluyor?” diye sordu ve ‘Bölgesiyle iyi ilişkileri olmayan bir Türkiye’yi hayal bile edemeyiz’ diye ekledi. Türkiye’nin AB’ye katılmasının çok önemli olduğunu belirten Esad, ‘Çünkü Türkiye’ye olumlu yansıyacak herhangi bir gelişme bize de olumlu yansır. Çünkü biz komşuyuz. Bu nedenle komşuları ile iyi ilişkileri olan Türkiye, Avrupa ile pazarlık ve ilişkilerinde çok daha güçlü olacaktır. Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ilişkileri hiçbir zaman AB’ye alternatif değildir. Unutmamak gerekir ki, Türkiye’yi oyalayan AB’dir. Bu nedenle bize göre bölgesinde güçlü ve saygın bir Türkiye, AB ile ilişkilerinde mutlaka daha güçlü olacaktır. Böyle olunca AB’ye girmek yalnızca Türkiye’nin istemi değil, aynı zamanda AB için de bir gereksinimdir’ diye konuştu. Türkiye ile Suriye ilişkilerinin her alanda iyi olduğuna dikkat çeken Esad, ‘Bu örnek ve ideal ilişkilerimiz bugün bu düzeyde olmasaydı bölgede çok farklı bir durum olabilirdi” vurgusu yaptı.
Son Yorumlar